çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, ailesine bakmak için çok çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
O fazla çalışmaktan hastalandı.He got sick from overwork.
O, fazla çalışmaktan öldü.He died from overwork.
O, fazla çalışmaktan dolayı yorgundur.He is tired from overwork.
Dün çalışmak için okula gitti.He went to school to study yesterday.
Onun yaşında çalıştığımdan daha çok çalışmaktadır.He works harder than I did at his age.
O birlikte çalışmak istediğimiz kişi türü değil.He isn't the kind of person who we want to work with.
Gece gündüz çok çalışmak zorundaydı.He had to work hard day and night.
İki saattir çalışmaktadır.He has been studying for two hours.
O, Pazar bile çalışmak zorundaydı.He had to work even on Sunday.
O çok çalışmak zorunda.He has to study hard.
O çalışmak için çok yorgun.He is too tired to study.
O bir hastanede çalışmak istiyor.He wants to work in a hospital.
O, yurtdışında eğitim almak için part-time çalışmak zorunda kaldı.He was forced to work part-time to study abroad.
Onlar bütün yıl boyunca çalışmak zorundaydılar.They had to work all year round.
Onlar matematik sınavı için çok çalışmak zorundalar.They have to study hard for the math test.
Fakir oldukları için çok çalışmak zorundaydılar.Being poor, they had to work hard.
Onları ikna etmeye çalışmak saçma.It is absurd to try to persuade them.
Onu ikna etmeye çalışmak saçma.It is absurd trying to persuade him.
Onun bana tavsiyesi daha çok çalışmaktı.Her advice to me was to work harder.
O, bütün gün boyunca çalışmaktaydı.She's been working all day long.
Kulüp saymanı olarak çalışmaktadır.She serves as the club treasurer.
O, şimdi çalışmak için yeterince iyidir.She is now well enough to work.
O, sınıf arkadaşlarına yetişmek için çok çalışmak zorunda kaldı.She had to study hard to catch up with her classmates.
O, çok çalışmaktan yıpranmıştı.She was worn out from overwork.
Çalışmak ya da üniversiteye gitmek arasında karar veremiyorum.She can't make up her mind whether to get a job or to go on to college.
O, sabahtan beri piyano çalışmaktadır.She has been practicing the piano since morning.
Onu hastaneye götürmeye çalışmak boşunaydı.It was no use trying to take her to the hospital.
Yorgunsan, çok çalışmak zorunda değilsin.You don't have to work so hard if you're tired.
Babası öldükten sonra, o tek başına çalışmak zorunda kaldı.After his father died, he had to study by himself.
Babam bir şirkette bir mühendis olarak çalışmaktadır.My father works for the company as an engineer.
Babam bir fabrika için çalışmaktadır.My father works for a factory.
Babam bir enerji şirketi için çalışmaktadır.My father works for a power company.
Babam her yıl çalışmak için Detroit'e gitti.Father went to Detroit to work every year.
Beni çalışmaktan alıkoyma.Don't distract me from studying.
Çalışmak için Amerika'ya gidip gitmemenin benim için iyi olduğu yakında belirlenecek.It remains to be seen whether or not going to America to study is good for me.
Canım çalışmak istemiyor.I don't feel like studying.
Anneleri çalışmak için dışarı çıkan bir sürü çocuk var.There are many children whose mothers go out to work.
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study ten hours tomorrow.
Çok çalışmak zorunda olmaman iyi.It is good that you do not have to study so hard.
Daha çok oyun çalışmak için daha az zaman anlamına gelir.More play will mean less time to study.
Yoko teyze çalışmak için çok zayıf.Aunt Yoko is too weak to work.
Gelecek hafta her gün fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to work overtime every day next week.
Gelecek yıl daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder next year.
Açıkçası, onunla çalışmak istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to work with him.
İyi bir üniversiteye girmen için tüm yapman gereken çok çalışmak.All you have to do is study hard to get into a good college.
Ben müdavim olmak istiyorsam, geriye kalanın iki katı kadar çok çalışmak zorundayım.If I'm to become a regular, I have to work twice as hard as the rest.
Bir şirkete girer girmez istesen de istemesen de şirket için çalışmak zorundasın.Once you enter a company, you have to work for the company, whether you want to or not.
Çalışmak istemiyorum.I don't want to work.
Senin şirketinle çalışmak istiyorum.I want to work with your company.
METRO'da mı çalışmak istiyorsun?!You want to work at METRO?!
Çok çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to work a lot.
Çok ders çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to study a lot.
Ben senin şirketinle çalışmak isterim.I would like to work with your company.
O, çalışmak zorunda değildir.He doesn't need to work.
Benim canım çalışmak istemiyor. Onun yerine bir sinemaya gitmeye ne dersin?I don't feel like working. How about going to a movie instead?
Çalışmaktan nefret ediyorum.I hate studying.
O bir çevirmen olarak çalışmaktadır.He works as a translator.
Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.As long as we live, we have to work.
Gerçek erkekler aerobik yapmak için değil, ağırlık çalışmak için spor salonuna giderler.Real men go to the gym to pump iron, not to do aerobics.