çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Fransızca çalışmak istemiyor fakat çalışmak zorunda.Tom doesn't want to study French, but he has to.
Tom'un çalışmak için fazla zamanı yoktu.Tom didn't have much time for studying.
Tom'un canı hiç çalışmak istemiyordu.Tom didn't feel like studying at all.
Tom ve Mary birlikte çalışmak zorundalar.Tom and Mary have to work together.
Ben her gün sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard each day.
Tom cuma günü geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates to work late on Friday.
Şu anda 5 saatten az çalışmak zorundayım.Now I have to work in less than 5 hours.
Bugün çalışmak istemiyorum.I don't want to work today.
Çalışmak zorunda oldukları saatleri düşünerek öğretmenlerin çoğu iyi geçinmiyor.Most teachers don't make a decent living considering the hours they have to work.
Bütün yapabildiğim sessizce çalışmak.All I can do is work in silence.
Daha fazla çalışmak zorundasın.You have to study more.
Çiftler halinde çalışmak, bu sorunları çözmenin en kolay yoludur.Work in pairs is the easier way to solve these problems.
Pazar günü çalışmak zorunda kalacağım.I will have to work on Sunday.
Bu kadar çok gürültü ile çalışmak mümkün değildir!It's not possible to study with so much noise!
O kadar çok gürültü altında çalışmak olanaksız!It's impossible to study with so much noise!
Bir morgda çalışmak gerçekten ürpertici olmalı.It must be really creepy to work in a morgue.
Buraya yeni cümleler eklemeye çalışmak için birçok hayal gücü gereklidir.A lot of imagination is needed to try to add new sentences here.
Onlar her gün sekiz saat çalışmak zorunda.They're required to work eight hours every day.
O, bir komi olarak çalışmaktadır.He works as a busboy.
O felaketten kurtulmaya çalışmak yerine kederi içinde debeleniyor gibi görünüyordu.She seemed to be wallowing in her grief instead of trying to recover from the disaster.
Kot pantolonla çalışmak kolaydır.It's easy to work in jeans.
Bu, çalışmak gibi görünmüyor.This does not look like studying.
Herhangi bir ilerleme yapmadığım için ders çalışmaktan zevk almıyorum.I don't enjoy studying because I don't make any progress.
Böyle bir gürültüde ders çalışmak imkansızdır.It's impossible to study in such noise.
Bütün yapacağımız çalışmaktır.All we do is study.
Ben senin teklifini takdir ediyorum, ama bunu tek başıma yapmaya çalışmak istiyorum.I appreciate your offer, but I'd like to try to do this on my own.
Bay Eliot'un asistanı olarak çalışmaktayım.I work as Mr. Eliot's assistant.
Çalışmak zorunda olduğu için partiye gidemediğini söyledi.He said he wouldn't go to the party because he had to study.
Çalışmak, yeteneksiz insanlar içindir.Work is for people without talent.
Ne kadar az çalışırsam o kadar az çalışmak istiyorum.The less I work, the less I want to work.
Ders çalışmak için yaşıyor.He lives for studying.
Kitabı bulmaya çalışmak için birçok dükkana gittim.I went to many shops to look for the book.
Onun ne zaman olduğunu unutmamaya çalışmak zorundasın.You have to try not to forget what time it is.
O, haftada yedi gün şirkette çalışmaktadır.He works at the company seven days a week.
Biyoloji testi için çalışmak zorundayım.I have to study for a biology test.
Düşünmek değil çalışmak zorundasın.You have to work, not think.
Bay Norton ile çalışmak keyiflidir.Mr. Norton is pleasant to work with.
Ne kadar yorgun olursam olayım, çalışmak zorundayım.No matter how tired I might be, I have to work.
Tom IRS için çalışmaktadır.Tom works for the IRS.
Hastanede çalışmak istemezdim.I wouldn't like to work in a hospital.
Bir hastanede çalışmak istemezdim.I wouldn't want to work in a hospital.
Tom'la çalışmaktan onur duyuyorum.I'm honored to work with Tom.
Çalışmaktan nefret ederim.I hate working.
Ben bu yaz çalışmak isterim.I would like to work this summer.
Onu ikna etmeye çalışmaktan yoruldu.She was tired of trying to convince him.
Almanca çalışmak istemiyorum.I don't want to study German.
O bugün ders çalışmak istemiyor.He doesn't want to study today.
Ben çalışmak için çok açım.I'm too hungry to study.
O, hastanede çalışmak istiyor.She wants to work at the hospital.
O bir jimnastik öğretmeni olarak çalışmaktadır.He works as a gym teacher.
Bay Wang Almanya'da çalışmak istediği için Almanca öğrendi.Mr. Wang learnt German because he wanted to work in Germany.
Almanya'da çalışmak ister misin?Do you want to work in Germany?
Hiç kimse ülkemde çalışmak istemiyor.Nobody wants to work in my country.
Hiç kimse benim ülkemde çalışmak istemedi.Nobody wanted to work in my country.
O bir İngilizce öğretmeni olarak çalışmak için Meksika'ya gitti.He went to Mexico to work as a teacher of English.
Bu gece çalışmak zorunda mısın?Do you have to work tonight?
Tom bahçenin içinde çalışmaktan memnundu.Tom was happy working in the garden.
Gerçekten o şirkette çalışmak istiyor musun?Do you really want to work at that company?
Gerçekten eski bir mahkûm için çalışmak ister misin?Do you really want to work for an ex-convict?
Gerçekten Boston'da çalışmak ister misin?Do you really want to work in Boston?