çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çalışmanız için teşekkür ederim!Thank you for your business!
Durumu düzeltmek için daha çok çalışmalıyız.To improve the situation, we must work harder.
Öğrenciler daha sıkı çalışmalılar.The students must study more.
O, laboratuar çalışmalarının sınavı öncesinde teslim edilmesini şart koşuyor.He requires that the laboratory exercises be handed in before the final exam.
O yerde çalışmaya devam edersen delirirsin.You are crazy if you continue to work in that place.
Onların pazartesi günü çalışmaları gerekir.They should work on Monday.
Onlar işletim sistemini çalışmaya başlatamıyorlar.They cannot get the operating system to work.
O cadde çalışma nedeniyle kapalı.That street is blocked because of the works.
Çalışmalarını henüz tamamladı. O bir iş arıyor.He has just finished his studies. He's looking for a job.
İki saattir çalışmakta.He has been working for two hours.
O şirket için çalışmak istemediğine emin misin?Are you sure that you don't want to work for that company?
Çalışmaya geri dönmeden önce biraz dinlenmeye karar verdim.Before going back to work, I decided to rest a little.
Bunu düzeltmeye çalışmak bir zaman kaybı.Trying to fix this is a waste of time.
Kırık test tüpleri, kırık deney şişeleri - Laboratuvarda dikkatsiz öğrencilerin çalışması.Broken test tubes, cracked beakers - the work of careless students in the laboratory.
Tatlım, üzgünüm. Ben bu gece yine geç vakte kadar çalışmak zorundayım.Honey, I'm sorry. I have to work late tonight again.
Antrenör takım çalışmasını izledi.The coach watched the team practice.
Masum olduğun numarası yapmaya çalışma.Don't try to pretend you're innocent.
Masum olduğunu iddia etmeye çalışma.Don't try to pretend you're innocent.
Beni kontrol etmeye çalışmayı bırak!Stop trying to control me!
Her nasılsa Tom'un bir barmen olarak çalışmasını hayal bile edemiyorum.Somehow I can't picture Tom working as a bartender.
Tom'u durdurmaya çalışmak zorundayız.We've got to try and stop Tom.
Onun için bir çalışma yapmak zorundayız.We've got to make a run for it.
Çalışmaya çalışıyoruz.We're trying to work.
Burada ders çalışmaya çalışıyoruz.We're trying to study here.
Onun üzerinde çalışmamız gerekecek.We'll have to work on that.
Onun üzerinde çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work on that.
Biz onun üzerinde çalışmaya başlayacağız.We'll get to work on it.
Hızlı çalışmak zorunda olacağım.We'll have to work fast.
Biz birlikte çalışmaya karar verdik.We agreed to work together.
Burada çalışmayı hayal edebiliyor musun?Can you imagine working here?
Tom'un çalışmasından etkilendim.I've been impressed with Tom's work.
Hiç Tom'la çalışmadım.I never worked with Tom.
Sanırım biraz daha çok çalışmalısın.I think you need to study a little harder.
Daha sıkı çalışman gerekir.You should work harder.
Sınıf arkadaşlarımla daha iyi geçinmeye çalışmalıydım.I should have tried to get along with my classmates better.
Dinlenmeye çalışmalısın.You need to try to relax.
Sınıftaki herkesle iyi geçinmek için daha çok çalışmalıydım.I should've tried harder to get along with everyone in the class.
Tom on üç yaşındayken çalışmaya başladı.Tom started working when he was thirteen.
Tom sadece on üç yaşındayken bizim için çalışmaya başladı.Tom started working for us when he was only thirteen.
Tom on üç yaşındayken okuldan ayrılıp çalışmaya başladı.Tom dropped out of school and started working when he was thirteen.
Benim için çalışmak istediğini düşünüyor musun?Do you think you'd like to work for me?
Burada çalışmak istemiyorum.I don't want to work here.
Daha fazla çalışmalıydın.You should've studied harder.
Burada çalışmaktan zevk alacaksın.You'll enjoy working here.
Tom'un bugün çalışmayacağını düşündüm.I thought Tom wasn't going to be working today.
Burada çalışmak istiyorsan, bir izine ihtiyacın var.If you want to work here, you need a permit.
Gece yarısına kadar çalışmak zorundayım.I have to work until midnight.
Tom ile çalışmak zordur.Tom is difficult to work with.
Sizinle çalışmak zor.You're difficult to work with.
Bu gece geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to work late tonight.
Tom'la çalışmak zorunda değilsin.You don't have to work with Tom.
Tom'la çalışmak zorunda olacaksın.You're going to have to work with Tom.
Güvenliğiniz üzerinde çalışmanız gerekiyor.You need to work on your security.
Sen aylarca çalışmadın.You haven't worked in months.
Burada çalışmayı ciddi olarak düşünmelisin.You should seriously consider working here.
Sizin için çalışmak bir zevk.You're a pleasure to work for.
Tom çalışmayı seviyor.Tom loves to run.
Tom çalışmayı sever.Tom likes running.
Tom çalışmaktan nefret eder.Tom hates running.
Şimdi çalışmaktan başka çarem yok sanırım.I guess I have no choice but to work out now.