çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu gece canım hiç çalışmak istemiyor.I don't feel like studying at all tonight.
Bu gece ders çalışmak zorunda değilim. Sanırım bir süre televizyon izleyeceğim.I don't have to study tonight. I think I'll watch television for a while.
Ben şimdilik o kitapçıda çalışmak istiyorum.For the time being I want to work at that bookstore.
Üzgünüm, bu gece çalışmak zorundayım.Sorry, but I have to work tonight.
Keşke çalışmak zorunda olmasam.I wish I didn't have to work.
Çocuklar çalışmaktan çok oynamayı severler.Children like playing more than studying.
Erkek kardeşim bir bankada çalışmaktadır.My brother works in a bank.
Babam ve erkek kardeşim bu fabrikada çalışmaktadır.My father and my brother work in this factory.
Babam çalışmak için çok yaşlıdır.My father is too old to work.
Bütün gün çalışmaktan yoruldum.I am worn out from working all day.
İki saattir ders çalışmaktayım.I have been studying for two hours.
Yarı zamanlı çalışmak zorunda kalabilirim.I may have to work part time.
Çalışmak için o kütüphaneye giderdim.I used to go to that library to study.
On yıldır burada çalışmaktayım.I've worked here for ten years.
Ben burada çalışmaktan bıktım.I'm fed up with working here.
Ben genellikle Pazar günleri çalışmak zorunda değilim.I don't usually have to work on Sundays.
Fransızca çalışmak istiyorum.I want to study French.
Sizinle çalışmaktan gurur duyuyorum.I am proud to work with you.
Daha çok çalışmak için karar verdim.I made up my mind to study harder.
Daha çok çalışmak zorunda olacağım.I will have to study harder.
Dün çalışmak zorunda değildim.I didn't have to study yesterday.
Diğer öğrencilere yetişmek için çalışmak zorundaydım.I had to study hard to keep up with the other students.
Japonca çalışmak zorunda değilim.I do not have to study Japanese.
Japonca çalışmak zorundayım.I have to study Japanese.
Onunla çalışmak istemedim ama elimden gelenin en iyisini yaptım.I didn't want to work with him, but I made the best of it.
Dokuz-beş işinde çalışmaktan bıktım.I'm tired of working a nine-to-five job.
Çalışmak zorunda mıyım?Do I have to study?
Çalışmak zorundayım.I have to study.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Çalışmak için boş vaktim yok.I have no leisure to study.
Çalışmaktan yoruldum.I was tired from studying.
Yarın çalışmak zorunda kalacağım.I will have to study tomorrow.
Ben bir deneme üzerinde çalışmak zorunda kaldım.I had to work on an essay.
Kendiniz için düşünmek ve çalışmak çok önemli.It is very important to think for yourself and to study.
Sözlük olmadan, İngilizce çalışmak zor olurdu.Without a dictionary, it would be hard to study English.
Sözlükteki tüm kelimeleri hatırlamaya çalışmak yararsızdır.It is useless to try to remember all the words in the dictionary.
Ben gerçekten çalışmak zorunda olacağım.I really will have to study.
Gençken çok çalışmak zorundaydım.I had to work hard when I was young.
Haftada üç saat çalışmak, bir dil öğrenmek için yeterli olmaz.Studying three hours a week wouldn't be enough to learn a language well.
Junko bu gece matematik çalışmak zorunda kalacak.Junko will have to study math tonight.
Bir adam çalışmak zorundadır.A man must work.
Ayılmaya çalışmak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to try to sober up.
Öğretmen ders çalışmak için kütüphaneye gitmemizi önerdi.The teacher suggested that we go to the library to study.
Diğer öğrencilere yetişmek için çok çalışmak zorundayım.I have to study hard to keep up with the other students.
Çok sayıda yabancı insan çalışmak için Japonya'ya gelir.Many foreign people come to Japan to work.
Kahvaltı olmadan çalışmak zordu.It was hard to work without breakfast.
Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.We have no alternative but to work.
Pazar günleri çalışmak zorunda değilsin.You don't have to work on Sundays.
Çiftçiler tarlada çalışmakla meşgul.Farmers are busy working in the field.
Bunu tamir etmeye çalışmaktansa yeni bir tane alsan daha varlıklı olacaksın.You will be better off buying a new one than trying to fix it.
O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu.If he did not watch so much television, he would have more time for study.
Anlaşmak için onu ikna etmeye çalışmak işe yaramaz.It is useless to try to persuade him to agree.
Onun emrinde çalışmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve than work under him.
Onun altında çalışmaktansa istifa ederim.I would rather quit than work under him.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Bütün gün boyunca çalışmaktadır.He's been working all day long.
O, onu zamanında bitirmek için elinden geldiği kadar çok çalışmak zorundaydı.He had to work as hard as he could to finish it in time.
O çok cana yakın birisi bu yüzden onunla çalışmaktan keyif alıyorum.He is very friendly, so I enjoy working with him.
Kötü bir soğuk algınlığı olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldı.Though he had a bad cold, he had to work.
Ailesine yardımcı olmak için sıkı çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.