çalışmak ile cümle

çalışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çalışmak zorundasın.You have to work.
Tom'la çalışmak keyiflidir.Tom is pleasant to work with.
Tom'la çalışmak eğlenceli.Tom is fun to work with.
O dondurucu suda yüzmeye çalışmak onun çılgınlığıydı.It was crazy of him to try swimming in that freezing water.
Uykun varken ders çalışmak bir zaman kaybıdır.Studying when you're sleepy is a waste of time.
Tom bu hafta her gece geç vakte kadar çalışmak zorunda kalacak.Tom will have to work late every night this week.
Tom'un bu hafta sonu çalışmak zorunda olmadığını umuyorum.I hope Tom doesn't have to work this weekend.
Tom bu hafta her gece geç saatlere kadar çalışmak zorunda.Tom has to work late every night this week.
Yarınki Fransızca sınavı için çalışmak zorundayım.I have to study for tomorrow's French test.
Tom bir süper markette yarı zamanlı çalışmaktadır.Tom works part-time at a supermarket.
Tom önümüzdeki pazartesi çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work next Monday.
Bu gece Fransız çalışmak zorunda değilim.I don't have to study French tonight.
Tom geçen pazartesi çalışmak zorunda değildi.Tom didn't have to work last Monday.
Tom daha çok çalışmak zorunda olacak.Tom is going to have to try harder.
Tom burada çalışmaktan hoşlanıyor, sanırım.Tom enjoys working here, I think.
Daha çok Fransızca çalışmak zorundasın.You have to study French harder.
Tom çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to study.
Pazar günleri çalışmak zorunda mısın?Do you have to work on Sundays?
Pazar günleri çalışmak zorunda mısınız?Do you have to work on Sundays?
Bu şartlar altında çalışmak imkansız.It's impossible to work in such circumstances.
Tom bir fabrikada çalışmak istiyor.Tom wants to work in a factory.
Tom bir fabrikada çalışmak istemiyor.Tom doesn't want to work in a factory.
Tom Mary'nin çalıştığı aynı hastanede çalışmak istiyor.Tom wants to work at the same hospital where Mary works.
Siz insanlarla çalışmak bir zevkti.It was a pleasure working with you folks.
İngilizce çalışmak için neredeyse hiç vaktim yok.I have almost no time to study English.
Dürüst olmak gerekirse, seninle çalışmak istemiyorum.To be honest I don't wanna work with you.
Tom bugün çalışmak istiyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to want to study today.
Annem çalışmakla meşgul.Mom is busy working.
Bu aralar IT sertifikasyonlarına çalışmak için epey zaman harcıyorum.I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently.
Bu site Arapça çalışmak için uygun değil.This website is not suitable to study Arabic.
Onlar politik amaçlarına ulaşmak için sömürgeci güçlere yaranmaya çalışmaktadırlar.They are trying to cozy up to imperialist forces in order to achieve their political aims.
Öf, yarınki test için çalışmak zorundayım.Ugh, I have to study for tomorrow's test.
Esperantistler dil eşitliği için çalışmaktadır.Esperantists work for language equality.
Esperanto konuşanları dil eşitliği için çalışmaktadır.Esperanto speakers work for language equality.
Ben çok çalışmak zorunda olacağım.I'll have to work hard.
Yaşamak için çalış; çalışmak için yaşama!Work to live; don't live to work!
Düşük bir maaş için çalışmaktansa işsiz olmamız daha iyi.Rather than working for a low salary, it is better for us to be unemployed.
İşsizliği çözmenin en iyi yolu çalışmaktır.The best way to solve unemployment is to work.
Tom çalışmak için hazırdı.Tom was ready to work.
Biz çok çalışmak zorundayız.We have to work hard.
Bu kilo kaybı planını izlersen çalışmak garantidir.If you follow this weight loss plan, it's guaranteed to work.
Herkes beraber çalışmak zorunda.Everybody has to pitch in.
Arkadaşımın butiğinde çalışmak istiyorum.I work in the Boutique of my friend.
O, bir ölü köpeğin havlamak istediği kadar çok çalışmak istedi.He wanted to work as much as a dead dog wants to bark.
Tom ressam olarak çalışmaktadır.Tom works as a painter.
Ben her zaman tarımda çalışmakla ilgileniyorum.I've always been interested in working in agriculture.
Trigonometri üçgenlerin uzunluklarını ve açılarını içeren ilişkileri çalışmaktadır.Trigonometry studies relationships involving lengths and angles of triangles.
Gerçekten çok çalışmak zorundasın.You've got to work really hard.
İsim takarak insanları küçümsemeye çalışmak hiç verimli değildir.Name-calling is never productive.
Eğlenmek, çalışmaktan daha kolaydır.It is easier to have fun than to work.
Keşke Fransızca çalışmak için zamanım olsa.I wish I had time to study French.
Eğer zengin bir adam olsam çok çalışmak zorunda olmam.If I were a rich man, I wouldn't have to work hard.
Ben asla çok fazla çalışmak zorunda kalmadım.I've never had to work very hard.
Seninle çalışmak istiyorum ama çalışamıyorumI'd like to study with you, but I can't.
Ben çalışmak için bir kravat takardım.I used to wear a tie to work.
Ben her gün piyano çalışmak zorundayım.I have to practice the piano every day.
Ben mümkün olduğunca agresif olmaya çalışmak istiyorum.I want to try to be as aggressive as possible.
Bunun tadını çıkarmaya çalışmak istiyorum.I want to try to enjoy this.
Devlet başkanı için çalışmak istiyorum.I want to run for president.
Ben vali için çalışmak istiyorum.I want to run for governor.

İlgili Sayfalar