çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çok çalışmadan başarılı olamazsın.You can't succeed without hard work.
"Çalışmak istiyor musun?" "Hayır.""Do you want to work?" "No."
Her gün, ben çalışmak için trene binerim.Every day, I take the train to work.
Mary hastalığı olmasına rağmen çalışmaya devam etti.Mary kept working despite her illness.
Ortak çalışmaya dayalı bir çabaydı.It was a collaborative effort.
Tom'un geç saatlere kadar çalışmasını istedim.I've asked Tom to work late.
Çalışmayı tercih ettim.I choose to work.
Koç bana daha sıkı çalışmam gerektiğini söyledi.The coach told me I needed to practice harder.
Biz çalışmaya devam etmeliyiz.We must continue working.
Bize yardım etmesi için Tom'u ikna etmeye çalışmak yararsız olurdu.It would be useless to try to convince Tom to help us.
Çok riskliydi, bu yüzden onu yapmaya çalışmamaya karar verdim.It was too risky, so I decided not to try doing it.
Çalışma oldukça yorucuydu.The work was quite exhausting.
Tom yangını söndürmeye çalışmak için bir yangın söndürücü kullandı.Tom used a fire extinguisher to try and put the fire out.
Tom Paris'e Fransızca çalışmak için gitti.Tom went to Paris to study French.
Kendi yiyeceğini yetiştirmeye çalışmalısın.You should try growing your own food.
Ben otuz yıl önce burada çalışmaya başladım.I started working here thirty years ago.
Saatim çalışmayı durdurdu.My watch has stopped working.
Çalışmaya devam etsen iyi olur.You'd better keep working.
Herkes çalışmaya devam etti.Everybody kept working.
Tom çok çalışmaya devam etti.Tom kept working hard.
Tom geçen pazartesi günü bizim için çalışmaya başladı.Tom started working for us last Monday.
Konuşmayı bırakalım çalışmaya başlayalım.Let's stop talking and start working.
Tom dışarıda çalışmayı sever.Tom loves working outdoors.
Tom bütün bu hafta piyano çalışmadı.Tom hasn't practiced the piano at all this week.
Daha fazla çalışmak gereklidir.More work is required.
Ürünlerini çevrim içi satmaya çalışmalısın.You should trying selling your products online.
Makine çalışmayı durdurdu.The machine has stopped functioning.
Makine çalışmayı kesti.The machine stopped functioning.
O, çalışmayı durdurdu.It has stopped working.
Belki gelecek sefer daha çok çalışmalısın.Maybe you should study harder next time.
Çalışma önyargılı.The study is biased.
Biz çalışmak zorundayız.We have to study.
Biz çalışmak istiyoruz.We want to work.
Tom burada çalışmadan önce on üç yıldır bir polis memuruydu.Before working here, Tom was a police officer for thirteen years.
Tom bu hafta sonu çalışmak zorunda olmamalı.Tom shouldn't have to work this weekend.
O, teorik olarak çalışmalı.Theoretically it should work.
Biz daha çok çalışmalıydık.We should've worked harder.
Daha çok çalışmalıydık.We should've worked harder.
Başka hiçbir şey çalışmadı.Nothing else has worked.
Burada çalışmak harika.It's great working here.
Bir şey çalışmak zorunda.Something has to work.
Çalışmak zorundasın.You have to work.
Bu çalışma benim hayattaki amacım.This work is my purpose in life.
Çalışmalarına odaklanması gerekiyordu.She needed to focus on her studies.
Tom kısa sürede Mary'yi kalmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom soon realized it was useless to try to convince Mary to stay.
Tom Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom realized it was useless to try to convince Mary to do that.
Tom'la çalışmak keyiflidir.Tom is pleasant to work with.
Tom'la çalışmak eğlenceli.Tom is fun to work with.
Tom'un beni öldürmeye çalışıp çalışmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is trying to kill me.
O dondurucu suda yüzmeye çalışmak onun çılgınlığıydı.It was crazy of him to try swimming in that freezing water.
Senin bir çalışma yapmanı ne durduruyor?What's stopping you from doing a study?
Çalışmadığım için testte başarısız oldum.I failed the test because I didn't study.
İşçiler çalışma şartlarından şikayet ediyorlar.The workers are complaining about their working conditions.
Burs çalışmalarıma devam etmek için bana bir fırsat verdi.The scholarship gave me a chance to continue my studies.
Burs çalışmalarıma devam etmemi mümkün kıldı.The scholarship made it possible for me to continue my studies.
Uykun varken ders çalışmak bir zaman kaybıdır.Studying when you're sleepy is a waste of time.
Konserdeki her dakikanın arkasında bir saatlik sıkı çalışma var.Behind every minute of concert time there is one hour of hard practice.
Çok fazla çalışma, tamam mı?Don't work too much, OK?
Tom çalışmalarında sivrildi.Tom excelled in his studies.
Bugün çalışma kitabımı unuttum. Seninkini paylaşsak sorun olur mu?I've forgotten my textbook today. Would you mind sharing yours?