İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Jeg brugte de første fem minutter under vandet på desperat at prøve at sænke min puls.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Me pasé los primeros cinco minutos bajo el agua intentando desesperadamente disminuir el pulso.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Nei primi cinque minuti sott'acqua cercai disperatamente di rallentare la frequenza cardiaca.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Prvních pět minut pod vodou jsem strávil zoufalou snahou o zpomalení pulsu.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Prvých päť minút pod vodou som strávil zúfalou snahou spomaliť svoj tep.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Spędziłem pierwsze pięć minut pod wodą desperacko próbując spowolnić akcję serca.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Tôi dùng năm phút đầu dưới nước cố gắng làm chậm nhịp tim trong tuyệt vọng.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Πέρασα τα πρώτα πέντε λεπτά κάτω από το νερό προσπαθώντας απεγνωσμένα να μειώσω τους παλμούς μου.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Первые пять минут под водой я отчаянно пытался снизить пульс.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.Първите 5 минути под вода прекарах, отчаяно опитвайки се да намаля сърдечния си ритъм.
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.בזבזתי את החמש דקות הראשונות מתחת למים בנסיון נואש להאט את קצב פעילות הלב
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.وقد قضيت الخمس دقائق الأولى محاولاً بكل جهد أن أخفف من معدل النبضات
İlk beş dakikamı suyun altında çaresizce kalp hızımı yavaşlatmaya çalışarak geçirdim.必死に心拍数を下げようとしました じっとして"心拍数を下げなければ
- I'll make him talk. Don't worry. - Be careful.-. אני אגרום לו לדבר. אל תדאג -. היזהר. אל תסגיר את עצמך.
- I'll take care of it, don't worry.- Majd én gondoskodom róla, ne aggódj.
- I'll take care of it, don't worry.Останалото ще свършиш ти, Баръш.
I'll take care of it.Majd én gondoskodom róla.
I'll take care of it.Άστο, Γκιουνέυ, για όνομα του Θεού.
I'll take care of it.Да, Гюней, за Бога!
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Essa fa provare agli uomini la vera disperazione, in modo tale che non diventino troppo superbi.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Menneskene får en passende fortvivlelse, - - så I ikke bliver for hovmodige.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Ona daje ludziom perspektywę, dzięki której się nie chełpią.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Se vie ihmisiltä toivon, eikä heistä tule omahyväisiä.
İngliz liderleri Red Shield'e kendilerini vermekten başka bir çareleri olmadığını öğrendikleri zaman.Als die Führer Englands dahinter kamen, hatten sie keine andere Wahl als sich dem Rothschild zu unterwerfen.
İngliz liderleri Red Shield'e kendilerini vermekten başka bir çareleri olmadığını öğrendikleri zaman.Da Englands ledere fandt ud af det, havde de intet andet valg end give op til det Røde Skjold.
İngliz liderleri Red Shield'e kendilerini vermekten başka bir çareleri olmadığını öğrendikleri zaman.Kiedy angielscy władcy dowiedzieli się o tym, nie mieli żadnego wyjścia jak tylko poddać się Czerwonej Tarczy.
İngliz liderleri Red Shield'e kendilerini vermekten başka bir çareleri olmadığını öğrendikleri zaman.Όταν οι Αγγλοι ηγέτες το διαπίστωσαν δεν είχαν άλλη επιλογή από το να παραδοθούν στην Ερυθρή Ασπίδα.
İngliz liderleri Red Shield'e kendilerini vermekten başka bir çareleri olmadığını öğrendikleri zaman.Когато английските управници разбрали, те нямали друг избор освен да се предадат на Ротшилд.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Δίνει αρκετή απελπισία στους ανθρώπους ώστε να μην καυχώνται.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Она приводит людей в настоящее отчаяние, чтобы они не стали горделивы.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Da a los humanos desesperación para que no se vuelvan arrogantes.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Dá aos humanos o desespero adequado para não se tornarem gabarolas.
İnsanlara çaresizlik yaşatır, çok böbürlenmesinler diye.Den ger er lämplig förtvivlan- -så att ni inte blir för skrytsamma.
İnsanlar kansere çare bulmuyor veya köprü yapmıyorlardı.Lidé neléčili rakovinu ani nestavěli mosty.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.As pessoas não estavam a curar o cancro ou a construir pontes.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Az emberek nem rákot gyógyítottak vagy hidakat építettek.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Deltagarna skulle inte bota cancer eller bygga broar.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Die Menschen haben nicht Krebs besiegt oder Brücken gebaut.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Folk kurerede ikke kræft eller byggede broer.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.사람들은 암을 고치거나 다리를 만드는게 아니에요.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.La gente no estaba curando el cáncer o construyendo puentes.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.La gente non stava curando il cancro o costruendo ponti.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Les participants n'étaient pas en train de guérir le cancer ou de construire des ponts.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Ludzie nie leczyli raka ani nie budowali mostów.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Mensen genazen geen kanker of bouwden geen bruggen.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Mọi người không phải chữa bệnh ung thư hay đang xây dựng cầu,
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Nu vindecau cancer sau construiau poduri.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Orang-orang tidak menyembuhkan kanker atau membangun jembatan.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Účastníci neléčili rakovinu ani nestavěli mosty.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Δεν είναι ότι θεράπευαν τον καρκίνο ή έχτιζαν γέφυρες.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Люди не лечили рак и не строили мосты.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Люди не лікували рак чи будували мости.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.Хората не лекуваха рак или не строяха мостове.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.הם לא עסקו בריפוי סרטן או בבניית גשרים.
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.الاشخاص لم يكونوا يعالجون السرطان و لا يبنون الجسور .
İnsanlar kansere çare buluyor ya da köprüler inşa ediyor falan değiller.小銭程度の報酬で レゴを作る作業です
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Det är sån desperation som de kommer att utnyttja.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Det er denne desperation, som de vil udnytte.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.È la disperazione su cui loro sperano di far leva.
İşte bu çaresizlikten faydalanacaklar.Eles vão aproveitar-se em desespero de causa.