çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'la çalışmak için buraya geldim.I've come here to work with Tom.
Ben de seninle çalışmaktan keyif aldım.I've enjoyed working with you, too.
Ben de seninle çalışmaktan memnun kaldım.I've enjoyed working with you, too.
Seninle çalışmaktan keyif aldım.I've enjoyed working with you.
Seninle çalışmaktan memnun kaldım.I've enjoyed working with you.
Bu gece geç saatlere kadar çalışmak zorundayım.I have to work late tonight.
Bu öğleden sonra çalışmak zorundayım.I have to work this afternoon.
Bu hafta sonunda çalışmak zorundayım.I have to work this weekend.
Bu gece çalışmak zorundayım.I have to work tonight.
Sadece çalışmak için bir yere ihtiyacım vardı.I just needed a place to study.
Keşke çalışmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I could have more time to study.
Seninle çalışmak istiyorum.I want to work with you.
Üç yıl önce Tom için çalışmaktan vazgeçtim.I stopped working for Tom three years ago.
Sanırım çalışmak için hiç hata yapmamalıyım.I think I should get right to work.
Sanırım çalışmak için geri döneceğim.I think I'll get back to work.
Ben bir hastanede çalışmak istiyorum.I want to work at a hospital.
Bu şartlar altında çalışmak istemiyorum.I don't want to work under these conditions.
Fransızca çalışmak istiyorum ama zamanım yok.I'd like to study French, but I don't have the time.
Canım bugün Fransızca çalışmak istemiyor.I don't feel like studying French today.
Fransızca çalışmak istemiyorum.I don't want to study French.
Fransızca çalışmak zorunda değilim.I don't have to study French.
Uykuluyken ders çalışmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to study when you're sleepy.
Bay Wang Almanca öğrendi çünkü o Almanya'da çalışmak istiyordu.Mr. Wang learned German because he wanted to work in Germany.
Bugün ders çalışmak istemiyorum.I don't want to study today.
Zaten sen hiç çalışmak istemedin.You have never wanted to study anyway.
Arkadaşım çalışmak için kütüphaneye geldi.My friend came to the library to study.
Tom bana sabahleyin çalışmaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't like to study in the morning.
Tom'la Fransızca çalışmaktan hoşlanacağından eminim.I'm sure you'll enjoy studying French with Tom.
Tom'un bu gece geç vakte kadar çalışmak zorunda kalmayacağına eminim.I'm sure Tom won't have to work late tonight.
Tom'u ikna etmeye çalışmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to try to convince Tom.
Benim için çalışmakla ilgilenir misin?Would you be interested in working for me?
Artık burada çalışmak zorunda olmayacaksın.You won't have to work here any longer.
Seninle çalışmak için görevlendirildim.I've been assigned to work with you.
Seninle çalışmaktan çok heyecan duydum.I'm thrilled to be working with you.
Tom Boston'da çalışmak istemedi.Tom didn't want to work in Boston.
Biz çok çalışmak zorunda kalmayacağız.We won't have to work very hard.
Ben hâlâ birlikte çalışmak istiyorum.I'd still like to work together.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacağım.I'm going to have to work late.
Tom çalışmak için odasına gitti.Tom went to his room to study.
Tom'un geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to work late.
Onu daha fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study it further.
Tom'un çalışmak için zamanı yoktu.Tom had no time to study.
Tom çalışmak zorunda değildi.Tom didn't have to study.
Boston'da çalışmak istiyorum.I want to work in Boston.
O, çelik fabrikasında çalışmaktadır.He works at the steel mill.
Sınavımız için ders çalışmak zorundayız.We have to study for our exam.
Bu koşullar altında çalışmak istemiyorum.I don't want to work under those conditions.
Yapacağım şey Fransızca çalışmak.What I'm going to do is study French.
Yapmayı planladığım şey Fransızca çalışmak.The thing I'm planning to do is study French.
Yunanca çalışmaktayım.I've been studying Greek.
Tom ve ben üç yıldan daha fazla bir süredir birlikte çalışmaktayız.Tom and I have worked together for over three years.
Bazılarımız bu hafta sonu çalışmak zorunda.Some of us have to work this weekend.
Tom cumartesi günü çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to work on Saturday.
Tom asla çok fazla ders çalışmak zorunda değildi.Tom never had to study very much.
Tom çalışmaktan nefret ettiğini söyler.Tom says that he hates to study.
Tom çalışmak için bir evrak çantası taşıyor.Tom carries a briefcase to work.
Çalışmak zorunda olduğunu düşündüm.I thought you had to work.
Tom çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to work.
Bazılarımız çalışmak zorunda.Some of us have to work.
Tom burada çalışmaktan hoşlanıyordu.Tom liked working here.

İlgili Sayfalar