çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un işini yapmaya çalışmaktan vazgeç.Stop trying to do Tom's job.
Ben çocuklarla çalışmayı severim.I like working with kids.
Bir daha çalışmamazlık edemem.I can't not work again.
Tekrar çalışmadan duramam.I can't not work again.
Dün geç saatlere kadar çalışmak zorundaydım.I had to work late yesterday.
Tom bile kalkmaya çalışmadı.Tom didn't even try to get up.
Paris'te çalışmaya başlamadan önce Fransızcamı ilerletmem gerek.Before I start working in Paris, I need to improve my French.
Benim telefonum çalışmayı durdurdu.My phone's stopped working.
Benim laptopum çalışmayı durdurdu.My laptop's stopped working.
Çalışmanı bitir.Finish your work.
Nisan ayında çalışmaya başlıyoruz.We start to work in the month of April.
Bana saçmalamaya çalışma, bana doğruyu söyle.Don't try to bullshit me, tell me the truth.
Yalnız çalışmak hiç eğlenceli değil.Working alone is no fun.
Ben hiç bir pazar günü çalışmanı istedim mi?Have I ever asked you to work on a Sunday?
Ben on iki yaşındayken çalışmaya başladım.I started working when I was twelve.
Ders çalışmak istemiyorum.I don't want to study.
Canım şu anda çalışmak istemiyorI don't feel like studying right now.
Tom bir yelkencilik eğitmeni olarak çalışmaktadır.Tom works as a sailing instructor.
Fransız hükümeti, 2000 yılında zorunlu bir 35 saatlik çalışma haftası yaptı.The French government made a 35-hour workweek mandatory in 2000.
Bu kadar çok çalışmayın.Don't try so hard.
Son çalışmalar onun doğru olmadığını göstermiştir.Recent studies have shown that is not true.
Çalışmak? Zengin olmak için sadece iyi bir düşünceye ihtiyacın var.Work? You only need a good idea to become rich.
Benim bir çalışma teorim var.I have a working theory.
Tom'un sıkı çalışması karşılığını aldı.Tom's hard work has paid off.
Tom, İncil çalışma grubunda Mary'yle bir araya geldi.Tom met Mary at a Bible study group.
Bütün gece ayakta kalmak ve çalışmak zorundayım.I have to stay up all night and study.
Masumu oynamaya çalışma.Don't try to play innocent.
Masummuş gibi davranmaya çalışma.Don't try to play innocent.
Masummuş gibi görünmeye çalışma.Don't try to play innocent.
Ben asla bir pazar günü Tom'un çalışmasını istemedim.I've never asked Tom to work on a Sunday.
Beni olmaya çalışma. Kendin ol!Don't try to be me. Be yourself!
Çalışmak zorunda olduğunu söylediğini düşündüm.I thought you said you had to work.
Artık çalışmaya başlayalım.Let's get to work now.
Tom'a yardımcı olmaya çalışmamamız gerekirdi.We shouldn't have tried to help Tom.
Çalışmak zorunda değil misin?Don't you have to work?
Birlikte çalışmak için sabırsızlandığım kişi Tom'dur.The person I look forward to working with is Tom.
Biz sadece Tom'un çalışmaya devam etmesini istiyoruz.We just want Tom to keep working.
Ben on üç yaşında çalışmaya başladım.I started working when I was thirteen.
Biz onlarla çalışmak istiyoruz.We want to work with them.
Çalışmak için bugün kimse gelmedi.Nobody came to work today.
Tom tek başına çalışmayı sevmez.Tom doesn't like to work by himself.
Tom pazar günleri çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work on Sundays.
Sen çalışmalısın.You ought to study.
Bir çiftlikte çalışmak zordur.Running a farm is difficult.
Tom sıkı çalışmaktan hoşlanır.Tom likes working hard.
Tom bir kereste fabrikasında çalışmaktadır.Tom works in a sawmill.
Onunla konuşmaya çalışmamı ister misin?Do you want me to try talking to him?
Tom hiç çalışmadı.Tom didn't study at all.
Tom artık çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work anymore.
Tom sıkı çalışmaktan korkmaz.Tom isn't afraid to work hard.
Ben beş dakika önce uyandım. Çalışmaya başlamadan önce kahveye ihtiyacım var.I woke up 5 minutes ago. I need coffee before I can start working.
Çok çalışmak zorunda olduğumuzu biliyorduk.We knew we had to work hard.
Çalışma saatleri sırasında sigara içemezsin.You can't smoke during work hours.
Biz onun çalışmasını sağlayacağız.We're going to make it work.
Burada çalışma hakkına sahibiz.We have a right to work here.
Çok çalışmayı sürdürmek zorundayız.We have to keep working hard.
Ben çok az çalışıyorum. Daha fazla çalışmak istiyorum.I work very little... I'd like to work more.
Biz sadece çok çalışmak zorundayız.We just have to work very hard.
İnsanların bizimle çalışmasına ihtiyacımız var.We need people to work with us.
Tom Mary'nin babası için çalışmaktadır.Tom works for Mary's father.