Ana içeriğe geç
Sözlük

çare ile cümle

çare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.A afectat puternic economia locală și familiile erau disperate.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.Das hatte eine große Auswirkung auf ihre Industrie und diese Familien waren verzweifelt.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.La explosión realmente impactó su industria y estas familias estaban desesperadas.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.L'esplosione ha avuto gravi effetti sull'industria e queste famiglie erano disperate.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.To miało wielki wpływ na branżę i rodziny były w desperacji.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.Воздействие на отрасль было огромным, и семьи были в отчаянии.
Endüstriyi gerçekten çok etkilemişti ve bu aileler çaresizdi.זה פגע קשות בתעשיה שלהם, ואותן משפחות היו נואשות.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.Como último recurso, se puede acudir al juzgado.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.En dernier recours, l’affaire est résolue auprès du tribunal de district.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.I sista hand avgörs ärendet i tingsrätten.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.Viime kädessä asia ratkaistaan käräjäoikeudessa.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.Обращаться в суд необходимо только в самом крайнем случае.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.كمرحلة نهائية يتم حل الموضوع في المحكمة الإبتدائية.
En son çare ise konunun yerel mahkemede çözüme kavuşturulmasıdır.父母双方如果没有就抚养费达成一致协议,可向家庭事务仲裁处请求援助。最后的途径是法院裁定。有关家庭事务仲裁的更多信息,请访问InfoFinland上的离婚。
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Albowiem Chrystus, gdy jeszcze byliśmy mdłymi, według czasu umarł za niepobożne.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Căci, pe cînd eram noi încă fără putere, Hristos, la vremea cuvenită a murit pentru cei nelegiuiţi.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Car, lorsque nous étions encore sans force, Christ, au temps marqué, est mort pour des impies.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Christus is immers toen wij nog hulpeloos waren, op het juiste ogenblik voor slechte mensen gestorven.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Denn auch Christus, da wir noch schwach waren nach der Zeit, ist für uns Gottlose gestorben.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.For mens vi ennu var skrøpelige, døde Kristus til fastsatt tid for ugudelige.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Infatti, mentre noi eravamo ancora peccatori, Cristo morì per gli empi nel tempo stabilito
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Kajti Kristus je svoj čas, ko smo mi bili še slabi, umrl za brezbožne;
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.우리가 아직 연약할 때에 기약대로 그리스도께서 경건치 않은 자를 위하여 죽으셨도다
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Kristus zajisté, když jsme my ještě mdlí byli, v čas příhodný za bezbožné umřel.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Lebo Kristus, keď sme ešte boli slabí, ešte za času zomrel za bezbožných.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Mert Krisztus, mikor még erõtelenek valánk, a maga idejében meghalt a gonoszokért.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Pois, quando ainda éramos fracos, Cristo morreu a seu tempo pelos ímpios.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.porque aún siendo nosotros débiles, a su tiempo Cristo murió por los impíos
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Sillä meidän vielä ollessamme heikot kuoli Kristus oikeaan aikaan jumalattomien edestä.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Thật vậy , khi chúng_ta còn yếu_đuối , Ðấng_Christ đã theo kỳ hẹn chịu chết vì kẻ có tội .
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Thật vậy, khi chúng ta còn yếu đuối, Ðấng Christ đã theo kỳ hẹn chịu chết vì kẻ có tội.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Thi medens vi endnu vare kraftesløse, døde Kristus til den bestemte Tid for ugudelige.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Ty medan vi ännu voro svaga, led Kristus, när tiden var inne, döden för oss ogudaktiga.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Επειδη ο Χριστος, οτε ημεθα ετι ασθενεις, απεθανε κατα τον ωρισμενον καιρον υπερ των ασεβων.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Ибо Христос, когда еще мы были немощны, в определенное время умер за нечестивых.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Много повече, прочее, сега като се оправдахме чрез кръвта Му, ще се избавим от Божия гняв чрез Него.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.Ще бо Христос, як були ми недужими, в свою пору за нечестивих умер.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.כי המשיח בעודנו חלשים מת בעתו בעד הרעשים׃
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.لان المسيح اذ كنا بعد ضعفاء مات في الوقت المعيّن لاجل الفجار.
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.因 我 們 還 軟 弱 的 時 候 、 基 督 就 按 所 定 的 日 期 為 罪 人 死
Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.因我 們還軟 弱 的 時候 、 基督 就 按 所 定 的 日期 為 罪人 死
- Fahrettin Bey... - I couldn't care less about your company.- Fahrettin Bey ... - No me podría importar menos acerca de su empresa.
- Fahrettin Bey... - I couldn't care less about your company.-Fahrettin ביי... - לא מזיז לי על החברה שלך.
- Fahrettin Bey... - I couldn't care less about your company.-Φαχρετίν Μπέη... - θα μπορούσα να φροντίδα λιγότερο για την εταιρεία σας.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Aber ihnen fehlen die Eigenschaften der Krankheiten, die wir zu heilen versuchen.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Dar astea n-au caracteristicile bolilor pe care vrem să le vindecăm.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Jednak wszystkim brakowało cech chorobowych, które próbowaliśmy leczyć.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.그러니까, 우리가 실제로 치료하고자 하는 세포와 질병으로 연구를 하지 않는다는 겁니다.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Но таким клеткам не свойственны заболевания, которые мы пытаемся излечить.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.אבל אין להם את המאפיינים של המחלות שאנו רוצים למעשה לרפא.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.ولكن ليس لديها خصائص الأمراض التي نحاول في الواقع علاجها.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.病気の特性を持っているわけではありません 我々はマウスではありませんので
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.En comunidades pobres o negras, se encuentra tanta desazón, tanta desesperación, determinada por estos hechos.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.우리의 형사사법제도는 가난한 커뮤니티와 유색인종 커뮤니티에 절망과
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.V chudých komunitách, v barevných komunitách je plno zoufalství a plno beznaděje v jeho důsledku.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.W ubogich społecznościach, wśród ludzi o ciemnym kolorze skóry, panuje rozpacz, beznadziejność, To następstwo.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.В бедных, цветных микрорайонах это формирует отчаяние и безнадёжность.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.בקהילות עניות, בקהילות של צבעונים יש מין ייאוש, יש מין חוסר-תקווה,
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.ففي المجتمعات الفقيرة ، ذات الأصول العرقية الملونة هناك إحباط ، هناك ذلك اليأس ،
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.失望や絶望に覆われています これからお話しする様々な問題が この状況を形づくっています
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod