çamaşır ile cümle
çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlar bebek bezlerine benzer, ancak normal iç çamaşırlar gibi giyilebilirler.These are similar to infant diapers in construction but they can be put on like normal underwear.
1999'da 16 yaşındayken Victoria's Secret'ın iç çamaşırı katalogunda yer aldı.In 1999, at the age of 16, she appeared in the Victoria's Secret lingerie catalogue.
Lutz, 2010 Calvin Klein iç çamaşırı kampanyasının modellerinden biri.He is one of the models featuring the Calvin Klein underwear campaign 2010.
İngiliz İngilizcesinde terim erkek iç çamaşırını ifade eder, ABD'de ise terim toplumsal cinsiyettir.In British English the term refers to men's underwear, while in the US the term is gender neutral.
Çamaşır deterjanları çoğunlukla anyonik ve iyonik olmayan yüzey aktif maddeler içerir.Laundry detergents contain mostly anionic and non-ionic surfactants.
Çamaşır yıkaması, karışık yüzeyleri lif yüzeylerinden temizlemeyi içerir.Washing laundry involves removing mixed soils from fiber surfaces.
1987 yılında iç çamaşırları dokumasız örtü ve plastik örtü gibi yapıldı.In 1987, the undergarments were made in both cloth like non-woven covers and plastic covers.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.He hates lugging water, and caused the lighter to break leaving the group with no source of fire.
AussieBum Avustralyalı erkek mayo ve iç çamaşırı üreticisi.aussieBum is an Australian men's swimwear and underwear manufacturer.
1990'larda, Purex çamaşır deterjanlarına odaklanmak için çamaşır suyu ürününü bırakıyordu.By the 1990s, Purex would discontinue its bleach product to focus on laundry detergents.
Bu sahneden sonra Peter'ın çamaşırları topladığı bir kesit sahneye geçiş yapılır.From this comes a cutaway which shows Peter doing the laundry.
Eski zamanlarda Reykjavík'deki kadınlar çamaşırlarını yıkamak için buraya gelirlerdi.In former times, at Rastoke a traditional form of washing machine has been used for washing clothes.
Kurutulmak için asılan çamaşır..On hanging laundry.
"İkinci çanta": Judy Maxwell (Barbra Streisand)'e aittir ve içi kadın iç çamaşırlarıyla doludur.The third bag belongs to Judy Maxwell and is filled with her clothing and a large dictionary.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo returns to the toilet to retrieve the diamonds, storing them in his underwear thereafter.
İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise 1924'te üretildi.The first Kenmore washing machine was introduced in 1927.
String, genellikle bazı ülkelerde iç çamaşırı ya da mayo olarak giyilen bir giysidir.The thong is a garment generally worn as either underwear or as a swimsuit in some countries.
El yıkama ve çamaşır makinesi için mevcuttur.The interior is furnished with a lavatory and wash basin.
Çamaşır suyuna olan bağımlılığından ötürü sıkıntı çekmektedir.It is considered unsafe for swimming owing to its rockiness.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.The line produces casual wear for both men and women.
Vestfrost, 2009 yılında ilk çamaşır makinesini kullanıma sunmuştur.Robinson launched his first ready to wear collection in 2009.
Laundry ball, Wash ball); çamaşır yıkamada deterjan yerine önerilen bir üründür.A laundry ball or washing ball is a product promoted as a substitute for laundry detergent.
Kadınlar için diğer bir moda da dışa giyilen kadın iç çamaşırlarıydı.Washing clothes was another occupation women engaged in.
Küçük / orta boy, 4-8 beden iç çamaşırına denktir.The small/medium size is the equivalent of size 4-8 underwear.
Görünen iç çamaşırı, sosyal bir yersizlik göstergesiydi.A visible undergarment had been a sign of social ineptness.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.So, if I simplify the laws of simplicity, I have what's called the cookie versus laundry thing.
Ve siz aşağı indikçe, yüzeydeki çamaşır makinası sakinleşir.And as you go down, the washing machine at the surface calms down.
Çok eğildi, anne bir moda mağazası için ince iç çamaşırları dikilir.Bent far over, the mother sewed fine undergarments for a fashion shop.
Burası çamaşır fırlatma noktası, ve buradaki bir ayak pedalı.This is a laundry chute.
Eğer yeterince zekiyseniz, çamaşır makinesinin üstündeki sepete düşer.And then if you're smart enough, it goes on a basket on top of the washer.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Her mother had been glad to see her and they had got the baking and washing all out of the way.
Hey! İç çamaşırını giy.Hey, put your underwear on.
Bizim reklam panolarımız iç çamaşırları içindeki çıplak çocukları göklere çıkarıyorlar.Our billboards celebrate naked children in underwear.
Bu yürüme desteği kullanan bir kadın için bir çamaşır odası.This is a utility room for a woman who is on a walker.
Biz hızlıca bir çamasır odası yaptık.We put together, very quickly, a washroom.
19. yüzyıldaki kadınlar, Haftada 2 günlerini harcardı çamaşırlar için.Women, back in the late 19th century, spent two days a week doing the laundry.
Kurusun diye çamaşırları asmak zorundalardı.Then they had to hang the clothes out to dry.
Ve sonra elektrikli çamaşır makinesi geldi ve 1950'de, her yere ulaşmıştı.And then we had the electric washing machine. And by 1950, they were everywhere.
Biraz çamaşır makinası içinde olmaya benziyordu.A bit like being in a washing machine.
Temizlik, çamaşır, bir sürü iş var...There must be a lot of that here.
Bu, örneğin, benim çamaşır kurutma makinem.This, for example, is my tumble dryer.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Exactly one week's worth of undies is all I put in my suitcase.
ABD en temiz olduğunu söylüyorlar kirli çamaşırların içinde.They say that the US is the cleanest dirty in the laundry.
Kütüphaneleri ve çamaşırhaneleri düşünün.Just think of libraries and laundrettes.
Şimdi Ace'ye geri dönelim, hani bu çamaşır suyu söz verdik ya.And I'll get you back to Tide, the detergent now, as I promised.
Çamaşır günü, görüşürüz.Underthings Tumbling
İmzaladın ama! Dost bir çamaşırcı yoldaşa sırtımı dönmem.Well, wouldn't want to turn my back on a fellow... laundry...person.
Ben çamaşır yıkamayı severim.Psych! I love it.
Billy, çamaşırcı çocuk.Oh, Billy, the laundry buddy.
İç çamaşırlarında bomba taşıyan gençleri hatırlarsınız belki.You may remember these guys.
İç çamaşırlarımı bile.Even my underwear.
İç çamaşırı, iç çamaşırı!Underwear, underwear!
Buraya kirli çamaşırlarınızı yıkamak için geldim Bay Park.Mr. Park, I came to do your dirty laundry.
Bir sonraki gerçekten çok, çok büyük olay çamaşır makinesiydi.The next thing that really was a big, big deal was the washing machine.
Herkes bu elektrikli çamaşır makinelerinden bir tane istiyordu.Everybody wanted one of these electric washing machines.
Sabaha lazım olacak." O, ne zaman çamaşır yıkamam gerektiğini bana hatırlatan hesaplayıcı akıldır.It's that calculating intelligence that reminds me when I have to do my laundry.
Kim böyle çocuksu iç çamaşırını çalar ki?Who would steal childish panties like those?
Seung Jo'nun odasından kirli çamaşırları alabilir misin?Can you get the laundry from Seung Jo's room?
Annem dikkatlice makinenin kapağını açtı ve kirli çamaşırları makineye yerleştirdi, aynen böyle.My mother carefully opened the door, and she loaded the laundry into the machine, like this.
Anneannem için, çamaşır makinası bir mucizeydi.To my grandmother, the washing machine was a miracle.