çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çalışmak için o kütüphaneye giderdim.I used to go to that library to study.
On yıldır burada çalışmaktayım.I've worked here for ten years.
Ben burada çalışmaktan bıktım.I'm fed up with working here.
Sadece çalışmayı sevdiğim için çalışıyorum.I work simply because I like to work.
Tenis çalışmam var.I have tennis practice.
Alman kültürü çalışmaya ilgi duyuyorum.I am interested in studying German culture.
Onun çalışmalarından hiçbirini görmedim.I have seen neither of his works.
Picasso'nun çalışmalarını severim.I like the works of Picasso.
Ben genellikle Pazar günleri çalışmak zorunda değilim.I don't usually have to work on Sundays.
Fransızca çalışmak istiyorum.I want to study French.
Sizinle çalışmaktan gurur duyuyorum.I am proud to work with you.
Daha çok çalışmaya karar verdim.I have made up my mind to work harder.
Daha çok çalışması için erkek kardeşimi ikna ettim.I persuaded my brother to study harder.
Daha çok çalışmak için karar verdim.I made up my mind to study harder.
Daha çok çalışmak zorunda olacağım.I will have to study harder.
Çok çalışmaya alışkınım.I am accustomed to working hard.
İngilizce çalışmayı seviyorum.I like studying English.
Çalışmayı bir şey yapmamaya tercih ederim.I prefer working to doing nothing.
Okulda daha çok çalışmadığıma pişmanım.I regret not having studied harder at school.
Bütün dönem çok fizik çalışmadım.I haven't studied physics much all semester.
Dün çalışmak zorunda değildim.I didn't have to study yesterday.
Bütün sabah çalışmaya devam ettim.I continued to work all morning.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Hafta sonları asla çalışmam.I never work on weekends.
Öğrencilerimi daha çok çalışmaları için telkin ettim.I inspired my students to work harder.
Hiç çalışmadım.I didn't study at all.
Diğer öğrencilere yetişmek için çalışmak zorundaydım.I had to study hard to keep up with the other students.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Ben bütün gece çalışmaya alışkınım.I'm used to working all night.
Ben çalışmayı seviyorum.I like to work.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Japonca çalışmak zorunda değilim.I do not have to study Japanese.
Japonca çalışmak zorundayım.I have to study Japanese.
Onunla çalışmak istemedim ama elimden gelenin en iyisini yaptım.I didn't want to work with him, but I made the best of it.
Ona çok çalışmasını yoksa başarısız olacağını söyledim.I told him to work hard or he would fail.
Amerika'ya gitmeye çalışmasını önerdim.I suggested that he try to go to America.
Ondan geri kalmamak için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Ona yetişmek için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Ben onun çalışmasından memnunum.I am pleased with his work.
Onlara daha çok çalışmalarını söyledim.I told them to study harder.
Çalışmaya devam edemeyecek kadar yorgundum.I was too tired to go on working.
Dokuz-beş işinde çalışmaktan bıktım.I'm tired of working a nine-to-five job.
Babama Kumiko'nun Çin'de çalışmasını önerdim.I suggested to my father that Kumiko study in China.
Çalışmadığım için sınavda başarısız oldum.I failed the exam because I didn't study.
Çalışmak zorunda mıyım?Do I have to study?
Çalışmak zorundayım.I have to study.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Çalışmak için boş vaktim yok.I have no leisure to study.
Ders çalışmadan önce televizyon izlerim.I watch television before I study.
Çalışmaktan yoruldum.I was tired from studying.
Ben okuldan sonra ders çalışmam.I don't study after school.
Her gün matematik çalışmayı prensip edinirim.I make it a rule to study math every day.
Her gün çalışmaya karar verdim.I decided to study every day.
Her akşam İngilizce çalışmaya alışkınım.I am accustomed to studying English every evening.
Yarın çalışmak zorunda kalacağım.I will have to study tomorrow.
Hayatımı tarih çalışmasına adayacağım.I will devote my life to the study of history.
Tarih çalışmayı severim.I like studying history.
Ben bir deneme üzerinde çalışmak zorunda kaldım.I had to work on an essay.
Beni ikna etmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to deceive me.
Bana oyun oynamaya çalışmanızın faydası yok.It is no use trying to play a trick on me.