Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Απελπισία σε όσους καυχιούνται.
Kibirli olanlara çaresizlik yaşat.Отчаяние тех, кто стал горделив.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Acesta este un număr uimitor când te gândești că se recurgea la chirurgie doar în ultimă instanță.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.C'est un nombre étonnant, la chirurgie étant sans doute utilisée en dernier recours.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Che è un numero sorprendente, se si pensa che la chirurgia doveva essere l'ultimo rimedio.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Co jest zadziwiającą liczbą, wiedząc, że taka operacja musiała być wówczas środkiem ostatecznym.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Das ist eine erstaunliche Zahl, wenn man bedenkt, dass eine Operation der letzte Ausweg gewesen sein muss.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Dat is een verbijsterend aantal, als je bedenkt dat opereren het laatste redmiddel moet zijn geweest.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.수술은 최후의 수단이라고 생각하던 시대로서는 정말 깜짝 놀랄 정도의 숫자입니다.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Lo cual es un número asombroso, cuando piensas que la cirugía debía haber sido un último recurso.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Είναι ένας εντυπωσιακός αριθμός εάν σκεφτούμε ότι η εγχείρηση πρέπει να ήταν λύση ανάγκης.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Което е изумителна цифра, ато се замислите, че хирургията трябва да е била последно средство.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.Что является ошеломляющим числом, когда осознаешь, что к операции прибегали в крайнем случае.
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.שזה מספר מדהים כשחושבים על כך שניתוח היה חייב להיות המוצא האחרון
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.و هذا عدد مذهل عندما تفكر تجد ان الجراحة يجب ان تكون الحل الاخير الذي نلجأ اليه
Ki bu da, ameliyatın son çare olması gerektiğini düşündüğünüzde gerçekten hayret verici bir sayıdır.手術が最後の手段と考えるならば 誰がそんな立場に立とうとするでしょうか?
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Keiner will einen verzweifelten Menschen als Partner.
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Niemand wil iemand die wanhopig is.
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Nikdo nechce nikoho zoufalého.
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Ninguém quer alguém desesperado.
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Personne ne veut quelqu'un de désespéré.
Kimse hiç bir çaresiz insanı yanında istemez.Никто не хочет того, кто отчаялся.
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Gelach)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Gelächter)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)[#: 원한을 붙잡고 있지 마십시오.] (웃음) [#: 절망과 탑승 금지, 희망을 지키십시오]
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(râsete)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Rires)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(risas)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Risate)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Śmiech)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Tiếng cười)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)[Надпись: Не держите злость.]
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Не тримайте зла) і (Проїзд в депресії заборонена. Майте надію)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(Смях)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(צחוק)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)(ضحك)
(Kin tutmayın) (Çaresizce araba kullanmak yasaktır)トゥルーは実に人道的で 仲間が
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Az egész kontinens a kétségbeesés helyévé változott, és támogatásra számít.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Cały kontynent został przekształcony w miejsce rozpaczy, potrzebujące zapomogi.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Der gesamte Kontinent wurde in einen Ort der Verzweiflung verwandelt, der wohltätige Zuwendungen braucht.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Het hele continent is veranderd in een plek van wanhoop die hulp nodig heeft.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Intregul continent a fost transformat intr-un loc al disperarii, al nevoii de caritate.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.대륙 전체가 자선을 필요로 하는 절망의 공간으로 바뀌어 온 것이죠.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Le continent entier a été transformé en un endroit de détresse, en attente de charité.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.L'intero continente è stato trasformato in un luogo di disperazione, bisognoso di beneficenza.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Satu benua Afrika telah menjadi suatu tempat penuh dengan keluh kesah, dimana amal sangat diperlukan.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Toàn bộ TG đã chỉ tập trung chú ý vào vùng đất của sự tuyệt vọng và đang cần cứu trợ này.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Todo el continente se ha convertido en un lugar de desesperanza, necesitado de caridad.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Todo o continente se transformou num lugar de desespero com necessidade de esmolas.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Z celého kontinentu se stalo místo beznaděje, nad kterým je třeba se slitovat
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Ολόκληρη η ήπειρος έχει μετατραπεί σε ένα μέρος απόγνωσης, που έχει ανάγκη από φιλανθρωπία.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Весь континент был превращен в место отчаяния, нуждающееся в благотворительности.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.Целият континент е превърнат в място на отаянието и на нуждата от дарения.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.היבשת כולה הפכה להיות מקום של ייאוש, עם דרישה לצדקה.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.القارة بأكلمها تحولت إلى مكان للبؤس، وتحتاج للإغاثة.
Kıta, bütünüyle, yardıma muhtaç bir çaresizlik alanına dönüşmüştür.絶望的でチャリティーが必要な場所と化すのです。 みなさんの中で一人でも、
Koklear implantlar, birçok çeşitli hastalıktaki insanlara gerçekten de çare olabiliyorlar.달팽이관 이식은 이 병을 가진 사람들에게 몇가지 종류의 해결책을
Koklear implantlar, birçok çeşitli hastalıktaki insanlara gerçekten de çare olabiliyorlar.Různé druhy takových implantátů pomáhají lidem zmírňovat Parkinsonovu chorobu a další druhy postižení.
Koklear implantlar, birçok çeşitli hastalıktaki insanlara gerçekten de çare olabiliyorlar.שתלים שבלוליים, בהחלט ניתן להביא ריפוי כלשהו
Koklear implantlar, birçok çeşitli hastalıktaki insanlara gerçekten de çare olabiliyorlar.ان زراعة المحفزات الكهربائية كانت حتما نوع من الحل المرضي