çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani düşünün: bilgisayarınızı alıp nükleer bir reaktöre atıyorsunuz ve hala çalışmak zorunda.So just imagine: you take your P.C. and throw it into a nuclear reactor and it still has to work.
Bu, hiç görmediğiniz bir rengi hayal etmeye çalışmak gibidir.It's like trying to imagine a color you've never seen before.
Kümelerin büyüklüğünü çalışmak amacıyla biraz matematik yaptık.So we did some mathematics to study the size of these clusters.
Biz de duvarın kendisinin şasesi üzerinde çalışmaktayız.And so we've been working on a chassis of the wall itself.
Ve BM ile çalışmak inanılmaz bir şeydi, ve STKlarla çalışıp bu davayı yaratmak.And it was an incredibly thing, working with the U.N. and working with NGOs and building this case.
Ders çalışmak umurumda değildi. Ta ki bay Carlock'ın fen dersine kadar.I just didn't care at all about studying, until I had Mr. Carlock's science class.
Evet, fen öğretmenim beni çalıştırdı, çünkü tembeldim ve çalışmak istemiyordum.OK, my science teacher got me studying because I was a goofball that didn't want to study.
Her zaman rönesans fuarında çalışmak istemiştim, Bay Eddie!I've always wanted to work at a Renaissance Faire, Mr. Eddie
Pekin'in ilk beş yıldızlı otelinin satış şubesinde çalışmak için işe başvuruyordum.I was applying for a job in the sales department of the first five-star hotel in Beijing,
Bir köye gidip yaşamak, çalışmak ve neye benzediğini görmek istedim.I'd like to go and live and work and just see what a village is like.
"Bir köyde yaşamak ve çalışmak istiyorum.""I'd like to live and work in a village."
Ellerinizle ve haysiyetinizle çalışmak zorundasınız.You have to work with your hands. You have to have a dignity of labor.
Yalınayaklar Koleji'ne çalışmak ve mücadele etmek için gelebilirsiniz.You come for the work and the challenge, you'll come to the Barefoot College.
Neden? Çünkü onlar köyü terkederek şehirde çalışmak isterler.Because they want to leave the village and go to a city, looking for a job.
Uzun menzilli lazer tarayıcı lazer ışını sinyali yayarak çalışmaktadır.Long range laser scanning by sending out a pulse that's a laser beam of light.
Sizinle çalışmak istemiyoruz.We don't want to work with you.
Ve işte bu bizim üzerinde konuştuğumuz ve çalışmakta olduğumuz migren buluşumuz.And that is the migraine invention that we are talking about and that we are working on.
Oynamanın tersinin çalışmak olduğu gibi bir algıya sahibiz.We have this concept that the opposite of play is work.
Oyun oynamanın tersi çalışmak değildir.The opposite of play is not work.
Çalışmak için çok rahat birisi.I found Paula.. oh, she is so easy to work with, you know.
Bir: baskının olmadığı bir ortamda çalışmak.You know, one is: just working without pressure.
İki: yorulmadan, odaklanarak çalışmak.Then: working concentrated, without being frazzled.
Sürekli aynı şeyi yapmamaya çalışmak ya da bütün gün bilgisayar başında durmamaya çalışmak.Try not to get stuck doing the same thing -- or try not get stuck behind the computer all day.
İçeriğin benim için daha önemli olduğu işler üzerinde çalışmak.Then, of course, trying to, you know, work on things where the content is actually important for me.
"Güzel görünmeye çalışmak hayatımı kısıtlar."So it's: "Trying to look good limits my life."
Seninle çalışmak zevkti. AR:It's a pleasure to work with you.
Organik olduğu için, her tür kimyasalın eklenmesini en aza indirmeye çalışmakta oldukça hevesliyim.Since it's organic, I'm really keen to try and minimize the addition of any chemicals.
Büyük fikirlerden biri, çalışmaktan onur duyduğum büyük projelerden biri, yeni bir web sayfası.One of the big ideas, one of the big projects I've been honored to work on is a new website.
Kolunuzu kaybettiğinizde bu sinir sistemi hala çalışmaktadır.When you lose your arm, that nervous system still works.
Yerde çalışıyorsunuz, kardiyo yapıyorsunuz, ağırlıklarla çalışmaktan biraz farklıYou re working on floor; you re doing cardio, so it s a little different than working with weights.
Teşekkür ederim, hemşire Narcisa, fakat ben çalışmak zorundayım.Thank you, nurse Narcisa, but I have to work.
Samaritans arasında çalışmak için bir kadro açıldı.A vacancy is opening up to work among the Samaritans.
Çalışmak, hep çalışmak Andre.Work, always work, André.
Böyle bir yerde çalışmak da çok canımızı sıkmıyor tabii ki.And it doesn't hurt to do it in a location like this either.
Çünkü çok çalışmak gerekiyor ve ben tembelim.It is just because it is more work and I am lazy.
Yapmaya çalışacağım şey, bir nevi insan döngülerini yorumlamaya çalışmak.What I'll try and do, is I'll try and paraphrase it is sort of human terms.
İnsan doğasını değiştirmeye çalışmakla alakalı değildir.It's not about trying to change human nature.
Fillerle çalışmak oldukça tehlikeli.Now, it's very dangerous to work with elephants.
Jale'nin iki okul sonrası işi var, çocuk bakmak ve ailesinin marketinde çalışmak. -Joelle has two after-school jobs, babysitting and working at her parents' grocery store.
Çalışmak için de çok iyi.It's good to work to.
Ama burada bir kaç negatif değerlerimiz olacak. Önce çalışmak için yer ayarlayayım.But we will have some negative values here, so let me give ourselves some room to work with.
Seamus, biz çalışmak zorundayız senin kızgınlık yönetimine.Seamus, we need to work on your anger management skills.
Hayatta hep ilerlemeye devam ettin, başka birisi için çalışmak durumunda kalmana rağmen.You kept moving ahead in a life where you're dependent on working for somebody.
Yani bizden istenen bu denklemlerin grafiğini çizmek ve denklemlerin üzerinde çalışmak. -So they want us to graph each of these equations and think a little bit about the solutions.
Adamın işi vergi dairesinde çalışmak ne var diye düşünmeyin, işler biraz daha karışık.It's not just that he's working for the I.R.S. A little bit more shady than the I.R.S.
Çalışmak için uygun yaştalar.People old enough to work.
Zira çalışmak için iş aramıyorum.Because I'm not looking for work.
Bu daha hızlıydı ve kimse elyazımı okumaya çalışmak zorunda kalmıyordu.This was faster, and nobody had to try to read my handwriting.
O zaman bizimle çalışmak istemeyen yönetmen bulamayınca ne yapmalıydım?We didn't have a director, what should I have done?
Eğer bu tarz açık ofiste çalışmak zorundaysanız, verimliliğiniz büyük miktarda azalmaktadır.If you have to work in an open-plan office like this, your productivity is greatly reduced.
Oraya, Caritas UK adında, çalışmakta olduğum bir STK ile gittim.I went there to work with an NGO where I had a job called
Gidip bir köpek barınağında çalışmak istiyoruz.We want to go and work in a dog shelter.
"Anı yaşıyorum, şuanda çalışmak yerine, güneşlenmek istiyorum" gibi."I don't want to work now, I live in the moment and want to sunbathe instead".
Çok çalışmak ve her durum içinde bir iyilik bulmak daha iyidir.It's better to work hard to find something good in every situation.
Hem küçük hemde büyük hayaller, Herkese hayallerinin gerçekleşmesini istiyorsa çalışmak zorundadır.Both small and big dreams, Everybody has to work if they want to make their dreams come true.
Hala yapmak bir pizzacı olarak çalışmak zorunda kaldı, ve tabii ki okul oldu.I still had to work hard as a pizza guy to make it, and of course there was school.
Öğretmenimiz bir dans semineri veriyor, ama... ...çalışmak için yeri yok.Our teacher is teaching a dance seminar but he doesn't have a place to train.
Gizli görüşmeler onlar kez çalışmak zorunda kalan öğreniyoruz. Haftanın 7 günü günde 14 saat.Through covert interviews we learn that they are often forced to work 14 hours a day 7 days a week.
Yeni bir nükleer santral üstünde çalışmak çatlakça.Now, it's kind of nuts to work on a new nuclear reactor.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.The study of dinosaurs may, literally, one day save the planet.

İlgili Sayfalar