çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda yeni mahkûm , David "Tweener" Apolskis uyum sağlamaya çalışmaktadır.Enkele afleveringen later schiet hij David 'Tweener' Apolskis dood.
Araç, hibrid teknolojisi ile çalışmaktadır.Het bedrijf doet ook aan hybride bustechnologie.
Tesislerde toplam 180 işçi çalışmaktadır.Er werkten in totaal 180 personen.
Ottavio Anna'yi teselli etmeye çalışmaktadır.Sam probeert Anton te troosten.
Amerikan Girişim Enstitüsü ("American Enterprise Institute") adlı kuruluşta çalışmaktadır.Hij is een medewerker van het American Enterprise Institute.
Aynı zamanda bir fabrikada çalışmaktadır.Daarom werkte hij ook nog bij een fabriek.
Şu an ise bağımsız editör olarak çalışmaktadır.Tegenwoordig werkt hij als freelance redacteur.
Birlikte ders çalışmaktan hoşlanıyorlar.Hij bestudeert ze graag.
2001'den beri serbest sanatçı olarak çalışmaktadır.Zij werkt sinds 2001 als zelfstandig beeldend kunstenaar.
Otuz yılı aşkım bir süredir de National Geographic dergisi için çalışmaktadır.Ze schreef lange tijd voor National Geographic.
Bunlardan bazılarai hala çalışmaktadır.Een aantal daarvan is nog actief.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Deze medewerkers zorgen ervoor dat het lichaam van de patiënt het orgaan zo goed mogelijk accepteert.
Fakat artık manastırdan ayrılıp çalışmak zorundadır.Uiteindelijk besluit ze het klooster te verlaten.
Onunla çalışmaktan onur duyarız.Het is goed samen te werken.
1981'den beri Finlandiya'da yaşamakta ve çalışmaktadır.Sinds 1984 woont en werkt hij in Amsterdam.
Şu anda WWE için çalışmakta ve RAW brandında güreşmektedir.Maar nu worstelt Joe ook voor de WWE, bij RAW.
Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır.De organisatie wil de belangen behartigen van voormalige moslims.
Hindistan'da bir reklam şirketinde oyuncu olarak çalışmaktadır.Hij werkt als staalarbeider in Indiana.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Het geeft mij het idee van een veel grotere kracht dan zijn eerdere werken.
Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır.Ze verbreekt alle contact met de miljardair Christian Grey.
Yaklaşık olarak 50 kişi yurt dışında çalışmaktadır.Ongeveer de helft van de studenten is uit het buitenland afkomstig.
Kimileri ise dinozorlarla bağdaştırmaya çalışmaktadır.Ze vechten met dinosaurussen.
2003'ten beri Arizona State Üniversitesi'nde çalışmaktadır.Sinds 2003 geeft hij les aan de Arizona State University.
Daha sonra Apartheid'dan geçiş yaparak çalışmak için Güney Afrika'ya gitti.Ze reisde ook door Zuid-Afrika ten tijde van de apartheid.
Pauling yüksek fizikçilerle çalışmak için Avrupa'ya gitti.Stijn vertrok naar Engeland voor zijn studies.
Metro ağında halihazırda Metro ve Ankaray adı altında iki ayrı taşıma sistemi çalışmaktadır.Op dit moment bestaat het metrosysteem uit twee verschillende lijnen genaamd Ankaray en Ankara Metro.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.De verzekeringnemer hoeft geen premie te betalen totdat hij weer arbeidsgeschikt is.
Bu ziyaretlerin amacı, orada ortaya çıkan yeni sanat olayları üzerine çalışmaktı.Het werk zal daar getoond worden in de zaal die gewijd is aan Kijken naar Kunst.
Kendi açıklarını da kapatmaya çalışmaktadır.Daarom ook houdt hij zijn oren dicht.
Eski L.A. Guns gitaristi ve kurucusu, Tracii Guns'a göre, Rose 1983'ten beri bu şarkı için çalışmaktaydı.Oud-gitarist Tracii Guns vertelde later dat Axl Rose dit lied in zijn oervorm al rond 1983 gecomponeerd had.
Ayrıca Farsça kaar (çalışmak) ve bolo (daha yüksek) kelimelerinden türediğine inananlar da vardır. ^Gelovigen meenden plotseling een gouden (of platina of zilveren) vulling of kies te hebben gekregen.
Bu gruplar birbirleriyle sürekli çatışma halindedirler ve şehrin kontrolünü ele geçirmeye çalışmaktadırlar.Deze twee organisaties vochten met elkaar om de macht over de stad.
Birliğin üyeleri gönüllü olarak çalışmaktadır.De vereniging werkt uitsluitend met vrijwilligers.
Başka bir deyişle kendimize ve başkalarına sorduğumuz sorulara cevap verebilmeye çalışmaktır.Ze deed het om te kunnen antwoorden op vragen die haar gesteld konden worden in het parlement.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Sommige kinderen worden er door hun ouders op uitgestuurd om geld te verdienen op straat.
Enstitüde yaklaşık 540 personel çalışmaktadır.Er werkten circa 450 medewerkers in het instituut.
Nintendo Wii, bu konuya daha odaklı olarak çalışmaktadır.Ook de Nintendo Wii maakte gebruik van deze service.
Halen bu hastanede çalışmaktadır.Ze gaat aan de slag in het ziekenhuis.
Picnik uygulamasına benzer şekilde Facebook, Flickr, Picasa ve Photobucket gibi sitelerde çalışmaktadır.Foto's exporteren naar Facebook, Flickr, Photobucket en Picasa Web Albums.
Kendisi ve ailesini Sovyetler Birliğine çalışmak için davet eder.Hij of zij roept de familie bij elkaar.
Polonya’da ambulans ve klinik hizmetlerinde 3.200 kişi çalışmaktadır.Er werken in AZ Sint-Lucas zo'n 2200 personeelsleden en 200 artsen.
Bu fabrikada 20 idari personel ve 79 işçi çalışmaktadır.In 1876 werkten in deze stoomfabriek 89 volwassenen en 10 kinderen.
Bu iş yerlerinde yaklaşık 90 işçi çalışmaktadır.Bij het bedrijf werken ongeveer 90 personen.
Kendisi bir Dj olup M.G.'nin yanında çalışmaktadır.Als dj werkt hij onder het alias mcDJ.
2010'dan beri Galatasaray altyapısında antrenör olarak çalışmaktadır.Hij is sinds 2010 werkzaam als trainer van CE Sabadell.
Tanık olmak, tanık olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak.Deze is bereid als getuige op te treden.
Yevgeniy Vasilyiç Bazarov – Nihilist bir fen bilimleri öğrencisi, doktor olmak için çalışmaktadır.Jevgeni Vasiljevitsj Bazarov – een nihilist en student wetenschap.
Öldüğü sırada iki proje üzerinde çalışmaktaydı.Op dat moment was hij nog bezig met twee projecten.
Genç nüfus çalışmak için büyük şehirlere gitmiştir.De jeugd trekt naar de grote steden.
Babası marangoz olarak çalışmaktaydı.Zijn vader was werkzaam als timmerman.
Taksim-Çapa hattında ise 24 saat aralıksız dolmuş çalışmaktadır.In zijn studietijd vestigde hij een wereldduurrecord door ononderbroken ruim 24 uur te dammen.
Yapılan araştırmaya göre 2004 yılında tüm Wal-mart mağazalarında 1,5 milyon kişi çalışmaktadır.Ook had Wal-Mart in dit jaar 1,6 miljoen werknemers wereldwijd.
Sürekli kahramanlarımızın sırrını öğrenmeye çalışmaktadır.Ze probeert voortdurend haar collega-journalisten te overtreffen.
On dört yıla yakın bir süredir vejetaryendir ve vegan olmaya çalışmaktadır.Mike is al enkele jaren vegetariër en steunt PETA.
Wondaland Arts Society ve Bad Boy/Epic Records şirketlerine bağlı olarak çalışmaktadır.Ze staat onder contract bij Wondaland Art Society, Bad Boy Records en Atlantic Records.
Bu projede 60 kişi gönüllü olarak çalışmaktadır.Aan het project werken ruim 140 vrijwilligers mee.
Benzin istasyonunda çalışmaktadır.Hij bevindt zich aan een tankstation.
Hamburg'da gözlemci olarak çalışmaktadır.Gelijktijdig werkte hij als Staatsrad in Hamburg.
Acil kısmı da 7/24 çalışmaktadır.De werktitel van deze nieuwszender was 24/7.
2002'den beri Universal Music Group'a bağlı olan şirket, bağımsız bir birim olarak çalışmaktadır.Sinds 2002 maakt Spinefarm deel van Universal Music Group, maar het werkt als een eigen bedrijf.