çamaşır ile cümle

çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onların elektrikleri var, ama sorum şu, kaçının çamaşır makinesi var?They have electricity, but the question is, how many have washing machines?
Yani iki milyar kişinin çamaşır makinesi var.So two billion have access to washing machines.
Kalan 5 milyar kişi, nasıl çamaşır yıkıyor?And the remaining five billion, how do they wash?
Ya da daha doğrusunu söylemek gerekirse dünyadaki kadınların çoğu nasıl çamaşır yıkıyor?Or, to be more precise, how do most of the women in the world wash?
Ve çamaşır makineleri olsun istiyorlar.And they want the washing machine.
Onlar da aynı şekilde bir çamaşır makinesi istiyorlar.They want the washing machine in exactly the same way.
En iddialı çevreciler bile çamaşır makinası kullanıyorlar.Even the hardcore in the green movement use washing machines.
Buradaki insanlar ise, çamaşır makinesi sahibi olmak istiyorlar.And these people, they want the washing machine.
Eğer demokrasi varsa, insanlar çamaşır makineleri için oy verirler.If you have democracy, people will vote for washing machines.
İşte büyü burada: çamaşırları makineye doldurursunuz, ve makineden size ne çıkar?Because this is the magic: you load the laundry, and what do you get out of the machine?
80'lerin geri dönüşü ile kaykaycı punk'ın birleşimi eğer çamaşır günü değilse tabi...80's revival meets skater-punk, unless it's laundry day.
Temiz çamaşır, ceket giydim. boynuma kravat bile taktım.I took a bath... put on fresh underwear, a new jacket, even a tie.
Hani, dhobi, çamaşırcı. İşte bu dhobi der ki,You know the dhobi, the launderer - yeah, the dhobi says that -
Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,He's a washerman - -and when news of that hits Ram -
Havlu, çamaşırhane, hizmetçi gibi ihtiyaçlarınız var mı?Now do you need towels, laundry, maids?
Toplam yedi kişi iç çamaşırlarıyla trene binecek.A total of seven guys enter anonymously in their underwear.
Sonra da bu seksi iç çamaşırlarını giyorsun, böyle.Then you wear this underwear all sexy, like this.
Kirli çamaşırların yıkanmasında,They take the dirty dishes back to the kitchen.
Sen bir ejderha avcısı değilsin, sadece iç çamaşırı giyen bir eziksin.Get your fat butt un-stuck from that chair.
"Mayıs ayının güneşli bir günüydü, ve Bayan Orville Wright çamaşır asıyordu.""It was a sunny day in may and Mrs. Orville Wright was hanging clothing on the line."
"Tanrım, bu bir çamaşır sepetiymiş.""Oh my God, it's a laundry basket."
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Look, Thursday's panties are missing.
6. ayda çocuğunuz sürekli kirli çamaşır çıkması.It's just a problem to keep on washing the clothes.
Bu kız henüz 10.sınıftayken bir icat yaptı: hem çamaşır hem egzersiz makinesi.Innovation by her when she was in class 10th: a washing machine-cum-exercising machine.
Toplamda yedi adam iç çamaşırlarıyla biniyor.A total of seven guys enter anonymously in their underwear.
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Do you know how many people we would've gotten if we put up fliers in the laundromat?
Oyuncak ve iç çamaşırı verilmesi bize yetecektir.And we think it's a given, and toys and lingerie are going to save us with that.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.It's practically raining women's undergarments when he walks down the street.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...I hear your family owns a laundry shop..
Çamaşırhane değil.It's not a laundromat.
Çamaşırcı Jan Di,Sen şimdi öldünJanDi Cleaners, you're dead now.
Çamaşırcı kızı mı diyorsun?Perhaps, the laundry girl?
Gorenje, Sırbistan'ın Zajecar kentinde çamaşır ve kurutma makinesi üretmeyi planlıyor.Gorenje plans to produce washers and dryers in Zajecar, Serbia.
En az 300 işçinin çalıştığı fabrika, çamaşır ve kurutma makineleri üretecek.The factory, employing at least 300 workers, will produce washing machines and dryers.
Devlet yetkilileri, halka buzdolabı ve çamaşır makinesi hediye etti.State officials delivered prizes such as refrigerators and washing machines.
Kirlenme Çamaşırhane topu Mıknatıs tedavisiFouling Laundry ball Magnet therapy
Bajo Belgrano'da çamaşır yıkayan kadınlar, resim Prilidiano Pueyrredón, 1865Washerwomen in Bajo Belgrano, painting by Prilidiano Pueyrredón, 1865.
Benzer şekilde, Prusya mavisi, çamaşırı mavileştirmenin temelidir.Similarly, Prussian blue is the basis for laundry bluing.
Prusya mavisi Mrs. Stewart's Bluing gibi bazı çamaşır mavileştirme preperatlarında vardır.[1]Prussian blue is present in some preparations of laundry bluing, such as Mrs. Stewart's Bluing.[35]
Pinky, büyükannesi hastalandığında mahkeme masraflarını ödemek için çamaşırları elde yıkar.Pinky washes clothes by hand when her grandmother is sick in order to pay court expenses.
Nausikaa ve nedimeleri çamaşır yıkamak için sahile gitmişlerdir.Nausicaä and her handmaidens go to the seashore to wash clothes.
Nausikaa, Odysseus'a giymesi için yıkadıkları çamaşırlardan verir ve onu kasabanın kenarına götürür.She gives Odysseus some of the laundry to wear and takes him to the edge of the town.
Old Faithful bazen bir çamaşırhaneye çevrilerek bozulur.Old Faithful is sometimes degraded by being made a laundry.
Sarah, günde sadece bir doların biraz fazlasını kazanarak çamaşırcı olarak iş bulmaya çalıştı.Sarah found work as a laundress, earning barely more than a dollar a day.
Oradan, çamaşır yıkama işine terfi ettim.From there, I was promoted to the washtub.
Kirli çamaşırları yıkamak istedi.Er wollte seine schmutzige Wäsche waschen.
Hayır, çamaşırlarını bizim evde yıkamana izin veremem.Nein, ich kann dir nicht erlauben, deine Wäsche bei uns zuhause zu waschen.
O çamaşır yıkamak zorunda.Er muss die Wäsche waschen.
Kızı Zelha çamaşır yıkamaktadır.Nebenher betrieb er eine Wäscherei.
Çamaşırların yıkanma işi hapishanede bilgi alışverişini de sağlıyordu.Im Knast habe er zudem in der Wäscherei gewirkt.
Çamaşır topu (İng.Ein Badeanzug (schweiz.
Bu da Falstaff'i korkutup çamaşır sepetinde çamaşırlar içine saklanmasına neden olur.Falstaff fürchtet derweil, in der Wäsche zu ersticken.
Bundan sonra da çamaşır tozunun yerini hızla almaya başladı.Und dann begann es plötzlich aus der Schultasche zu rauchen.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.Ihr dreckig gewordenes Kleid versucht sie daraufhin im Fluss zu waschen.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Die Menschen trocknen die Wäsche dort in der Regel nur mit einem Wäschetrockner.
Bütün köylüler topluca çamaşırları ve çocukları burada yıkarlardı.Frauen der umliegenden Dörfer waschen hier häufig Wäsche, Geschirr und ihre Kinder.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Ihren Feuchtigkeitsbedarf decken sie mit der Nahrung und sind nicht auf offenes Wasser angewiesen.
Bunun dışında çamaşırhane. gusülhane. abdesthane vardı.Es gab Wäscherei- und Abstellräume, eine Eingangshalle und Aufenthaltsräume.
Bazen avluya kuruması için asılmlış olan çamaşırları kaybeder.Auf dem Dachboden wurde früher oft die Wäsche zum Trocknen aufgehängt.
Günlük hayatta beyazlatıcı çamaşır sularında kullanılmaktadır.Täglich muss das Bett mit sauberer Bettwäsche bezogen werden.

İlgili Sayfalar