çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Biz sıkı çalışmamıza rağmen, Jane'i yenemedik.Even though we tried hard, we couldn't beat Jane.
Senin sıkı çalışmanı takdir ediyoruz.We appreciate your hard work.
Hepimiz gece geç saatlere kadar çalışmaya alışığız.We are all accustomed to working late at night.
Sınavı geçmek istiyorsan çok çalışmalısın.You'll have to work hard if you want to pass the exam.
Testi geçmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to pass the test.
Sınav beni sıkı çalışmaya zorladı.The examination compelled me to study hard.
Zaman, çalışma, eğlence, ve eğitim için ayrılmıştır.Time is allotted for work, recreation, and study.
Tek başıma çalışmayı tercih ederim.I prefer to work on my own.
Bunu kendin anlamaya çalışmalısın.You should try to figure it out for yourself.
Kendiniz için düşünmek ve çalışmak çok önemli.It is very important to think for yourself and to study.
Çok boş zamanım olduğu için Fransızca çalışmaya karar verdim.Having lots of free time, I've decided to study French.
Sözlük olmadan, İngilizce çalışmak zor olurdu.Without a dictionary, it would be hard to study English.
Sözlükteki tüm kelimeleri hatırlamaya çalışmak yararsızdır.It is useless to try to remember all the words in the dictionary.
Kaybedilen zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyız.We must work hard to make up for lost time.
Bil bakalım ne oldu! Yeni Zelanda'ya çalışma'ya gidiyorum.Guess what! I'm going to New Zealand to study.
Ben gerçekten çalışmak zorunda olacağım.I really will have to study.
Patron bize sabahtan akşama kadar çalışmamızı emretti.The boss ordered us to work from morning till night.
Sen gençken çok çalışmalısın.You should work hard while you are young.
Gençken çok çalışmak zorundaydım.I had to work hard when I was young.
Derse çalışmalıydın.You should have prepared for the lesson.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Go out and have a good time once in a while instead of just studying all the time.
Haftada üç saat çalışmak, bir dil öğrenmek için yeterli olmaz.Studying three hours a week wouldn't be enough to learn a language well.
Haftada kaç kez futbol takımı çalışma yapar?How many times a week does the soccer team practice?
Junko bu gece matematik çalışmak zorunda kalacak.Junko will have to study math tonight.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.He often shuts himself up in the study and writes things like this.
İnsanlığın çıkarları için çalışmalısın.You should work in the interests of humanity.
Onun terfi alamadıktan sonra çalışma isteği kalmadı.She had no incentive to work after she was refused a promotion.
Botanik, bitkilerin bilimsel çalışmasıdır.Botany is the scientific study of plants.
Yeni bir sayfa açmalısın ve mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.You must turn over a new leaf and work as hard as possible.
Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.Plans for a new trade zone are still on the drawing board.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Bir adam çalışmak zorundadır.A man must work.
Kütüphanede birlikte çalışmaya ne dersin?How about studying together in the library?
Ayılmaya çalışmak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to try to sober up.
Dünya barışını desteklemek için çok çalışmalıyız.We must work hard to promote world peace.
Başarılı olmak istiyorsan, çok çalışmalısın.You must work hard if you want to succeed.
Öğretmenimle konuştuktan sonra çok çalışmaya karar verdim.After I talked with my teacher, I decided to work hard.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen ders çalışmak için kütüphaneye gitmemizi önerdi.The teacher suggested that we go to the library to study.
Öğretmen bize test için çok çalışmamızı hatırlattı.The teacher reminded us to study hard for the test.
Öğretmenimiz daha çok çalışmamız için baskı yaptı.Our teacher urged us to study harder.
Öğretmen daha çok çalışmamı söyledi.The teacher told me to study harder.
Öğretmen ona İngilizceye çok çalışmasını söyledi.The teacher told him to study English hard.
Öğretmen günlük çalışmanın önemini vurguladı.The teacher stressed the importance of daily practice.
Tüm ekip, çalışmalarıyla gurur duyar.The entire crew takes pride in its work.
Gürültü çalışmamı engelledi.Noises interfered with my studying.
Diğer öğrencilere yetişmek için çok çalışmak zorundayım.I have to study hard to keep up with the other students.
Fikirlerinizi başkaları için zorlamaya çalışmamanız gerekir.You should not try to force your ideas on others.
Çok sayıda yabancı insan çalışmak için Japonya'ya gelir.Many foreign people come to Japan to work.
Üniversiteyi bitirdiğimde, derhal çalışmaya başladım.On finishing university, I started working right away.
Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum.In short, I don't want you to work for that company.
Bir harita bizim coğrafya çalışmamıza yardım eder.A map helps us study geography.
Diğerleri gönüllü iş yaparken bazıları yarı zamanlı çalışmaya devam eder.Some continue to work part time, while others do volunteer work.
Böcek ısırıklarını kaşımaya çalışmaman gerekir.You should try not to scratch your insect bites.
Böcek ısırıklarını kaşımamaya çalışmalısınız.You should try not to scratch insect bites.
Kahvaltı olmadan çalışmak zordu.It was hard to work without breakfast.
Sokaktan gelen ses çalışmamızı etkiledi.The noise from the street affected our work.
Profesör Tanaka birinin kendisine çalışmasında yardım etmesini istiyor.Professor Tanaka wants somebody to help him with his study.
Sıkı çalışma başarının önemli bir faktörüdür.Hard work is an essential element of success.
Doktor Yukawa bilimsel çalışmada önemli bir rol oynadı.Dr. Yukawa played an important part in the scientific study.

İlgili Sayfalar