Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.Tak, jeho sestra nemala inú možnosť ako zapojiť svojej matky, zatiaľ čo jeho otec bol chýba.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.Tako je njegova sestra ni imela druge izbire, kot da gre njegova mati, medtem ko je bil njegov oče odsoten.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.Zo, zijn zus had geen andere keuze dan aan zijn moeder te betrekken, terwijl zijn vader was afwezig.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.Zvláštní předvolání. Tak, jeho sestra neměla jinou možnost než zapojit své matky, zatímco jeho otec byl chybí.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.Така, сестра му не е имал друг избор, освен да се включат майка му, докато баща му е бил отсъства.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.לכן, אחותו לא היתה ברירה אלא לערב את אמו בעוד אביו נעדר.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.وبالتالي ، كانت أخته لا خيار آخر سوى أن تشرك أمه بينما كان والده غائبة.
Böylece, kız kardeşi başka çaresi vardı ama, annesi, babası iken dahil etmek yok.欠席。 彼の母は興奮し喜びの叫びwithグレゴールの部屋に接近したが、彼女は黙り込んだ
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Acest lucru arată că societatea este disperată. Și își face singură dreptate.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Cela montre que la société est désespérée Et elle prend la loi dans ses propres mains.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Das ist ein Zeichen für eine Gesellschaft, die verzweifelt ist. Und die die Justiz selbst in die Hände nimmt.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.De maatschappij is wanhopig... en neemt het recht in eigen hand.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Det viser at samfundet er desperat. og det tager loven i egen hånd.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Điều đó chứng tỏ rằng xã hội này đang tuyệt vọng và nó đang thao túng luật pháp về tay mình.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.E que está a fazer justiça com as suas próprias mãos. Mas, lamentavelmente, a acção violenta
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Esto es muestra de una sociedad que está desesperada. Y que está tomando la justicia en sus manos.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Ez azt mutatja, hogy a társadalom kétségbeesett és a törvényt saját kezébe veszi.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Hal ini menunjukkan bahwa masyarakat putus asa dan mengambil hukum dengan tangan mereka sendiri.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.이것은 사회가 지금 절박하여 스스로의 손으로 법을 집행하려 한다는 것입니다.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Questo è sintomo di una società sulla soglia della disperazione. E che si fa giustizia da sé.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Tämä todistaa, että yhteiskunta on epätoivoinen ja ottaa lain omaan käteensä.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Te zdarzenia pokazują, że społeczeństwo jest zdesperowane i bierze prawo w swoje ręce.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.To poukazuje na fakt, že ľudia sú zúfalí a berú zákon do vlastných rúk.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.To ukazuje, že lidé jsou zoufalí a berou zákon do vlastních rukou.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Είναι ένδειξη μιας απελπισμένης κοινωνίας. Παίρνει τη δικαιοσύνη στα χέρια της.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Това показва, че обществото е отчаяно, и взима закона в собствените си ръце.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Це говорить про те, що суспільство доведено до відчаю, і в даний момент воно самостійно вершить правосуддя.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.Это говорит о том, что общество доведено до отчаяния, и в данный момент оно само вершит правосудие.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.זה מראה שהחברה נואשת ולוקחת את החוק לידיה.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.هذا يشير الى ان المجتمع اصيب بالاحباط وبدأ يطبق القانون بيديه
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.自ら法の執行人となった事を示しています。 悲しい事に、行動しないよりは
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Acest lucru a dat naștere unui proiect pe care l-am numit "Take Care" ("Îngrijește").
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.C'est ce qui a donné naissance au programme Take Care.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Dies hat zu einem Programm geführt, dass wir TACARE nennen.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Điều này đưa đến một chương trình, mà chúng tôi gọi là TACARE.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Ésto llevó a un programa, que nosotros llamamos Take Care ("Hacerse cargo")
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Ez vezetett a "TACARE" (Vigyázz Rá) programhoz.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Hieruit ontstond het 'TACARE-programma' [Take Care].
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Isto levou a um programa, que chamamos TACARE.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.그래서 시작한 것이 TACARE 입니다.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Tak powstał program o nazwie Take Care (Pod Opieką)
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Έτσι οδηγηθήκαμε σε αυτό το πρόγραμμα που ονομάζουμε Πρόληψη.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Все це привело нас до створення програми, яку ми назвали "Подбай".
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Все это привело нас к созданию программы, которую мы назвали "Позаботься".
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.Това доведе до програма, която нарекохме " Погрижи се".
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.דבר זה הוביל לתוכנית, שאנו מכנים TACARE.
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.هذا أدى إلى برنامج، والذي نطلق عليه العناية (Take Care).
Bu da Take Care (Koruyun) isimli programın oluşmasına yol açtı.国立公園周辺に暮らす人々のために 生活環境の向上を目指す 総合的なプログラムです
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.Au nevoie să-i scuture viaţa şi să le spună "Trezeşte-te naibii!"
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.Ci ludzie żyją w desperacji.
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.Esta gente SÍ vive vidas de silenciosa desesperación.
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.Estas pessoas vivem num desespero silencioso.
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar. İşlerin farklı olmasını diliyorlar.هؤلاء الناس يعيشون حياة بائسة لحد ما. ويتمنون لو كانت الأمور مختلفة
Bu insanlar, sessizce bu çaresiz hayatları yaşıyorlar.Queste persone vivono queste vite di tranquilla disperazione.
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Các ông là NASA mà, trời đất ơi.
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Det er NASA!
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Det här är ju NASA!
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Ihr seid die NASA!
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Le mec sur la Lune, c'est vous !
Bu kadar çaresiz olamazsınız.Maguk a NASA!