çalışmak ile cümle
çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Adil olmaya çalışmak istiyorum.I want to try to be fair.
Ben orada çalışmak istiyorum.I want to work there.
Çocuklarla çalışmaktan her zaman hoşlandım.I've always enjoyed working with kids.
Tom burada çalışmak zorunda olmayacak.Tom won't have to work here.
Tom karısına geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını söyledi.Tom told his wife he had to work late.
Ben çalışmak için çok yorgunum.I'm too tired to work out.
Ben hala çok çalışmak zorundayım.I still have to work hard.
Annesi özel bir okulda bir kütüphaneci olarak çalışmaktadır.His mother works as a librarian at a private school.
Tom açık bir ofiste çalışmaktadır.Tom works in an open office.
Artık burada çalışmak istemiyorum.I don't want to work here anymore.
Tom'la çalışmak istemezdim.I wouldn't want to work with Tom.
Bu gece çalışmak zorunda değilim.I don't have to study tonight.
Burada çalışmak istemezdim.I wouldn't want to work here.
Ben orada çalışmak istemedim.I didn't want to work there.
Bu gece seninle çalışmak istiyorum ama çalışamam.I'd like to study with you tonight, but I can't.
Hem babam hemde erkek kardeşim bu fabrikada çalışmaktadır.Both my father and my brother work in this factory.
Tom'un işini yapmaya çalışmaktan vazgeç.Stop trying to do Tom's job.
Dün geç saatlere kadar çalışmak zorundaydım.I had to work late yesterday.
Yalnız çalışmak hiç eğlenceli değil.Working alone is no fun.
Ders çalışmak istemiyorum.I don't want to study.
Canım şu anda çalışmak istemiyorI don't feel like studying right now.
Tom bir yelkencilik eğitmeni olarak çalışmaktadır.Tom works as a sailing instructor.
Çalışmak? Zengin olmak için sadece iyi bir düşünceye ihtiyacın var.Work? You only need a good idea to become rich.
Bütün gece ayakta kalmak ve çalışmak zorundayım.I have to stay up all night and study.
Çalışmak zorunda olduğunu söylediğini düşündüm.I thought you said you had to work.
Çalışmak zorunda değil misin?Don't you have to work?
Birlikte çalışmak için sabırsızlandığım kişi Tom'dur.The person I look forward to working with is Tom.
Biz onlarla çalışmak istiyoruz.We want to work with them.
Çalışmak için bugün kimse gelmedi.Nobody came to work today.
Tom pazar günleri çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work on Sundays.
Bir çiftlikte çalışmak zordur.Running a farm is difficult.
Tom sıkı çalışmaktan hoşlanır.Tom likes working hard.
Tom bir kereste fabrikasında çalışmaktadır.Tom works in a sawmill.
Tom artık çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work anymore.
Tom sıkı çalışmaktan korkmaz.Tom isn't afraid to work hard.
Çok çalışmak zorunda olduğumuzu biliyorduk.We knew we had to work hard.
Ben çok az çalışıyorum. Daha fazla çalışmak istiyorum.I work very little... I'd like to work more.
Biz sadece çok çalışmak zorundayız.We just have to work very hard.
Tom Mary'nin babası için çalışmaktadır.Tom works for Mary's father.
Şu andan itibaren daha çok çalışmak zorundayız.We have to work harder from now on.
Tom çalışmak için çok cılız.Tom is too weak to work.
Neden bizim için çalışmak istediğini bana söyler misin?Can you tell me why you want to work for us?
Arkadaşım çalışmak için kütüphaneye geliyor.My friend comes to the library to study.
Bu sorunu düzeltmek için çok çalışmak zorundayız.We have to work hard to fix this problem.
Tom kendi başına çalışmak zorunda.Tom has to work on his own.
Bazen elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak sadece yeterince iyi değil.Sometimes trying your best just isn't good enough.
Bazen elinden geleni yapmaya çalışmak yeterince iyi değildir.Sometimes trying your best isn't good enough.
Tom, çiftlikte çalışmaktan hoşlanıyordu.Tom enjoyed working on the farm.
Bir hastanede çalışmak istiyorum.I want to work in a hospital.
Tom kar tanelerini yakalamaya çalışmak için dilini dışarı çıkardı.Tom stuck out his tongue to try and catch snowflakes.
Tom hiç yaşamı boyunca sıkı çalışmak zorunda kalmadı.Tom has never had to work hard in his entire life.
Tom hiç hayatında bir gün çalışmak zorunda kalmadı.Tom has never had to work a day in his life.
Herkesi memnun etmeye çalışmaktan vazgeçtim.I've given up trying to please everyone.
Onlarla iletişim kurmaya çalışmak zorundayız.We have to try to communicate with them.
Onun üzerinde çok çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work hard on that.
Tom'la çalışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to work with Tom.
Ders çalışmak mümkün değildi.It wasn't possible to study.
Kim çalışmak istemiyor?Who doesn't want to work?
Ben sadece çalışmak için buradayım.I'm just here to work.
Çok çalışmak istedim.I wanted to work hard.