Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Panie! do ciebie wołam, mówiąc: Tyś nadzieja moja, tyś dział mój w ziemi żyjących.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.vlak téged, oh Uram; [s ezt] mondom: Te vagy oltalmam [és] örökségem az élõknek földén;
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.Внимавай на вика ми, защото съм много унижен; Избави ме от гонителите ми, защото са по-силни от мене.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.הקשיבה אל רנתי כי דלותי מאד הצילני מרדפי כי אמצו ממני׃
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.اصغ الى صراخي لاني قد تذللت جدا. نجني من مضطهديّ لانهم اشد مني.
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.求 你 側 耳 聽 我 的 呼 求 、 因 我 落 到 極 卑 之 地 . 求 你 救 我 脫 離 逼 迫 我 的 人 、 因 為 他 們 比 我 強 盛
Haykırışıma kulak ver, Çünkü çok çaresizim; Kurtar beni ardıma düşenlerden, Çünkü benden güçlüler.求 你 側耳聽 我 的 呼求 、 因我 落到 極卑 之 地 . 求你 救我 脫離 逼迫 我 的 人 、 因為 他 們比 我 強盛
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Aj, jak vzdychá dobytek, svírají se stáda skotů, proto že nemají žádné pastvy, ano i stáda bravů hynou.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Cum gem vitele! Cirezile de boi umblă buimace, căci nu mai au păşune; chiar şi turmele de oi sufăr!
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Czemu wzdycha bydło? Błąkają się stada wołów, że nie mają pastwisk, nawet i trzody owiec wyginęły.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Hvor Kvæget dog stønner! Oksernes Hjorde er skræmte, fordi de ikke har Græs; selv Småkvægets Hjorde lider.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Kako ječi živina! goveje črede tavajo klavrno, ker nimajo paše; tudi črede drobnice trpe pokoro.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.생축이 탄식하고 소떼가 민망해하니 이는 꼴이 없음이라 양떼도 피곤하도다
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Mint nyög a barom! Megháborodtak a marha-csordák, mert nincs legelõjük; bûnhõdnek még a juhnyájak is!
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.O wie seufzt das Vieh! Die Rinder sehen kläglich, denn sie haben keine Weide, und die Schafe verschmachten.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Ternak melenguh dan gelisah; tiada lagi padang rumput baginya. Kawanan domba pun merana
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Как пъшка добитъкът! Скитат се чредите говеда Защото нямат пасбище; Да! изгинаха стадата овци
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.Как стонет скот! уныло ходят стада волов, ибо нет для них пажити;томятся и стада овец.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.מה נאנחה בהמה נבכו עדרי בקר כי אין מרעה להם גם עדרי הצאן נאשמו׃
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.كم تئن البهائم هامت قطعان البقر لان ليس لها مرعى حتى قطعان الغنم تفنى.
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.牲 畜 哀 鳴 、 牛 群 混 亂 、 因 為 無 草 . 羊 群 也 受 了 困 苦
Hayvanlar nasıl da inliyor! Sığır sürüleri çaresiz. Çünkü otlaklar kurudu. Koyun sürüleri perişan oldu.牲畜 哀鳴 、 牛群 混亂 、 因為 無草 . 羊群 也 受 了 困苦
Hepiniz çaresizsiniz.Sei già a nudo.
Hepiniz çaresizsiniz.Tidak ada alasan
Hepiniz çaresizsiniz.أنت عار بالفعل
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.그러면서 매일 치고받고 싸우고 있지요. 그래서 정치가 필요한 겁니다.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.Và chúng tôi phải đối mặt với nó mỗi ngày, thế nên chúng ta cậy nhờ vào chính trị.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.We strijden elke dag met elkaar, dus nemen we onze toevlucht tot politiek.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.Wieczne przepychanie łokciami; stąd potrzeba polityki.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.ואנו צריכים להתווכח על זה כל יום אז אנחנו פונים לפוליטיקה
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.وعلينا أن نبذلها كل يوم. بحيث نعيد ترتيب سياساتنا.
Her gün işte bunlarla boğuşmak zorunda kalırız. Ve haliyle çareyi politikada ararız.集団の約22%が
Her seferinde bu çare olur. Model, Eğer rezerv oranı--diyor ki buבכל פעם שהוא מלווה. המודל אומר - שאם אחוז הרזרבה - זהו
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.De är så hjälplösa varje gång och bara flyr.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.De er altid så hjælpeløse og flygter bare.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Estão sempre indefesos e nada podem fazer, senão fugir.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Joka kerran he ovat avuttomia ja kykenevät vain pakenemaan.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Ogni volta sono spacciati, e possono solo cercare di fuggire.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Siempre actúan como unos inútiles y lo único que saben hacer es escapar.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Widzę, jacy są bezradni i jak potrafią jedynie uciekać.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Κάθε φορά είναι αβοήθητοι και μπορούν μόνο να τρέξουν.
Her seferinde çok çaresizler ve kaçmaktan başka şey yapamıyorlar.Всякий раз они так беспомощны и могут только убежать.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Chúng tôi bị ép đủ cách, nhưng không đến cùng; bị túng thế nhưng không ngã lòng;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Chúng_tôi bị ép đủ cách , nhưng không đến_cùng ; bị túng_thế nhưng không ngã_lòng ;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Em tudo somos atribulados, mas não angustiados; perplexos, mas não desesperados;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Estamos atribulados en todo, pero no angustiados; perplejos, pero no desesperados
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Gdy zewsząd uciśnieni bywamy, ale nie bywamy potłoczeni; powątpiewamy, ale nie zwątpimy.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.idet vi alltid er i trengsel, men ikke kuet, tvilende, men ikke mistvilende,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Kami diserang dari segala pihak, namun kami tidak terjepit. Kami kebingungan, tetapi tidak sampai putus asa
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.우리가 사방으로 우겨쌈을 당하여도 싸이지 아니하며 답답한 일을 당하여도 낙심하지 아니하며
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.ktorí sme tiesnení zo všetkých strán, ale nie sovrení: sme v rozpakoch, ale nie cele bezradní;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Me olemme kaikin tavoin ahdingossa, mutta emme umpikujassa, neuvottomat, mutta emme toivottomat,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Mindenütt nyomorgattatunk, de meg nem szoríttatunk; kétségeskedünk, de nem esünk kétségbe;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Od vseh strani nas stiskajo, ali nismo na tesnem; v zadregah smo, ali ne obupujemo;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Siamo infatti tribolati da ogni parte, ma non schiacciati; siamo sconvolti, ma non disperati
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Sîntem încolţiţi în toate chipurile, dar nu la strîmtoare; în grea cumpănă, dar nu desnădăjduiţi;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Vi äro på allt sätt i trångmål, dock icke utan utväg; vi äro rådvilla, dock icke rådlösa;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.vi, som trænges på alle Måder, men ikke stænges inde, ere tvivlrådige, men ikke fortvivlede,
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.Wir haben allenthalben Trübsal, aber wir ängsten uns nicht; uns ist bange, aber wir verzagen nicht;
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.κατα παντα θλιβομενοι αλλ' ουχι στενοχωρουμενοι, απορουμενοι αλλ' ουχι απελπιζομενοι,