çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şu anda Yayın Kolektifi bünyesinde çalışmaktadır.Elle travaille désormais dans la communication.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Paul tente de l'en dissuader.
Hatta işleyen araçlar üçüncü raydan 750 voltluk doğru akım alarak çalışmaktadır.L'alimentation électrique se fait par troisième rail en 750 volts continu.
Çift 1999'dan bu yana birlikte çalışmaktadır.Ils forment un duo à partir de 1999.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Le club fonctionne sur la base du volontariat.
Eğitimini tamamlayınca, babasıyla birlikte çalışmak için geri döndü fakat asıl amacı ressam olmaktı.Après avoir terminé sa scolarité il obtint le consentement de son père pour devenir peintre.
Köy nüfusun bir kısmı yurt dışında çalışmak için göç etmiştir.Une partie de la population part alors à l'étranger pour y chercher du travail.
Eskiz Defteri — Kuklalara yaratıcılığı öğretmeye çalışmaktadır.Sketchbook — Carnet de note qui instruit les marionnettes sur la créativité.
Elektrolüminesans gece lambaları bu şekilde çalışmaktadır.Les veilleuses électroluminescentes fonctionnent de cette manière.
Paris, Fransa'da çalışmakta ve yaşamaktadır.Il vit et travaille à Paris, France.
Bob Ho, CIA gizli ajanı olarak çalışmaktadır.L’administration Bush a dévoilé son identité, en tant qu’agent secret de la CIA.
Mahallenin büyük bir kısmı yakınında olan Organize sanayi bölgesinde çalışmaktadır.L'immense majorité de ses habitants travaille dans la zone industrielle environnante.
İnsanlar emekli paralarıyla yaşamaya çalışmaktadır.Les alliés battent en retraite.
Peyton ise biyolojik annesinin ortaya çıkmasının verdiği zor duruma kendini alıştırmaya çalışmaktadır.Sutton avance néanmoins beaucoup dans la recherche de sa mère biologique.
Üyelerine fotoğraflarını en iyi şekilde yüklemelerini sağlamaya çalışmaktadır.Les comités se firent donc un devoir de les préparer aux mieux.
Ayrıca şirket bünyesinde KDE geliştiricileri çalışmaktadır.De même, la société commerciale dans laquelle ils travaillent est similaire.
Şu anda TNA'da sunucu olarak çalışmakta.Il agissait en tant que Face à la TNA.
Portekiz'de çalışmakta ve yaşamaktadır.Elle vit et travaille en Allemagne.
Köylünün çoğu termik santralde veya santrale kömür sağlayan kömür işletmelerinde çalışmaktadır.La majorité de l'activité de la ville est liée à l'extraction ou à la transformation de charbon.
Teknik dediğiniz şey, basitlik, şeffaflık ve istekli çalışmaktan başka bir şey değildir.”La technique est avant tout transparence, simplicité et tentative sérieuse,. ».
2002'den beri Universal Music Group'a bağlı olan şirket, bağımsız bir birim olarak çalışmaktadır.Depuis 2002, Spinefarm a été rachetée par Universal Music Group, mais opère comme une unité indépendante.
Aynı zamanda bir fabrikada çalışmaktadır.Il continue cependant à travailler dans une usine.
Doktorasına MIT'de biyofizik alanında başlamasına karşın, virüslerle ilgili çalışmak amacıyla bıraktı.Elle poursuit ses recherches en botanique. À la demande de son mari, elle se concentre sur la mycologie.
1981'den beri Finlandiya'da yaşamakta ve çalışmaktadır.Il vit et travaille à Paris depuis 1981.
Yine de mimikleri konusunda çalışmak zorunda."Nous devrions prendre soin des nôtres ».
Çalışmak istemiyorum.No quiero trabajar.
Çalışmak zorundayım.Tengo que estudiar.
Canım bilim çalışmak istemiyor.No tengo ganas de estudiar ciencias.
işçilerin daha fazla çalışmak için istekleri yok.Los trabajadores no tienen ningún incentivo para trabajar más duro.
Bugün çalışmak zorunda değilsin.Hoy no tienes que trabajar.
Dün çalışmak zorunda değildim.Ayer no tuve que estudiar.
Bugün daha iyi hissediyorum fakat çalışmak için kafi değil.Hoy me siento mejor, pero no lo suficiente para trabajar.
Bu yaz çalışmak istedim.Quería trabajar este verano.
üretim bandında çalışmak işçileri otomata çeviriyor.El trabajo en cadena convierte a los trabajadores en autómatas.
Bugün canım çalışmak istemiyor.No tengo ganas de trabajar hoy.
insanlar çalışmak için yaşayacaklarına,yaşamak için çalışıyorlar.La gente trabajará para vivir, en lugar de vivir para trabajar.
Bu kadar çok çalışmak zorunda değilsiniz.No tenéis que trabajar tanto.
Tom Fransızca çalışmak istemediğini söylüyor.Tom dice que no quiere estudiar francés.
Tom Fransızca çalışmak istemiyor fakat çalışmak zorunda.Tom no quiere estudiar francés, pero tiene que hacerlo.
O bir hastanede çalışmak istiyor.Quiere trabajar en un hospital.
O çok çalışmak zorunda.Tiene que estudiar mucho.
Canım çalışmak istemiyor.No tengo ganas de trabajar.
Bugün çalışmak istemiyorum.Hoy no quiero trabajar.
Konuyu çalışmak zorundayız.Tenemos que estudiar la materia.
On yıldır burada çalışmaktayım.Llevo trabajando aquí diez años.
O, şimdi çalışmak için yeterince iyidir.Ahora está lo suficientemente bien para trabajar.
Onun çalışmaktan nefret ettiğini söylüyorlar.Dicen que odia trabajar.
Pazar günleri çalışmak zorunda değilsin.No tienes que trabajar los domingos.
Ben genellikle Pazar günleri çalışmak zorunda değilim.Normalmente no tengo que trabajar los domingos.
Bütün yapacağımız çalışmaktır.Todo lo que hacemos es estudiar.
Çalışmaktan nefret ederim.Odio trabajar.
Çalışmaktan nefret ediyorum.Odio trabajar.
Canım Almanca çalışmak istemiyor.No tengo ganas de hablar en alemán.
Ayılmaya çalışmak için yürüyüşe gittim.Fui a dar un paseo para intentar calmarme.
Yorgunsan, çok çalışmak zorunda değilsin.Si estás cansado, no deberías trabajar mucho.
Tom'la çalışmak ister misin?¿Quieres trabajar con Tom?
Burada çalışmak istiyorum.Quiero trabajar acá.
Tom burada çalışmak istemiyor.Tom no quiere trabajar aquí.
Fransızca çalışmak istiyorum.Quiero estudiar francés.
Sözlük olmadan, İngilizce çalışmak zor olurdu.Sería difícil estudiar inglés sin el diccionario.