çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Grup 1980'lerin ortasında müzik basının ilgisini çekmeye başladı.Mitte der 1980er Jahre nahm das Interesse des Publikums an Jazz-Musik ab.
Edward bu sırada vicdan azabı çekmektedir.Nun ist nur noch David bei Bewusstsein.
Exploratorium 1969 yılında açıldı ve şimdi yılda bir milyondan fazla ziyaretçi çekmektedir edildi.Sie findet jährlich im August statt und zieht bis zu einer Million Besucher an.
Doğası, bitki ve kuş türleriyle ziyaretçi çekmektedir.Es wird gerne von Natur- und Vogelbeobachtern, Wanderern und Hobby-Fotografen in Anspruch genommen.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Er vertritt auch libertäre Ansichten.
Buna örnek olarak açlık, susuzluk, yorgunluk, acı çekmek ve ölüm sayılabilir.Beispiele dafür sind Hunger, Durst, Müdigkeit, geschlechtliche Erregung.
Fakat 2008 Temmuz'unda atının tekrar sakatlanması üzerinde adaylığını geri çekmek zorunda kaldı.Im Juni 2008 musste sie ihre Teilnahme jedoch zurückziehen, da Toytown erneut verletzt war.
Tragedya kahramanları günahlarından dolayı vicdan azabı çekmezlerdi.Um ihr Leben mussten die Unterzeichner allerdings nicht fürchten.
Jean Calvin, onun öldürülmesinden dolayı hiçbir zaman vicdan azabı çekmedi.Walter Spiel hat die gegen ihn erhobenen Anschuldigungen niemals dementiert.
İlin bu nitellikleri her yıl çok sayıda turisti ilde bulunan olağandan değişik doğa niteliklerine çekmektedir.Jedes Jahr gibt es hier eine große Krötenwanderung, die unter Naturfreunden viel Beachtung findet.
Elbeyli beylerin, at başı çekmez.Doch die Brüder Kayani ließen sich nicht beirren.
Hayvanı önden çekmek için kullanılan ipe ise yular denir.Das Sammeln der Tiere, die ein Rudel bilden, nennt man rudeln.
Bugünkü Büyük Çekmece yakınlarına kadar ulaşmıştır.Es entstand das heutige Hotel Innere Enge.
Fotoğraf çekmek için yaptığın tüm şey şu butona basmaktır.Tout ce que tu as à faire est d'appuyer sur ce bouton pour prendre la photo.
Fotoğraf çekmeyi seviyor.Elle aime prendre des photos.
Ben onu çekmeceye koydum.Je l'ai mis dans le tiroir.
Sadece dikkat çekmeye çalışıyor.Elle essaie juste de se faire remarquer.
Onu çorap çekmecemde sakladım.Je l'ai dissimulé dans mon tiroir à chaussettes.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.L'opération fut un succès, cependant la famille Schuldiner était en grande difficulté financière.
Buna tepki olarak üye devletler diplomatik temsilciliklerini bu şehirden çekme kararı almıştır.La résolution invite les États membres à retirer leur mission diplomatique de la ville.
Edis, ilk şarkısını "muhtemelen ilgi çekmek amacıyla" 10 yaşındayken yazdı.Edis a écrit sa première chanson à l'âge de dix ans "juste pour attirer l'intérêt".
Cep telefonu her yerde çekmez.Son téléphone portable ne capte rien.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.La raison est que le monde manque d'une nation possédant une véritable attitude à diriger.
Exploratorium 1969 yılında açıldı ve şimdi yılda bir milyondan fazla ziyaretçi çekmektedir edildi.Il a été ouvert en 1969 et attire des millions de visiteurs chaque année.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Il attire ainsi bien des touristes.
Aynı anda itip çekmek de mümkün değildir.Il est également impossible de pousser et de tirer simultanément.
17 Ekim 1931’de, Capone 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve cezasını çekmeye 1932’de başladı.Le 17 octobre, Al Capone est condamné à onze années de prison qu'il purgera à partir de 1932.
Kısa sürede büyük takımların dikkatini çekmeyi başardı.Ses bons résultats ont rapidement attiré l'attention des équipes professionnelles.
Nate onu çekmemeye karar verir ve Jibanyan ve Fısıltı'nın onun için çekmesini ister, ama boşuna.Nathan décide de ne pas le retirer et demande à Jibanyan & Whisper de le retirer, mais en vain.
Yaratıkların kendilerine çekmek için Morpheus ile ilişkili Mr. Sandman şarkısını kullandığını öğrenirler.Ils trouvent que la chanson associée à Morpheus, Mr. Sandman, attire les créatures à eux.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.Le 18 août 1971, l'Australie et la Nouvelle-Zélande ont décidé de retirer leurs troupes du Viêt Nam.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir.""Toute pensée profonde tend vers l'Esprit".
Çekme işi tamamlanınca 5 cm lik parçalar halinde kesilerek servis yapılır.Une fois le poisson nettoyé, il est découpé en morceaux de 5 centimètres.
Cezasını çekmek için Rusya'nın Nijni Tagil şehrine gönderilmiştir.Il fut expédié à Nijni Taguil en Russie pour purger sa peine.
Onu kendi tarafına çekmeye çalışır.Elle cherche de son côté.
Chiwenga, kopya çekmek suçundan harp akademisinden atılmak üzereydi.Chiwenga faillit être renvoyé de l'université du personnel pour avoir triché.
Uzun saçlarıyla dikkat çekmektedir.Elle porte ses cheveux longs.
Edward bu sırada vicdan azabı çekmektedir.Alia s’éveille à la conscience à cet instant.
Okul sonrası, televizyon için belgeseller çekmeye başladı.Quittant l'école, il se met à jouer pour la télévision.
GSM operatörleri belli noktalarda çekmektedir.Les émetteurs du GEE envoient des impulsions à des instants précis.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Il se signala par ses prises de position libérales.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Sa peau est fine sur tout son corps.
Ayrıca canavarları üstüne çekme özelliği sayesinde gruplarda çok faydalı olurlar.Il possède aussi un skill pour attirer les monstres sur lui, très utile en groupe.
Tanrı, ona Mısır’da acı çekmekte bulunan Yahudileri Mısır’dan çıkartma görevini verir.Dieu lui ordonne alors de conduire son peuple hors d'Égypte.
Cep telefonları her yerde tam olarak çekmemektedir.Les lignes de téléphone sont complètement désorganisées.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Le temps de s'accoutumer à de nouvelles règles.
Kopya çekmeyen var mı?Kévin Estre Pas d'image ?
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.Son authenticité attire de nombreux touristes.
Yalnızlık çekmektedir.Je suis solitaire.
Mozaikler hem duvar hem de zeminde dikkat çekmektedirler.Les mosaïques recouvrent alors les sols mais aussi les murs.
Yine kentte kürek çekme kulüpleri yer almaktadır.C’est à lui que l’on doit d’avoir encore du hockey en ville.
Kuşları ve kelebekleri çekme özelliğine sahiptir.Ils attirent oiseaux et papillons.
1928 yılında muhalefetini geri çekmesinden sonra parti üyeliği tekrar verilmiştir.En 1928, son appartenance au parti est rétablie après qu'il a abandonné sa position contestataire.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Elle peint alors des personnages féminins.
Gemi çalıştı ama Fransız Hükümeti'nin ilgisini çekmedi.Cet hélicoptère volait parfaitement bien mais n’intéressa pas le marché français.
Kore filmlerinin bu başarısı Hollywood'un da dikkatini çekmekte gecikmemiştir.Ce film a suffisamment de succès au Québec pour retenir l'attention des studios d'Hollywood.
Bu olay ilk başlarda pek dikkat çekmedi.Et au départ, nous n’y avons pas suffisamment prêté attention.
Halen cezasını ömrünün sonuna kadar yaşayacağı hücresinde çekmektedir.Il conserve sa position à la cour jusqu'à la fin de sa vie.
Bu vadiler çeşitli türdeki bitki örtüsü ve kuşları ile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ceci est lié à la symbiose évolutive entre certaines plantes et ces oiseaux.
Almanya ve İspanya yatırımların büyük çoğunluğunu kendilerine çekmeye devam etmektedirler.L'Allemagne et l'Espagne ont diminué fortement les subventions de ce secteur.
İlgili Sayfalar