çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Benimle çalışmak ister misin?Would you like to study with me?
İyi çalışmak zorundayım.I must study well.
Ben spor salonunda çalışmaktan hoşlanırım.I enjoy working out in the gym.
Tom'un babası beş yıl önce fazla çalışmaktan öldü.Tom's father died from overwork five years ago.
Şu anda çalışmak için çok sıcak.It's too hot to work right now.
Üzgünüm, çalışmak zorundayım.Sorry, I have to study.
Çalışmak için takım elbise giymen ve kravat takman gerekiyor, değil mi?You are required to wear a suit and tie to work, aren't you?
Tom çalışmak için takım elbise giymek ve kravat takmak zorunda değil.Tom doesn't have to wear a suit and tie to work.
Onun çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi gerekiyor.He is required to wear a suit and tie to work.
Çalışmak için takım elbise giymemiz ve kravat takmamız gerekiyor.We are required to wear a suit and tie to work.
Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.They are required to wear a suit and tie to work.
Okula gitmek ve sıkı çalışmak istiyorum.I want to go to school and study hard.
Burası bana göre değil! Ben çalışmak için doğmadım.This is no place for me! I was not born for work.
Sınav için çalışmak zorundayım.I have to study for the exam.
O, çalışmaktan hoşlanmaz.She doesn't like to work.
Yerel kahve dükkanında çalışmak istiyorum.I like to study at the local coffee shop.
Artık orada çalışmak istemiyorum.I don't want to work there anymore.
Ben artık orada çalışmak istemiyorum.I don't want to work there anymore.
Tom geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates working late.
Çalışmaktan yoruldum, öğle yemeği yemek istiyorum.I'm tired of work. I want to have lunch.
Emily büyük bir şirkette çalışmak istiyor.Emily wants to work in a major company.
Tom'a bugün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacağını söyle.Tell Tom he's going to have to work late today.
Hastanede çalışmak isterim.I'd like to work at a hospital.
Fransızca çalışmak çok eğlenceli.Studying French is a lot of fun.
Çok sayıda üniversite mezununun bile asgari ücretle çalışmak zorunda olduklarını duydum.I heard that even a lot of college graduates have to work for minimum wage.
Tom Avustralya büyük elçiliği için çalışmaktadır.Tom works for the Australian embassy.
Tom yıllardır Mary'nin şoförü olarak çalışmaktadır.Tom has been working as Mary's chauffeur for years.
Tom'un bugünlerde yaptığı bütün şey çalışmak.All Tom does nowadays is study.
Hem Tom hem de Mary Fransızca çalışmaktadır.Both Tom and Mary study French.
Pazar günü çalışmak zorunda olmayacağımı umuyordum.I was hoping I wouldn't have to work on Sunday.
Tom'la çalışmak gerçek bir zevkti.It was a real pleasure to work with Tom.
Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Tom her zaman Fransızca çalışmak istedi.Tom always wanted to study French.
Tom asla Fransızca çalışmak istemedi.Tom never wanted to study French.
Tom kapının mandalını açmaya çalışmak için açıklıktan çite ulaştı.Tom reached through the gap in the fence to try to unlatch the gate.
Sonsuza kadar bir fast food yerinde çalışmak istemiyorum.I don't want to work at a fast-food place forever.
Çalışmak çürümekten daha iyidir.Better to run than to rot.
Çalışmak hayatı tatlı yapar.Work makes life sweet.
Tom dün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late yesterday.
Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to work late.
Tom geç vakitlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late.
Tom bizim için çalışmakla ilgilenmediğini bize bildirdi.Tom let us know that he wasn't interested in working for us.
Tom artık profesyonel bir müzisyen olarak çalışmakla ilgilenmediğini söylüyor.Tom says he's no longer interested in working as a professional musician.
Ne yazık ki sınava çalışmak için zamanım yoktu, bu yüzden başarısız oldum.Unfortunately, I didn't have time to study for the exam, so I failed it.
Neden hep Wall Street'te çalışmak istersin?Why would you ever want to work on Wall Street?
Tom gelecek hafta sonu çalışmak zorunda olduğundan bahsetti.Tom mentioned he had to work next weekend.
Mary Park Caddesindeki bir restoranda bir garson olarak çalışmaktadır.Mary works as a waitress at a restaurant on Park Street.
O bir fabrikada çalışmak istiyor.He wants to work in a factory.
O bir fabrikada çalışmak istemiyor.He doesn't want to work in a factory.
Japonca derslerini daha sıkı çalışmak zorundasın.You have to work harder on your Japanese studies.
Artık senin için çalışmak istemiyorum.I don't want to work for you anymore.
Tom asla senin için çalışmak istediğini söylemedi.Tom never said he wanted to work for you.
Seni şaşırtmaya çalışmaktan vazgeçtim.I've given up on trying to surprise you.
O gerçekten bir çevirmen olarak çalışmak istiyor.He really wants to work as a translator.
Evliliğini kurtarmak için çalışmak zorundasın.You need to work on saving your marriage.
Tek önerdiğim şey, Tom'a elimizden geldiğince yardım etmeye çalışmak.All I'm suggesting is that we try to help Tom as much as we can.
Sizinle çalışmak bir zevkti.It's been a pleasure working with you.
Tom tam zamanlı çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Tom tam gün çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Oradaki ofisimizde çalışmak için seni Boston'a göndereceğiz.We're going to send you to Boston to work in our office there.

İlgili Sayfalar