çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un daha sıkı çalışması gerekirdi.Tom should've worked harder.
Biz sadece çalışmaya devam etmek zorundayız.We've just got to keep working.
Bu konuda çalışmaya devam etmek zorundayız.We have to keep working on that.
Tom çalışmaya devam etmek istedi.Tom wanted to keep working.
Biz çok çalışmaya devam edeceğiz.We're going to keep working hard.
Saat dokuzda çalışmaya başlıyorsun.You start working at nine.
Çalışmaya saat dokuzda başlıyorsun.You start working at nine.
Çalışmanı bitirdin mi?Have you finished studying?
Ben Tom'la çalışmayacağım.I won't work with Tom.
Onu yapmaya çalışmamı istiyor musun?Do you want me to try to do that?
Şu andan itibaren daha çok çalışmak zorundayız.We have to work harder from now on.
Tom çalışmak için çok cılız.Tom is too weak to work.
Neden bizim için çalışmak istediğini bana söyler misin?Can you tell me why you want to work for us?
Onun bizimle çalışmasını istemiyorum.I don't want him to work with us.
Dinlenmeye çalışmanı öneririm.I'd recommend that you try to relax.
Kafana takmamaya çalışmanı öneririm.I'd recommend that you try to take it easy.
Arkadaşım çalışmak için kütüphaneye geliyor.My friend comes to the library to study.
Bu sorunu düzeltmek için çok çalışmak zorundayız.We have to work hard to fix this problem.
Tom kendi başına çalışmak zorunda.Tom has to work on his own.
Bazen elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak sadece yeterince iyi değil.Sometimes trying your best just isn't good enough.
Bazen elinden geleni yapmaya çalışmak yeterince iyi değildir.Sometimes trying your best isn't good enough.
O sadece çalışmayı durdurdu.It just stopped working.
Çocuklarla çalışmayı seviyorum.I love working with kids.
Bu şekilde çalışmayı tercih ediyorumI prefer working this way.
Çalışmayı bırakmayacağım.I'm not going to stop working.
Ben herkesi mutlu etmeye çalışmam.I don't try to please everyone.
Tom, çiftlikte çalışmaktan hoşlanıyordu.Tom enjoyed working on the farm.
Herkesin çok çalışmasını bekliyorum.I expect everyone to work hard.
Tom geceleri çalışmaya alışkın değil.Tom isn't accustomed to working at night.
Bir hastanede çalışmak istiyorum.I want to work in a hospital.
Çalışmalarım annem tarafından finanse edilir.My studies are financed by my mother.
Tom kar tanelerini yakalamaya çalışmak için dilini dışarı çıkardı.Tom stuck out his tongue to try and catch snowflakes.
Ne kadar akıllı olduğun önemli değil. Eğer çok çalışmazsan asla başarılı olmayacaksın.It doesn't matter how smart you are. If you don't work hard, you'll never succeed.
Tom hiç yaşamı boyunca sıkı çalışmak zorunda kalmadı.Tom has never had to work hard in his entire life.
Tom yalnız çalışmaya devam etmek zorunda kaldı.Tom had to continue working alone.
Tom hiç hayatında bir gün çalışmak zorunda kalmadı.Tom has never had to work a day in his life.
Tom'a yardım etmeye çalışmalıydım.I should've tried to help Tom.
Çalışmayan birinin yiyecek bir şeyi yoktur.He who doesn't work has nothing to eat.
Herkesi memnun etmeye çalışmaktan vazgeçtim.I've given up trying to please everyone.
Tezini çürütmeye çalışmayacağım.I won't try to refute your theses.
Onun çalışması da değerlidir.Her work is also valuable.
Onlarla iletişim kurmaya çalışmak zorundayız.We have to try to communicate with them.
Servis otobüsleri çalışmaya devam ediyor.Shuttle buses continue to operate.
Tekrarcı olmamaya çalışmalıyız.We must try not to be repetitive.
Biz onu daha iyi yapmaya çalışmaya devam ediyoruz.We keep trying to make it better.
Biz onu daha iyi hale getirmeye çalışmaya devam ediyoruz.We keep trying to make it better.
Tom burada çalışmaya alışmış durumda.Tom has gotten accustomed to it working here.
Tom'un çalışmaları kısa süre içinde ilgi çekti.Tom's studies soon attracted interest.
Onun üzerinde çalışmaya gitmek zorundayız.We've got to go to work on that.
Onun üzerinde çok çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work hard on that.
Tom gün doğmadan önce çalışmaya başladı.Tom began to work before sunrise.
Onlar ön çalışma masasına yaklaşıyorlar.They approach the front desk.
Tom'la çalışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to work with Tom.
Birçok insan çalışmamı destekliyor.Many people support my work.
Ders çalışmak mümkün değildi.It wasn't possible to study.
Ben çok fazla uğraşmaya çalışmadım.I didn't try to do too much.
Onun üzerinde çalışmaya çalışıyorum.I'm trying to work on that.
Tom kahraman olmaya çalışmadı.Tom didn't try to be a hero.
Kim çalışmak istemiyor?Who doesn't want to work?
Lütfen çalışmama izin verin.Please allow me to work.

İlgili Sayfalar