çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin.If anyone is not willing to work, then he is not to eat, either.
Bir ambalaj şirketi için çalışmaktadırlar.They work for a packaging company.
Sizinle çalışmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to work with you.
Bilgisayar yoluyla evden çalışmak tuhaf olabilir.Working from home via computer can be lonely.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğum için randevumu erteledim.I postponed my date because I had to work late.
Tom'un çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi bekleniyor.Tom is required to wear a suit and tie to work.
Bir kömür madeninde yıllarca çalışmaktan hastanın akciğer dokusu hasar gördü.The patient's lung tissue was damaged from years of working in a coal mine.
Çalışmak için genellikle ne giyersiniz?What do you usually wear to work?
İngilizce çalışmak zorundaydım.I had to study English.
O, o laboratuvarda çalışmaktadır.He works in that lab.
Yeni yıl için umudum daha çok çalışmak.My hope for the new year is to study harder.
Arapça çalışmak istiyorum.I would like to study Arabic.
Çalışmak özgür kılar.Work makes free.
Bazı adli araştırmacılar karkasların böcek kolonizasyon oranını çalışmaktadırlar.Some forensics researchers study the rate of insect colonization of carcasses.
Sosyal reformlar için çalışmakla meşgullerdi.They were busy working for social reforms.
Kendileri için çalışmak üzere serbest bırakıldılar.They were freed to work for themselves.
Ortak çıkarları için birlikte çalışmaktaydılar.They had been working together for common interests.
Onu geri getirmeye çalışmak aptalca olur.To try to bring it back would be foolish.
Haftada kaç kez ders çalışmak istiyorsun?How many times a week do you want to study?
Birkaç aydır İtalyanca çalışmaktayım.I have studied Italian for a few months.
Babam istediğimiz her şeyi bize vermek istediği için çok çalışmaktadır.My father works hard because he wants to give us everything we need.
Çince çalışmak için bütün yazılım çeşitlerini kullanıyorum.I use all kinds of software to study Chinese.
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.Working in the Kremlin has been my lifelong dream.
Ben Pazar çalışmak zorundaydım.I had to work on Sunday.
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Arkadaşlar ders çalışmak için kütüphaneye geri geliyorlar.Friends come back to the library to study.
Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.Trying to teach a fool is like providing medical treatment for a dead man.
Tom bir yerli Japonca konuşuru ile Japonca çalışmak istedi.Tom wanted to study Japanese with a native Japanese speaker.
Tom Pazartesi öğleden sonraları genellikle çalışmak zorunda değildir.Tom usually doesn't have to work on Monday afternoons.
Tom çalışmak için çok yorgun.Tom is too tired to study.
Tom çok çalışmak ve sınıfındaki diğer öğrencilere yetişmek zorunda.Tom has to study hard and catch up with the other students in his class.
Tom yarın çalışmak istemiyor.Tom doesn't want to work tomorrow.
Tom burada çalışmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like working here.
Tom bugün çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work today.
Tom o kadar çok çalışmak zorunda değildir.Tom doesn't have to work so hard.
Tom pazartesi günleri çalışmak zorunda değildir.Tom doesn't have to work on Mondays.
Tom, pazartesileri çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work on Mondays.
Tom Fransızca çalışmak zorunda değil. Zaten onu oldukça iyi konuşabiliyor.Tom doesn't have to study French. He can already speak it quite well.
Tom bugün çalışmak için bir kravat takmadı.Tom didn't wear a tie to work today.
Tom çalışmak zorunda olduğu için konsere gidemedi.Tom couldn't go to the concert because he had to work.
Tom ve karısı kıt kanaat geçinmek için her ikisi çalışmak zorunda.Tom and his wife both have to work to make ends meet.
Tom, Cumalar hariç, çalışmak için her zaman kravat takar.Tom always wears a tie to work, except on Fridays.
Tom'un Rusça öğrenmeye çalışmakla ilgilendiğinden bile şüpheliyim.I doubt that Tom is even interested in trying to learn Russian.
Tom'un şu an çalışmak istediğini düşünmüyorum.I don't think Tom is in the mood to work right now.
Tom çalışmak için genellikle bir kravat takar mı?Does Tom usually wear a tie to work?
Tom, Mary ile çalışmaktan usandı ve istifa etti.Tom got tired of working with Mary and quit.
Tom Mary için çalışmaktan hoşlandı.Tom enjoyed working for Mary.
Tom Mary ile çalışmak istemiyordu.Tom didn't want to work with Mary.
Tom asgari ücret için çalışmaktadır.Tom's been working for minimum wage.
İnsanlar çalışmak için yaşama yerine yaşamak için çalışıyorlar.People work to live, instead of living to work.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Çalışmak zorunda olan sadece Tom değildir. Ben de çalışmak zorundayım.It's not only Tom that has to study. I have to study, too.
Çalışmak zorunda olan tek kişi Tom değildir. Ben de çalışmak zorundayım.Tom isn't the only one who has to study. I have to study as well.
Sadece Tom çalışmak zorunda değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.Not only Tom has to study, but I have to study, too.
Daha sıkı çalışmak zorundasın.You have to study harder.
Onun ilginç bir işi var, orada çok çalışmak zorunda.He has an interesting job, where he has to work a lot.
Tom bu sabahtan beri bu rapor üstünde çalışmaktadır.Tom's been working on this report since this morning.
Tom Fransızca çalışmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to study French.
Kıt kanaat geçinmek için Tom eskisinden daha çok çalışmak zorunda.Tom has to work harder than he used to to make ends meet.
Tom üniversiteden mezun olduğundan beri bir çevirmen olarak çalışmaktadır.Tom has been working as a translator ever since he graduated from college.