çarpıcı ile cümle

çarpıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2000 yılında, Dot-com balonu İsveç için çarpıcı ekonomik etkilerle patladı.בשנת 2000, בועת הדוט-קום פגעה בכלכלת שוודיה.
Birim, Japonya'nın adının karıştığı en çarpıcı ve dehşet verici savaş suçlarından sorumludur.שמו נקשר במעשי הזוועה ובפשעי המלחמה החמורים ביותר שבוצעו.
Batı cephenin ve çarpıcı iki kulesinin yapımı 1200 yılları civarında, sahın henüz tamamlanmadan başladı.הקמת החזית המערבית ושני מגדליה החלה בסביבות שנת 1200, לפני שהספינה הראשית הושלמה.
Sloganlar: Slogan kısa, çarpıcı bir söz veya cümledir.אפוקופיה: השמטת סוף מילה או ביטוי.
Bu kuvvet ölçülür ve ikinci nicemleme tarafından resmen yakalanan bir etkinin çarpıcı bir örneği olmuştur.Тази сила е измерена и е поразителен пример за ефект, формално засечен чрез вторично квантуване.
Bu konuda en çarpıcı isimlerden birisi ünlü filozof David Hume olmuştur.Дезмънд е кръстен на известния философ Дейвид Хюм.
Burada tedavi için seçilen yöntem ise çok çarpıcıdır.Лечението, на което е подложен е изключително болезнено.
Ölümün eşiğindeki hayatların çarpıcı hikâyesi...Пустинята на скръбний ми живот...
Bu, nükleer denizaltılar için bile oldukça çarpıcı bir rakamdır.Također prizvodi veliki postotak nuklearnih podmornica.
Çarpıcı detaylar".Još uvijek nalazim nevjerovatne detalje."
Görüntüler çok çarpıcıydı.Pogubljenja su namjerno bila jeziva.
Bina Tasarım Komitesinin başkanı olarak, Canberra’nın en çarpıcı mimari tasarımı olan bir binayı seçmiştir.Za potrebe muzeja, odbor povjerenika je izvorno izabrao jednu od najljepših zgrada tadašnjeg Londona.
Bu konuda en çarpıcı isimlerden birisi ünlü filozof David Hume olmuştur.Začetnikom ovog stajališta smatra se škotski filozof David Hume.
Bu eserlerin üslubu ilkel, fakat çarpıcı bir ifade biçimiyle kendini gösteriyordu.Prošao je impresionističku fazu, ali dolazi do individualnog, ekspresionističkog izraza.
Ölüm ötesi hayat, Türk televizyonlarında ilk kez böylesine çarpıcı biçimde resmediliyor.Na televiziji je prvi put prikazan na Prvoj srpskoj televiziji.
Çarpıcı detaylar".Lži sú zložité“.
En çarpıcı ve ikonoklastik üretimi ise diğer sanatçılara en fazla ilham vermiş olan buluntu nesnelerdir.Ľudové umenie, ale aj inšpirácia ikonami mala na umelcov rukopis najväčší vplyv.
İspanyol keşiflerinin demografik etkisi çarpıcıdır.Vysídľovanie českého obyvateľstva bolo úspešnejšie.
Görüntüler çok çarpıcıydı.Jeho zábery bývajú veľmi prudké.
Çarpıcı bir örneği Kafe duvarı yanılsamasıdır.Za zgornje nadstropje je značilna izjemno fina opeka zahodnega zidu.
Bulutsu, çarpıcı bir şekilde Meksika körfezi ile birlikte tam olarak Kuzey Amerika kıtasını andırmaktadır.Izjemna oblika meglice spominja na celino Severna Amerika, skupaj z Mehiškim zalivom.
Lozan çarpıcı bir göl manzarasına sahiptir.Stoji na brežini s čudovitim razgledom na jezero.
Bu, nükleer denizaltılar için bile oldukça çarpıcı bir rakamdır.Prav tako je bilo nekaj nezgod podmornic na jedrski pogon.
Rahatlama hissi yoğunluğun en çok olduğu yerde en çarpıcıdır .’Akių kontakto trukmė yra reikšmingiausias aspektas."
Fakat fiyatlardaki düşüş, yükselişe göre daha hızlı ve çarpıcı şekilde gerçekleşti.Hilisem hinnalangus oli hinnatõusust kiirem ja suurem.
Sloganlar: Slogan kısa, çarpıcı bir söz veya cümledir.Repliik on lühike ütlus või vastus.
1932'de, bu resim. 2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.En 1932 se veia asi. en el 2009 se ve dramaticamente diferente.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.2009 hat sich das Bild drastisch verändert.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.2009년의 사진은 극적으로 다릅니다.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.En 2009 la photo est radicalement différente.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.În 2009 imaginea este complet diferită.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.In 2009 is het beeld totaal anders.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.Nel 2009 l'immagine è decisamente diversa.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.Pada tahun 2009 gambarnya berubah drastis.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.Vào năm 2009, tấm hình đã khác đi đáng kể.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.Zdjęcie z 2009 roku znacznie się różni.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.В 2009 году, изображение значительно изменилось.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.През 2009-а картината е драматично различна.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.ב-2009 התמונה שונה בצורה דרמטית.
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.و هذه هي الصورة التغيير الجذري في عام ٢٠٠٩
2009'da, resim çarpıcı bir biçimde farklı.缶詰工場はなくなり 汚染は減少しています
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Aber die Population hat sich drastisch verändert, seit ich zum ersten Mal da war.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.De populatie is dramatisch veranderd sinds ik hier voor het eerst was.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.그러나 개체수가 바뀌어 왔죠. 제가 여긴 처음 온 이후로 매우 극적으로 말이죠.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Mais la population a changé de manière spectaculaire depuis ma première visite.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Ma la popolazione è cambiata radicalmente dalla prima volta in cui ci sono stata.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Nem tudom. De a populáció nagymértékben megváltozott, mióta először itt voltam.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Nhưng dân số đã và đang thay đổi đáng kể kể từ lần đầu tiên tôi đến đây.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Populacja zmieniła się dramatycznie od czasu, gdy byłam tu po raz pierwszy.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Но популацията се промени изключително много от първото ми идване тук насам.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.Но размеры популяции пингвинов изменились, и значительно, с тех пор как я впервые здесь побывала.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.אך האוכלוסיה השתנתה באורח דרמטי מאז שהגעתי לראשונה.
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.و لكن عدد السكان تغير بشكل كبير عن الوقت الذي أتيت فيه هنا أول مرة
Ama buraya ilk geldiğimden beri nüfus çarpıcı olarak değişti.人口は急激な変化を遂げていました 初めてペンギンの人口調査を
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.Aber was am Verblüffendsten ist, ist wer diese Handys bei sich trägt.
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.Co najbardziej zaskakuje, to to kto posiada te telefony.
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.Dar cel mai frapant e cine poartă aceste celulare.
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.De a legmeglepőbb, hogy ki használja ezeket a mobiltelefonokat.
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.하지만 가장 놀라운 것은 누가 이 핸드폰을 갖고 있느냐입니다.
Ama çarpıcı olan kimlerin bu cep telefonlarını taşıdığı.Maar het meest frappante is wie er met deze mobieltjes rondlopen.

İlgili Sayfalar