Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Ce petit gars n'a aucun moyen apparent de se nourrir.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Denne lille fyr har ingen synlige måder at klare sig selv på.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Dieser kleine Kerl hier hat keine sichtbaren Hilfen zur Selbstversorgung.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Dit kleine kereltje heeft geen zichtbare middelen tot voortbestaan.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Este pequeño no tiene las más mínima forma de ser independiente.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Ikan kecil yang satu ini tidak memiliki cara untuk menghidupkan dirinya.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.이 작은 녀석들은 보이지 않는 방식으로 먹고 사는데요,
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Questo piccolino qui non sembrerebbe capace di provvedere a se stesso.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Ten maluch nie wykazuje żadnych, widocznych oznak samodzielności.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Tento malý nemá viditeľné prostriedky na vlastnú podporu.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Този мъник няма видими средства за преживяване.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.Этот малыш не имеет видимых средств для самообеспечения.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.לברנש קטן זה אין אמצעים הנראים לעין לשם קיום עצמאי.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.هذا الشاب الصغير ليس لديه وسائل دعم ذاتي مرئية.
Bu ufaklık kendi başının çaresine bakacak özelliklere sahip değil.自分を守る手段を持っていないように見えます 餌を惹きつける疑似餌もなく
Bye, take care.Bye, vigyázni.
Bye, take care.Καλή σας μέρα. Ευχαριστούμε.
Bye, take care.Може да стане тази седмица. Приятен ден.
Bu yine de son çaredir.Ceci est toutefois la dernière alternative.
Bu yine de son çaredir.Detta är dock det sista alternativet.
Bu yine de son çaredir.En cualquier caso, ese sería el último recurso.
Bu yine de son çaredir.Se on kuitenkin viimeinen vaihtoehto.
Bu yine de son çaredir.Но это самый последний вариант.
Bu yine de son çaredir.هذا يُعتبر الخيار الأخير على كل حال.
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Meidän on pakko turvautua tähän, vaikka emme haluaisi."
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Não queríamos recorrer a isto, mas não tivemos escolha."
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Nie chcieliśmy się do tego uciekać, ale nie mamy wyboru".
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Non volevamo arrivare a questo, ma non abbiamo altra scelta".
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""No queríamos recurrir a esto, pero no tenemos opción".
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Vi ville egentlig ikke gøre det her, men vi havde intet valg."
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Vi ville inte göra så här men vi hade inget val."
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Δεν θέλαμε να καταφύγουμε σε αυτό, αλλά δεν έχουμε επιλογή".
"bu yola başvurmak istemezdik, ama başka çaremiz yok.""Мы надеялись, до этого дело не дойдет, но выбора нет".
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.Credo di non essere stata la sola quando mi sono sentita completamente impotente.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.Creo que no estoy sola cuando digo que me sentí completamente incapaz.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.Je ne crois pas être la seule à se sentir complètement impuissante.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.Πιστεύω πως πιθανώς δεν είμαι μόνη όταν λέω πως νιώθω εντελώς αβοήθητη.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.Я почувствовала, что должна сделать что-то и начала рисовать.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.أعتقد بأني قد لا أكون الوحيدة عندما أقول إنني شعرت بالعجز التام.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Era condusă de părinţi mari şi puternici, şi oamenii erau neajutoraţi, iar copiii obraznici fără speranţă.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Era gestito dai grandi e potenti genitori, e tutti popoli erano impotenti bambini dispettosi e disperati.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Il était dirigé par des parents forts et puissants, et les gens étaient des enfants coquins et incorrigibles.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.대단하고 힘있는 부모가 운영해나가고 사람들은 무기력했죠. 힘없고 무례한 아이들같이요.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Nó được coi sóc bởi bậc cha mẹ quyền năng vĩ đại, và con người là những đứa trẻ nghịch ngợm hết thuốc chữa.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Řídili ji velcí a mocní rodiče. A lidé byli bezmocné a zoufalé zlobivé děti.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.Rządy sprawowali potężni i wpływowi rodzice, a społeczeństwem były bezsilne i nieporadne, krnąbrne dzieci.
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.ניהלו אותה הורים חשובים וחזקים, והאנשים היו חסרי ישע שובבים וחסרי תקווה
Büyük ve güçlü anne babalar tarafından yönetiliyordu, ve insanlar çaresizdi ve afacan çocuklar umutsuzdu.自分では何もできず 救いようのない悪い子供たち その中でもうるさい子たちが
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Annakokáért hirtelen eljõ az õ nyomorúsága, gyorsan megrontatik, s nem lesz gyógyulása.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.A protož v náhle přijde bída jeho, rychle setřín bude, a nebudeť uléčení.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Aussi sa ruine arrivera-t-elle subitement; Il sera brisé tout d`un coup, et sans remède.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Bới cớ ấy , tai_họa sẽ xảy đến nó thình_lình ; Bỗng chúc nó bị bại_hoại , không phương thế chữa được .
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Bới cớ ấy, tai họa sẽ xảy đến nó thình lình; Bỗng chúc nó bị bại hoại, không phương thế chữa được.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Daarom zal hij snel aan zijn einde komen; wat hem treft, is ongeneeslijk.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Därför skall ofärd plötsligt komma över honom; oförtänkt varder han krossad utan räddning.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.De aceea nimicirea îi va veni pe neaşteptate; va fi zdrobit deodată, şi fără leac.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.derfor kommer hans Undergang brat, han knuses på Stedet, kan ikke læges.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Derfor skal ulykken komme brått over ham; i et øieblikk skal han knuses, og det er ingen lægedom for ham.
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.그러므로 그 재앙이 갑자기 임한즉 도움을 얻지 못하고 당장에 패망하리라
Bu yüzden ansızın yıkıma uğrayacak, Birdenbire çaresizce yok olacak.Pelo que a sua destruição virá repentinamente; subitamente será quebrantado, sem que haja cura.