çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'la çalışmak harikaydı.It was great working with Tom.
Bu köpek bir çiftlikte çalışmak için doğru mizaha sahip olabilir.This dog might have the right temperament to work on a farm.
Tom çiftlikte çalışmak için fazla zayıf.Tom is too weak to work on the farm.
Yapacağın tek şey çalışmakAll you do is work.
Yaptığım tek şey çalışmak.All I do is work.
Tom gerçekten Mary ile çalışmak istemiyordu.Tom really didn't want to work with Mary.
Tom gerçekten Boston'da çalışmak istemiyordu.Tom really didn't want to work in Boston.
Tom'la birlikte çalışmak bir zevk.Tom is a pleasure to work with.
Burada çalışmaktan çok keyif alıyorum.I enjoy working here a lot.
O koşullar altında nasıl çalışmak istersiniz?How would you like to work under those conditions?
Tom pazar günleri çalışmak zorundadır.Tom has to work on Sundays.
Bu gece çalışmak istemiyorum.I don't want to study tonight.
Hâlâ bizim için çalışmak istiyor musun?Are you still interested in working for us?
Tom gerçekten bütün gün çalışmak istemediTom really didn't want to work all day.
O gerçekten bir simultane çevirmen olarak çalışmak istiyor.He really wants to work as a simultaneous interpreter.
Yıllar önce kilo vermeye çalışmaktan vazgeçtim.I gave up trying to lose weight years ago.
Tom bu sabah gerçekten çalışmak istemedi.Tom really didn't want to work this morning.
Tüm hafta sonu çalışmak zorundaydım.I had to work all weekend.
Ben çalışmak için her zaman kravat takarım.I always wear a tie to work.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldım.I had to work late.
Piyano çalışmak için çok zaman harcadı.She spent a lot of time practicing the piano.
Tom, Mary'yi ona yardım etmesi için ikna etmeye çalışmaktan bıktığını söylüyor.Tom says he's tired of trying to convince Mary to help him.
Çalışmak için genellikle beyaz bir gömlek giyerim.I usually wear a white shirt to work.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybı olacak.Trying to convince Tom will be a waste of time.
Hatta bunu yapmaya çalışmaktan korktum.I was afraid to even try to do that.
Tom'u onu yapmaya ikna etmeye çalışmaktan bıktım.I'm tired of trying to convince Tom to do that.
Tom'la çalışmak bir zevkti.It was a pleasure to work with Tom.
Sami ile çalışmak bir zevkti.It was a pleasure to work with Sami.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybıydı.Trying to convince Tom was a waste of time.
Geç saatlerde, özellikle cuma günleri çalışmaktan nefret ediyorum.I hate working late, especially on Fridays.
Çalışmak için üniforma giyiyor musun?Do you wear a uniform to work?
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Seninle çalışmak bir zevkti.It was a pleasure working with you.
Aslında hiç Fransızca çalışmak istiyor gibi görünmüyordun.You never seemed to really want to study French.
Bunu düzeltmeye çalışmak için çok zaman harcadım.I've spent a lot of time trying to fix this.
Tom sizinle çalışmak için sabırsızlanıyor.Tom is looking forward to working with you.
Tom'la çalışmak nasıldı?What was it like working with Tom?
Tom'la çalışmak bir ayrıcalıktır.It's a privilege to work with Tom.
Çalışmak için her zaman kravat takmam.I don't always wear a tie to work.
Tom'la çalışmaktan gerçekten çok hoşlanıyorum.I really enjoy working with Tom.
Herkes Tom'la çalışmak istiyor.Everyone wants to work with Tom.
Tom'la çalışmak hoşuma gidiyor.I enjoy working with Tom.
Ben her gün düşünürüm: çalışmak zorunda olmasam hayat harika olmaz mı?Every day I think: wouldn't life be great if I didn't have to work.
Geç saatlerde çalışmaktan nefret ederim.I hate working late.
Çalışmak için çok yaşlıyım.I'm too old to work.
Yaşamak için çalışın, çalışmak için yaşamayın.Work to live, don't live to work.
Hiçbir zaman çok fazla çalışmak zorunda kalmadım.I never had to study very much.
Yaşlandım ve artık geceleri çalışmak istemiyorum.I'm getting older and I don't want to work at night anymore.
Geceleyin çalışmak istemiyorum.I don't want to work at night.
Böyle koşullarda çalışmak özellikle zordu.Working in such conditions was especially difficult.
Kaliforniya'da, bir çocuk yuvasında çalışmak için erken çocukluk eğitimi almanız gerekir.In California, you have to study early childhood education to work at a daycare.
Sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard.
Bizim için çalışmak ister misin?Do you want to work for us?
Artık benimle çalışmak istemiyor musun?Don't you want to study with me anymore?
Tom, bu nehir boyunca yüzmeye çalışmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to try to swim across this river.
Çalışmak için kravat takmak zorunda değil misiniz?Don't you have to wear a tie to work?
Burada çalışmak istemiyor musun?Don't you want to work here?
Hiç gece çalışmak zorunda mısın?Do you ever have to work at night?
Kadın, kendi başına çalışmak istediğini söyledi.The woman said that she would like to work herself.
Tom daha fazla çalışmak zorundadır.Tom has to study harder.

İlgili Sayfalar