çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Filiz birkaç işte birden çalışmaktadır.Coates is currently working on several projects.
Kütüphanede yaklaşık olarak 1000 kişi çalışmaktadır.The library has about 1000 members.
Kendisi 1994'ten günümüze uzman yoga eğitmeni olarak da çalışmaktadır.She also worked as a yoga instructor.
Sonunda hiç alışık olmadıkları bir şeyi yapmaya karar verirler: Çalışmak!One is never confined by things that one doesn't know and never learned!"
Alfredo kendisine ait olan bir benzin istasyonunda çalışmaktadır.Salvatore hides in a meat factory that he owns.
Teknik dediğiniz şey, basitlik, şeffaflık ve istekli çalışmaktan başka bir şey değildir.”The technique is about transparency, simplicity and making an earnest attempt."
Porno film yapım şirketi Brasileirinhas ile çalışmaktadır.She does philanthropic work through the Sri City Foundation.
İletişim Çalışma Grubu Grup üye ülkeler arasındaki iletişimin verimliliği üzerinde çalışmaktadır.Communicative Collaboration We believe in the power of communicative collaboration.
15 yaşındayken, Bakalorya'da çalışmak için Paris'te bir liseye gönderildi.At age 15, he was sent to a Paris lycée to study for his baccalauréat.
Bu iş yerlerinde yaklaşık 90 işçi çalışmaktadır.At that time there were about 90 employees.
Mekanik mekanizmalı saat halen çalışmaktadır.The Mermaid operates around the clock.
Lockhart son yıllarda seslendirme sanatçısı olarak çalışmaktadır.Crawford has also worked as an actress in recent years.
1914'te Broadheath sanayi bölgesinde 14 tane şirkette binlerce işçi çalışmakta idi.By 1914, 14 companies operated in Broadheath, employing thousands of workers.
Güreşi bıraktıktan sonra güreşçi menejeri ve antrenör olarak çalışmaktadır.After retiring from competitions worked as a wrestling coach and administrator.
Bu oranlara rağmen hâlâ daha nüfusun dörtte biri tarım sektöründe çalışmaktadır.About a quarter of the people work in the agricultural sector.
İki kurum 2004'ten beri ortak çalışmaktadır.The two actors had been together since April of 2004.
Hindistan'da bir reklam şirketinde oyuncu olarak çalışmaktadır.In the film he inspects an Indian firm.
Karev önceleri Daria Kaziutchitz ile birlikte çalışmaktadıydı.Early in his pairs career, Karev competed with Daria Kaziutchitz.
Program, Mac OS X, Windows ve çeşitli Linux dağıtımları yazılımlarında çalışmaktadır.The language course works with Mac OS X, Windows and the numerous Linux distributions.
Frank ve Stella'nın arasını yapmaya çalışmaktadır.Phil and Stella become engaged.
Gairdner o sırada, Vancouver, Washington'da Hudson’s Bay Company çalışmaktaydı.After graduation, he worked for the Hudson's Bay Company in Vancouver.
Hala birçoğu dönecekmiş gibi çalışmakta, hala birçoğu kiracı.Although many have returned, more have stayed.
Kimileri ise dinozorlarla bağdaştırmaya çalışmaktadır.They met some iguanas that can eat dinosaurs.
Sanatçı ayrıca yayınlanmak üzere bir kanun metodu üzerinde çalışmaktadır.The law also regulates the way to conduct a referendum.
Cube_Entertainment Cube Entertainment altında çalışmaktadır.Currently a trainee under Cube Entertainment.
Çekçe Robota kelimesi, Almanca Arbeit ("Çalışmak") ile aynı kökenden gelmektedir.Robot is cognate with the German root Arbeit (work).
Hükümlüler bir iş veya sanat kolunda çalışmak zorundadırlar.Featherwork is the working of feathers into a work of art or cultural artifact.
Ayrıca gönüllü bir ekipte bu konuda çalışmaktadır.Various volunteers groups are working in this direction.
Yazılım Windows ve Macintosh işletim sistemlerinde çalışmaktadır.It is compatible with both Windows and Macintosh operating systems.
İsviçre de yaklaşık 150 hane Çamköylü aile çalışmaktadır.In addition, approximately 150 Tibetan orphans were adopted by Swiss families.
2004 itibarıyla yalnızca 6 hat çalışmaktaydı.As of 2004, he held six honorary degrees.
Xen Projesi şu an IA-32, x86-64 ve ARM komut takımlarında çalışmaktadır.Xen Project is currently available for the IA-32, x86-64 and ARM instruction sets.
2004'ten bu yana BBC Türkçe'de gazeteci olarak çalışmaktadır.Since 1999 he is reporter of Telewizja Polska.
Budapeşte Metrosu sabah 4.30'dan akşam 11.10'a kadar çalışmaktadır.Bus service runs from about 4:30 a.m. to 11:00 p.m.
Gençlerin büyük bölümü ise kent merkezinde çalışmakta ve yaşamaktadır.The majority of its members are residing or working east of Seattle.
Doktorasını yaptıktan sonra Avrupada çalışmak için bir Hamard Sheldon bursu kazandı.After receiving his Ph.D., Slater held a Hamard Sheldon Fellowship for study in Europe.
2003'ten beri Arizona State Üniversitesi'nde çalışmaktadır.She has been affiliated with Arizona State University since 1994.
Ayrıca Lise mezunları internet üzerinden birbirleriyle bağlarını devam ettirmeye çalışmaktadır.The school also offers classes via CU Online.
Andrea ise bir elini iplerden kurtarmış, diğer elini de kurtarmaya çalışmaktadır.Wan realises a cut on his hand and tries to help him.
Simsbury, Connecticut'da çalışmakta iken 2006 yılında Rusya'ya dönmüştür.She lived for more than a decade in Simsbury, Connecticut before moving back to Russia in 2006.
Halen serbest yönetmen olarak çalışmaktadır; evli ve bir kız çocuk babasıdır.They’re a married couple, but are pretending to be father and daughter.
Onunla çalışmak ve onu tanımak mükemmeldi.It was great to study and learn and work there.
Proudhon`u burjuva üzerinde yükselmeye çalışmakla suçlar.Marx accused Proudhon of wanting to rise above the bourgeoisie.
Yapı olarak MAT-62B mayınına benzemekle beraber aynı fünye ile çalışmaktadır.It is similar to the MAT-62B mine, sharing a fuze.
Gedevanişvili Moskova'da Elena Buianova ve Tatiana Tarasova ile birlikte çalışmaktaydı.She trained at CSKA Moscow with Buianova and Tatiana Tarasova.
Şu anda Dropbox'da çalışmaktadır.He now lives in Dumbarton.
İsrail toplam işgücünün % 6,5’u tarım sektöründe çalışmaktadır.62.9% of women in Sub-Saharan Africa are actively participating in the labor force.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.I'm a tenured professor, which means, basically, I don't have to work anymore.
Yeni hayatim, guzelligin, hos olanin ve duygularin ne olduğunu anlamaya çalışmaktan ibaret.My new life is trying to understand what beauty is about, and "pretty," and "emotions."
Şu anki dünya düzenini sürdürmeye çalışmak makul bir şey mi?Does it make sense to participate in the existing world order?
Çocuklar, çalışmak çok zor değil mi?Children, studying is tough, isn't it?
Biz çalışmak gibi şeylerle uğraşmayız.We don't do stuff like studying.
Görebildiğiniz gibi, bu dijital gövde üzerinde çalışmak için parmaklarımı kulanıyorum.As you can see, I use my finger to interact with my digital body.
Bu iş için çalışmak beni mutlu etti.I was very happy working on it
Kendi bölgelerinde Tunaları yahut tüm pasifik diyarı üzerinde çalışmak çok zor.It's hard to study a bluefin on its turf, the entire Pacific realm.
Yani bir sürü küçük detay için çalışmak gibi.I mean, it seems to work for a lot of things.
Tehlike altındaki bu türleri korumak için çalışmak istiyorsunuz.You see, you want to work on protecting the animals out there.
Ben domuz kafalı değilim, Sayın Müdür, bkz ve çalışmaktan mutluluk duyuyorum.You see, Mr. Manager, I am not pig-headed, and I am happy to work.
İşte karadelikleri bulmak ve üzerlerinde çalışmak isteyen kişinin temel sorusu bu.This is the basic question of somebody who's interested in finding and studying black holes.
Bir 'da çalışmak için yeterince şişman oldu. "An' they was stout enough to work with, too."

İlgili Sayfalar