çamaşır ile cümle
çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gom:Ev Seren:Çamaşır kurutma yeri.خادمة الغسيل « Laundress» : تكون مسئولة عن الغسيل.
Yunak, çamaşır yıkama yeri.مغسلة وهي حوض الغسيل.
AussieBum Avustralyalı erkek mayo ve iç çamaşırı üreticisi.الأهرام - افتتاح متحف الطفل في ثوب أفريقى.
El yıkama ve çamaşır makinesi için tasarlanmıştır.يتم توفير غسالة وخط الغسيل.
8 Ekim 2009'da Rihanna, Berlin'de üzerinde iç çamaşırı ve beyaz kürk mantoyla fotoğraflar çektirdi.A 8 de Outubro de 2009, Rihanna foi fotografada em Berlim com um casaco de pele branco.
Cesetlerinden biri Wehrmacht üniforması giymiş ve diğerinin ise üstünde sadece iç çamaşırı olduğunu söyledi.Um estava vestido com o uniforme da Wehrmacht e o outro apenas com a roupa interior.
Eğer bir çamaşır yıkama makinesi varsa, mutfakta yıkama ve kurutma yapılabilir.Se uma máquina de lavar roupa está presente, lavar roupa e secar também é feito na cozinha.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo retorna ao banheiro para pegar os diamantes, guardando-o em sua cueca.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.Os trajes de banho tornaram-se os uniformes requiridos tanto para homens quanto para mulheres.
13 yaşından sonra okulu bıraktı, bir çamaşırhanede çalışmaya başladı.Ela deixou a escola aos 13 anos para trabalhar em uma fábrica de camisas.
Kadınlar, çamaşırları yıkarken aynı zamanda şakalaşıp kahkaha atmaktadırlar.Nesse momento, enquanto as roupas secam, as jovens se divertem ao som de gritos e risos.
Kızı Zelha çamaşır yıkamaktadır.Serve também para a lavagem da roupa.
En sevmediği ev işi ise çamaşırları yıkamak.Ela é a que fica em cargo das tarefas domésticas, como lavar as roupas.
Bu nedenle, otomatik çamaşır ve bulaşık yıkama makineleri için yararlıdırlar.Peças para máquinas de lavar roupas.
Görünen iç çamaşırı, sosyal bir yersizlik göstergesiydi.As vestimentas dos astecas eram um meio de demonstrar a posição social.
Artık para karşılığı çamaşır yıkar.Lavagem de Dinheiro.
Yazarlığa başlamadan önce çamaşır yıkama, kuru temizleme işinde çalıştı.Antes da erradicação do café, eles já trabalhavam no ramo de confecções.
AussieBum Avustralyalı erkek mayo ve iç çamaşırı üreticisi.aussieBum is een Australische zwembroekfabrikant voor mannen.
İkisi de yalnızca iç çamaşırı ve çorap giyiyorlardı.Ze waren beiden blootsvoets en droegen enkel ondergoed.
Artık para karşılığı çamaşır yıkar.Hij zal de rekening van de stomerij nasturen.
Rosa onu ziyarete gidip para ve çamaşır götürüyordu.Franciscus bezocht haar en bracht haar schone kleren.
14 yaşında Austin mayo, iç çamaşırı ve vücut modelliği konusunda uzmanlaşmaya başladı.Op haar achttiende begon Austin zich te specialiseren in lingerie, lichaamsfotografie en badkleding.
Mahallede yaşayanlar dere kenarında çamaşırlarını yıkamaktadır.Bij Buurmalsen mondt de Korne in de Linge uit.
Bunlar bebek bezlerine benzer, ancak normal iç çamaşırlar gibi giyilebilirler.Ze zien eruit als normale vrouwen, maar dat is slechts een vermomming.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.In het dal ziet hij een onbekende vrouw, ze wast kleren in de rivier.
Fransızca kelime iç çamaşırı anlamına gelen 'lin' den türemiştir.Lingerie is afgeleid van het Franse linge, dat 'linnen' betekent.
Çamaşırcı olmak istemiyorum.Ik wil geen wasvrouw zijn.
15 yaşında bir iç çamaşırı dükkânında çalıştı.Jako piętnastolatka zaczęła pracować w sklepie z bielizną jako sprzedawczyni.
Depend iç çamaşırları ise yaşlı yetişkinler için tasarlandı.Odznakę należy zdobywać pod opieką dorosłych.
Buna örnek olarak plastik çamaşır sepeti ya da alüminyumdan yapılmış balon sepeti örnek verilebilir.Dla przykłądu można tu podać czapkę z balonów czy pustych butelek.
Kızı Zelha çamaşır yıkamaktadır.Jego żona nadal prowadziła pralnię.
Evin sonunda hâlen duran küçük bir çamaşırhane vardır.Umownym jego zakończeniem jest Mała Szatra.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.Współcześnie są elementem ubrań zarówno kobiecych jak i męskich.
Sodyum Karbonat oranı fazla olursa çamaşırları ve tülleri yıpratır.Bardziej niż pieniądze liczą się bandaże i bielizna.
Bütün köylüler topluca çamaşırları ve çocukları burada yıkarlardı.W roku 1910 we wsi powstała łaźnia i pralnia.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Tymczasem kosz, w którym ukrył się Falstaff, służący wrzucają do strumienia, gdzie pierze się bieliznę.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo återvänder då till toaletten för att återta diamanterna och gömmer dem i sina underkläder.
14 yaşında Austin mayo, iç çamaşırı ve vücut modelliği konusunda uzmanlaşmaya başladı.Vid fjorton års ålder började Coco Austin som fotomodell för baddräkter och underkläder.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Kvinnorna gömmer Falstaff i en tvättkorg med illaluktande tvätt.
Çamaşırların yıkanma işi hapishanede bilgi alışverişini de sağlıyordu.Även tvättinrättning skull inrymmas i huset.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.De bars ensamma, eller med en kjortel under.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Därför läggs bygelbehåar vanligen i tvättpåsar vid tvättning.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.Det är en linje med kläder och accessoarer för både män och kvinnor.
Ayrıca internet üzerinden iç çamaşırı satışı yapan bir site için de modellik yapmıştır.Han hade även på sig en t-shirt med reklam för webbplatsen The Solution is Simple.
Yunak, çamaşır yıkama yeri.Хімчистки та пральні.
El yıkama ve çamaşır makinesi için mevcuttur.Дах загальний — для прання та сушіння білизни.
Rosa onu ziyarete gidip para ve çamaşır götürüyordu.Гієзей повернувся був додому і заховав гроші і одяг.
Fransız çorap/iç çamaşırı üretiminin %25'i.Бал (бела) сукна = 25 поставів.
Çamaşır makinesi harika bir icattır.Пральна машина — чудовий винахід.
Gömleğin içine beyaz bir iç çamaşır giyilirdi.Pod ni se nosí bílá plátěná košile.
Artık para karşılığı çamaşır yıkar.Právě se chystá vyprat v řece prádlo.
Marion yine çıplaktır, iç çamaşırlarıyla dolanmaktadır.Katie se pomalu vrací, její oblečení je nasáklé krví.
Gom:Ev Seren:Çamaşır kurutma yeri.1. vyd. Mariánské Lázně: Zřídelní ústav, .
Marion yine çıplaktır, iç çamaşırlarıyla dolanmaktadır.Christine apare din nou în hainele ei strălucitoare.
Bu fotoğraflarda kırmızı iç çamaşırı ve laboratuvar kıyafeti giymiştir.În poze, ea este îmbrăcată într-un sutien roșu și un halat de laborator.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Ei preferă locurile cu umiditate ridicată, de aceea uneori pot fi găsiți în baie, de exemplu.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Eközben, Paulo magához veszi a mosdóban elrejtett gyémántokat, és az alsóneműjébe rejti.
Çamaşırlık atölyesi olmuştu.Vederej mosónő volt.
Lutz, 2010 Calvin Klein iç çamaşırı kampanyasının modellerinden biri.Egyike volt a 2010-es Calvin Klein X fehérnemű-kampány modelljeinek.
Bu durum ıslak çamasırların dondurucu sıcaklıkta asılıp sonradan kuru olarak alınmasını sağlayabilir.Elképzelhető az is, hogy a szárazjég alatt lehet vízjég is, s a széndioxid erre fagyott rá.