çekiç ile cümle

çekiç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak, Janja ve klanının çekici bir kötü adam yapma çekiciliğinden yoksun olduğunu söyledi.[1]However, he found Janja and his clan lacked the appeal to make a compelling villain.[35]
Bazı deneysel kanıtlar, yoksulluğun çekiciliğini desteklemektedir.Some experimental evidence supports the appeal to poverty.
Orada iki yıl geçirdikten sonra eve çekici ve sofistike bir kadın olarak döner.After two years there, she returns home as an attractive and sophisticated woman.
En dikkat çekici özelliği, sivri uçlu uzun, dar, yukarı kıvrık çeneleridir.Its most notable feature are its long, narrow, upcurved jaws with a pointed tip.
Orak ve çekiç, sırasıyla işçileri ve köylülüğü temsil ediyor.Hammer and sickle, representing respectively the workers and peasantry.
Daha nadiren, bir bütün olarak sınıf(ları) temsil etmek için tek başına bir çekiç kullanılabilir.More rarely, a hammer may be used on its own, to represent the working class(es) as a whole.
Çekiç burnu, ateşleme pimini yerleştirmek için düzleştirildi.The hammer nose was flattened to accommodate the firing pin.
Oldukça dikkat çekici bir şeye sahipti.He had something quite remarkable.
Hanya şehrine yakınlık, yarımadanın bu bölümünü çekici bir yerleşim bölgesi haline getirmektedir.There is a string of hills along the northern coast.
Gogol'ün Devlet Müfettişi filminin Ukraynaca yapımı dikkat çekiciydi.Of note was the production of Gogol's The Government Inspector in Ukrainian.
İki heykel, sağ ellerinin birleştirilmesiyle dikkat çekiciydi.The two effigies were notable for having their right hands joined.
Doğurganlık Dansı ve Av Töreni en dikkat çekici boyamalar arasında gösterilmektedir.The Fertility Dance and the Hunting Ceremony rank among the most noteworthy paintings.
Subotica ve Zrenjanin, dönemin dikkat çekici yapılarına ev sahipliği yapmaktadır.Subotica and Zrenjanin host particularly remarkable buildings from the period.
Bunlar arasında yemekhane, yatakhane, şapel ve piskoposun yaşam alanları dikkat çekicidir.Notable among these are the refectory, the dormitory, the chapel and the bishop's living quarters.
Üçüncü deneyde, bu özelliklerin çekici olup olmadığını belirlememiz istendi.The third experiment is deciding if they found these traits desirable towards themselves.
Kişilerarası çekiciliğe yol açan birçok faktör vardır.There are many factors that lead to interpersonal attraction.
Bu görüşlere sahip en dikkat çekici siyasi parti Ermeni Devrimci Federasyonudur.The most notable political party with these views is the Armenian Revolutionary Federation.
"General" lakaplı İsa'nın bir görüntüsü bu kilisenin başlıca çekici özelliğidir.Its principal attraction is an image of Christ which is nicknamed "The General".
Büyük doğal monolitleri ile dikkat çekicidir.Zip-lining and horseback riding are popular activities.
Atomların çekiciliğini zıt elektrik yükleriyle açıklayabilmiştir.He was able to explain the attraction of atoms through opposite electrical charges.
En dikkat çekici tablosu Kutsal Komünyon Alegorisi'dir.His most notable painting is The Allegory of the Holy Communion.
Kepler, Newton tarafından bilinen manyetizmaya benzer çekici bir kuvvet fikrini geliştirdi.Kepler proposed an attractive force similar to magnetism, which may have been known by Newton.
En dikkat çekici buluntu ise yapıya adını veren iki yüzden fazla "göz figürini"dir.The most remarkable find are over two hundred "eye figurines" which give the building its name.
Eğer fisyon yaşanıyorsa, sistemin asimptotik davranışını bilmek genellikle ilgi çekicidir.If fission is occurring, it is often of interest to know the asymptotic behavior of the system.
Bununla birlikte, alüminyum en kararlı metal olarak çekicidir.[1]However, aluminium is attractive as the most stable metal.[1]
Kimyevi Düğün'ün "sabırla haçımı aldım, ayaklarımın üzerine kalktım" demesi de dikkat çekicidir.It's also noteworthy that CRC says, "I patiently took up my cross, got up onto my feet".
Christiansted yakınlarındaki bir çay olan Protestant Cay, ilgi çekici yerler arasında yer alır.A small point of interest is Protestant Cay, a cay near Christiansted.
Sanırım yaşamın karanlık yönlerini, sarı ve turuncu renklerden daha çekici bulma eğilimindeyim.I guess I tend to find the darker sides of life more attractive than the yellows and oranges.
Birkaç farklı nikel seviyesi ticari açıdan ilgi çekicidir.Several different levels of nickel are of commercial interest.
O çekici.Sie ist attraktiv.
O, çekici.Sie ist attraktiv.
Trenle yolculuk yapmak bana her zaman daha çekici gelmiştir.Mit der Zeit habe ich immer mehr Gefallen daran gefunden, Zugreisen zu unternehmen.
Bu, toplumsal çevrede "bakımlı" ve dolayısıyla çekici görünümün ifadesi olarak görülmektedir.Sie dient in gesellschaftlicher Umgebung als Ausdruck „gepflegter“ und somit attraktiver Erscheinung.
Meydan'ın en dikkat çekici yeri ortasında bulunan dikilitaştır.Die unmittelbare (proximate) Ursache ist die Begegnung.
Sarı, yeşil ve kahverengi tonlarının hakim olduğu tabloda, çiftçinin kırmızı gömleği dikkat çekicidir.Die Farbtöne gelb, grün und braun dominieren, auffallend ist jedoch das rote Hemd des Bauern.
Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki’ye götürdü.Der Fluss trug mich, zu Aqqi dem Wasserschöpfer brachte er mich.
Bu anlamda tekstür farklılığı da dikkat çekicidir.Entwaffnend erscheint auch die innere Ehrlichkeit des Textes.
Kendini insanlık için feda ederek çekice layık olmuştur.Er opfert sich dennoch für die Zukunft der Menschheit.
Müziği de çekicidir.Bemerkenswert ist auch die Musik.
Halen İskoçya'daki Highland Games gibi bazı festivallerde bu spor çekiçle yapılmaktadır.Diese Meisterschaften lassen sich mit den schottischen Highland Games vergleichen.
Ve gözden kaçmayacak kadar da çekici.Noch gedemütigt blickt er.
Bu Roald Dahl'ın en dikkat çekici yazısını içerir.Das Drehbuch wird allein Roald Dahl zugeschrieben.
Dikkat çekici ve yanlış anlaşılmazdırlar.Sie sind unbehaart und unauffällig gerippt.
Tahmin edilen nüfusları oldukça ilgi çekicidir.Die gebotene Summe ist zu verführerisch.
Gramata Körfezi, parkın en ilgi çekici yerlerinden biridir.Riptide gehört zu den beliebtesten Attraktionen des Parks.
Thor da hemen çekicini kapıp Thrym'in üstüne indirir.Thor greife zu schnell zu seinem Hammer.
Rollins çekici almaya çalışsa da Stephanie McMahon çekici ondan uzaklaştırdı.Als Rollins den Hammer in die Hände bekam, entriss Stephanie McMahon ihm die Waffe.
2008-2013 yılları arasında toplamda yaklaşık 7000 adet çekici üretilmiştir.In den Jahren 2001 bis 2008 entstanden rund 750 Produktionen.
Eklerdeki zenginlik ve çeşitlilik dikkat çekicidir.Die Verschiedenartigkeit und Reichhaltigkeit der Typen ist außerordentlich.
Büyük dişleri dikkat çekicidir.Seine Zähne sind sehr markant.
Orak ve çekiç kızıl yıldız üzerine yerleştirilmiştir.(Hrsg.): Aufstände unter dem roten Stern.
Maqqaba, "çekiç" ya da "balyoz" anlamındadır.Sera bedeutet „Wildrose“ oder „Hagebutte“.
Çekiç her atıldıktan sonra muhakkak Thor'a geri döner.Mjölnir kehrt immer wieder zurück zu Thor.
Bu ifade çoğu zaman cinsel çekiciliği veya arzu edilebilirliği ima eder.Die sexuelle Intimität ist meist der Ausdruck höchster Zuneigung oder der Lust.
Düğün törenleri de hayli ilgi çekicidir.Auch Hochzeitsnächte verliefen ungewöhnlich.
Dolayısıyla Chicago'da kadınların veya çekici kadınların hüküm giyemeyeceği görüşü ortaya çıktı.Er versichert ihr, dass eine hübsche Frau wie sie in Chicago niemals verurteilt werde.
Kim çok çekici bir biçimde giyinmiş.Kim est habillée de façon très attrayante.
Hiçbir adam çekici bir kadına karşı koyamaz.Aucun homme ne peut résister au charme d'une femme.
Sence o çekici biri mi?Tu la trouves attirante ?
Başlık ilgi çekici.Le titre en est très intriguant.

İlgili Sayfalar