çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bu sabah gerçekten çalışmak istemedi.Tom really didn't want to work this morning.
Bunu yapmaya çalışmanın eğlenceli olabileceğini düşündüm.I thought it might be fun to try to do that.
Bunun üzerinde çalışmaya devam edeceğiz.We'll continue to work on that.
Tüm hafta sonu çalışmak zorundaydım.I had to work all weekend.
Lütfen onu bir daha yapmaya çalışmayın.Please don't try to do that again.
Araçla çalışmaya gittim.I drove to work.
Ben çalışmak için her zaman kravat takarım.I always wear a tie to work.
Pazar günü asla çalışmam.I never work on Sunday.
Çalışmaya başladım.I began working.
Çalışmamla gurur duyuyorum.I'm proud of my work.
Çalışmamak tuhaf hissettiriyor.It feels weird not working.
Ne zamandan beri çalışmaya devam etmeyi planlıyorsun?How long do you plan to keep working?
Bence bunun üzerinde hala biraz daha çalışmamız gerekiyor.I think we still need to work on this some more.
Üç ay önce haftada yaklaşık altı gün çalışmaya başladım.I started working six days a week about three months ago.
Ben çalışmaya devam etti.I kept on working.
Çalışmaya devam ettim.I kept on working.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldım.I had to work late.
Çalışmaya hazırım.I'm ready to work.
Bunun çalışmalarınıza engel olmasına izin vermeyin.Don't let this interfere with your studies.
İlişkilerin çalışmalarınıza engel olmasına izin vermeyin.Don't let relationships interfere with your studies.
Sporun çalışmalarınıza engel olmasına izin vermeyin.Don't let sports interfere with your studies.
Bunun çalışmalarınızı etkilemesine izin vermeyin.Don't let this affect your studies.
Senin çalışmalarına ne dersin?What about your studies?
Bir çocuğun çalışmalarınıza engel olmasına izin verme.Don't let a boy interfere with your studies.
O kızın çalışmalarınıza engel olmasına izin verme.Don't let that girl interfere with your studies.
Nehirde yüzme çalışmaya devam ettim.I continued to try swimming in the river.
Nehirde yüzmeye çalışmaya devam ettim.I continued to try swimming in the river.
Fadıl yalnız çalışmamış olabilir.Fadil may not have been working alone.
Bunu inkar etmeye çalışmanın bir anlamı yok.There's no point trying to deny it.
Leyla zengin bir bekar adam için çalışmayı umuyordu.Layla hoped to work for a wealthy single man.
Piyano çalışmak için çok zaman harcadı.She spent a lot of time practicing the piano.
Tom, Mary'ye Noel Günü'nde çalışmayı planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary if she was planning to work on Christmas Day.
Tom, Mary'yi ona yardım etmesi için ikna etmeye çalışmaktan bıktığını söylüyor.Tom says he's tired of trying to convince Mary to help him.
Bence Tom'un yaptığı aynı şeyi yapmaya çalışmalıyız.I think we should try doing the same thing Tom is doing.
Bunu tek başıma yapmaya çalışmamalıydım.I shouldn't have tried to do that by myself.
Onu yapmaya çalışmanın zararı ne?What's the harm in trying?
Onu yapmaya çalışmada zarar ne?What's the harm in trying to do that?
Çalışmak için genellikle beyaz bir gömlek giyerim.I usually wear a white shirt to work.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybı olacak.Trying to convince Tom will be a waste of time.
Hatta bunu yapmaya çalışmaktan korktum.I was afraid to even try to do that.
Tom'u onu yapmaya ikna etmeye çalışmaktan bıktım.I'm tired of trying to convince Tom to do that.
Tom'u çok fazla çalışmaması için ikna etmeye çalışacağım.I'll try to convince Tom not to work so hard.
Tom'la çalışmak bir zevkti.It was a pleasure to work with Tom.
Fadıl'ın biraz Arapça öğrenmeye çalışması gerekir.Fadil should try to learn a little Arabic.
Sami ile çalışmak bir zevkti.It was a pleasure to work with Sami.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybıydı.Trying to convince Tom was a waste of time.
Geç saatlerde, özellikle cuma günleri çalışmaktan nefret ediyorum.I hate working late, especially on Fridays.
Onu yapmaya çalışmanın faydasız olduğunu biliyorum.I know it's useless to try to do that.
Neden burada çalışmayı sevmiyorsun?Why don't you like working here?
Ben genellikle pazartesi günleri çalışmam.I often don't work on Mondays.
Çalışmak için üniforma giyiyor musun?Do you wear a uniform to work?
Neden burada çalışmayı seviyorsun?Why do you like working here?
Sami teknik açıdan iyi bir doktordu ama alkol bağımlılığı onun çalışmasını engelledi.Sami was technically a good doctor, but his alcohol abuse prevented him from practising.
Yetenek, sıkı çalışma olmadan faydasızdır.Talent is useless without hard work.
Sıkı çalışma olmadan yetenek yararsızdır.Talent without hard work is useless.
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Bu klavye çalışmayı durdurdu.This keyboard's stopped working.
Bu fare çalışmayı durdurdu.This mouse has stopped working.
Bu monitor çalışmayı durdurdu.The monitor's stopped working.
Klavye çalışmayı durdurdu.The keyboard's stopped working.