çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kalabalıkta onu bulmaya çalışmanın faydası yok.It is of no use to try to find him in the crowd.
Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.By signing the contract, I committed myself to working there for another five years.
Onu planından vazgeçirmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to talk him out of his plan.
Gittikçe daha fazla kadın evlendikten sonra çalışmaya devam ediyor.More and more women continue to work after marriage.
Sağlıklıyken çalışmaya devam etmelisin.You ought to keep working while you have your health.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Çalışmalarında ilerleme kaydettin mi?Have you made progress in your studies?
Çalışma çok fazla enerji alır fakat bu çabaya değer.Study takes a lot of energy, but it is worth the effort.
Onu görmeye çalışmalısın.You should try to see it.
Başka bir deyişle, onunla çalışmayı sevmiyorum.In other words, I don't like to work with him.
Tekrarlama, dil çalışmasında önemli bir rol oynamaktadır.Repetition plays an important role in language study.
Eski yöntemlere sadık kalmaya çalışmanın bir faydası yok.It's no use trying to stick to the old ways.
Şirket birleşmeler ve diğer fırsatlar üzerinde çalışmak için 25 yeni ortak ekledi.The firm has added 25 new associates to work on mergers and other deals.
Siyah insanlar pamuk tarlalarında çalışmak için zorlandılar.Black people were compelled to work in cotton fields.
Şimdi, birlikte çalışmamız gereken zamandır.Now is the time when we must work together.
Şimdi çok çalışmak sizin yararınıza olacaktır.It will be to your advantage to study hard now.
Bu kitap şairin en iyi çalışmalarından biridir.This book is one of the poet's best works.
Gelecekte seninle daha yakın çalışmaya can atıyoruz.We look forward to working more closely with you in the future.
Bugün canım İngilizce çalışmak istemiyor.I don't feel like studying English today.
Bugün canım çalışmak istemiyor.I don't feel like working today.
Çalışmak için çok sıcak bir gün.It is too hot a day for work.
Bugün çalışmanıza gerek yok.You don't need to study today.
Bugün canım ders çalışmak istemiyor. Bir futbol oyununa gidelim.I don't feel like studying today. Let's go to a soccer game.
Bugün oyun oynamaktansa çalışmayı tercih ederim.I would rather study than play today.
Bu akşam çalışmayı planlıyorum.I'm planning to study tonight.
Bu gece canım hiç çalışmak istemiyor.I don't feel like studying at all tonight.
Bu gece ders çalışmak zorunda değilim. Sanırım bir süre televizyon izleyeceğim.I don't have to study tonight. I think I'll watch television for a while.
Ben şimdilik o kitapçıda çalışmak istiyorum.For the time being I want to work at that bookstore.
Son çalışmaya göre, Japonların ortalama hayat süresi hâlâ artıyor.According to a recent study, the average life span of the Japanese is still increasing.
Karım yatmaya gittikten sonra çalışma odamda çalıştım.I worked in my study after my wife had gone to bed.
Yaz'ın geri kalanında çalışmayı planlıyorum.I plan to work the rest of the summer.
Üzgünüm, bu gece çalışmak zorundayım.Sorry, but I have to work tonight.
Keşke çalışmak zorunda olmasam.I wish I didn't have to work.
Çalışmayı bırakalım ve bir süre dinlenelim.Let's stop working and relax for a while.
İşinden zevk alan bazı insanlar var, aslında onlar çalışmayı seviyor.There are some people who enjoy work - in fact, they love to work.
Çalışmayı bitirdikten sonra, birlikte konuşmanın tadını çıkardık.After we finished working, we enjoyed talking together.
Çalışma bağımlısı bir kişiye işkolik denilir.A person who is addicted to work is called a workaholic.
Çocuklar çalışmaktan çok oynamayı severler.Children like playing more than studying.
Kötü bir not almamın nedeni çalışmamamdır.The reason why I got a bad grade is that I did not study.
Japonca çalışmaya başlayalı kırk yıl oldu.It is forty years since I began studying Japanese.
Düşüncemiz uygulamada çalışmadı.Our idea did not work in practice.
Elektrikli ısıtıcımız iyi çalışmadı.Our electric heater did not work well.
Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.We should try to understand one another.
Biz daha çok çalışmalıyız.We need to study more.
Biz çok çalışmalıyız.We must work hard.
Çevreyi korumaya çalışmalıyız.We must try to protect the environment.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Öğleyin çalışmayı bıraktık.We stopped working at noon.
Biz başka insanlara karşı kibar olmaya çalışmalıyız.We must try to be kind to other people.
Erkek kardeşim bir bankada çalışmaktadır.My brother works in a bank.
Arabam çalışmaz.My car won't start.
Benim çalışma odam yukarıda.My study is upstairs.
Babam ve erkek kardeşim bu fabrikada çalışmaktadır.My father and my brother work in this factory.
Babam çalışmak için çok yaşlıdır.My father is too old to work.
Babam her gün sekizde çalışmaya gider.My father goes to work at eight every day.
Çalışmama müdahale etme.Don't interfere with my studying.
Ben pazar günü çalışmam.I don't work on Sunday.
Bütün gün çalışmaktan yoruldum.I am worn out from working all day.
İki saattir ders çalışmaktayım.I have been studying for two hours.
Yarı zamanlı çalışmak zorunda kalabilirim.I may have to work part time.