çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ben onu yapmaya çalışmayacağım.I won't try to do it.
Bize birlikte çalışmak için bir şey ver.Give us something to work with.
Tom neden Mary'ye yardım etmeye çalışmadı?Why didn't Tom try to help Mary?
Tom'dan biraz yardım almaya çalışmalıyız.We must try and get some help from Tom.
Tom için biraz yardım almaya çalışmalıyız.We must try and get some help for Tom.
Tom, Mary'ye yardım etmeye çalışmaktan daha iyisini biliyordu.Tom knew better than to try to help Mary.
Tom'a yardım etmeye çalışmamız gerekmiyor mu?Shouldn't we try and help Tom?
Tom geçen yıl Mary için çalışmaya başladı.Tom started working for Mary last year.
Keşke seninle gelebilsem ama yarın bir testim var ve çalışmam gerekiyor.I wish I could come with you, but I have a test tomorrow and I need to study.
Tom sınıfımızda Fransızca çalışmak isteyen tek kişi.Tom is the only one in our class who really wants to study French.
Bugün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalabiliriz.We may have to work late today.
Tom çalışmadığı için başarısız oldu.Tom failed because he didn't study.
Tom'un çalışmasına gerek yok.Tom doesn't need to work.
Bunun için Tom'u suçlamaya çalışma.Don't try to blame this on Tom.
Tom geç vardiyada çalışmaktadır.Tom works the late shift.
Çalışma daha önemli.Work is more important.
Biraz uyumaya çalışmalıyız.We should try and get some sleep.
Birlikte çalışmalısınız.You must work together.
Birlikte çalışmanız gerekiyor.You need to work together.
Sen daha hızlı çalışmalısın.You must work faster.
Daha hızlı çalışman gerekiyor.You need to work faster.
Daha hızlı çalışmak zorundasın.You have to work faster.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışmalısın.You must try to understand how Tom feels.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışman gerekir.You need to try to understand how Tom feels.
Birlikte çalışmalıyız.We must work together.
Biz birlikte çalışmalıyız.We should work together.
Biz birlikte çalışmak zorundayız.We have to work together.
Biz şimdi çalışmalıyız.We must work now.
Artık çalışmamız gerekiyor.We need to work now.
Şimdi çalışmak zorundayız.We have to work now.
Şimdi konuşmaya çalışma.Don't try to talk now.
Çalışma odasında konuşabiliriz.We can talk in the study.
Bizimle birkaç gün kalması için Tom'u ikna etmeye çalışmalıyız.We should try to convince Tom to stay with us for a few days.
Bu, ciddi ve kararlı çalışmanın sonucudur.This is the result of serious and determined work.
Fransızcamı ciddi olarak çalışmalıydım.I should have studied my French seriously.
Tom'un beklenmedik ölümü çalışma arkadaşları mahvetti.Tom's unexpected death devastated his work colleagues.
Tom Mary'e çalışmasını söyledi.Tom told Mary to study.
Tom'a daha çok çalışmasını söyle.Tell Tom to try harder.
Tom bana geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom told me he had to work late.
Tom, Mary'ye sakin kalmaya çalışmasını söyledi.Tom told Mary to try to keep calm.
Tom'a daha çok çalışması gerektiğini söyledim.I told Tom he should study harder.
Tom bana bugün çalışmak için çok hasta olduğunu söyledi.Tom told me he was too sick to work today.
Tom'a klimanın çalışmadığını söyle.Tell Tom the air conditioner isn't working.
Tom bana Mary ile çalışmayı sevdiğini söyledi.Tom told me that he liked working with Mary.
Tom bana Boston'da çalışmayı sevdiğini söyledi.Tom told me that he liked working in Boston.
Neden bizimle çalışmak istediğini bize söyleyebilir misin?Can you tell us why you want to work for us?
Peki, bana söylediğin şey yarın çalışmak zorunda olmam.So, what you're telling me is that I have to work tomorrow.
Asla başka biri olmaya çalışma, senden daha iyisi yoktur.Never try to be someone else, there is no better than you.
Tom masasına oturdu ve çalışmaya başladı.Tom sat down at his desk and started working.
Burada ilk çalışmaya başladığımda Tom kadar iyimserdim.I used to be as optimistic as Tom when I first started working here.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Bay Dupont artık benimle çalışmak istemiyor.Mr Dupont doesn't want to work with me anymore.
Dün çalışmamalıydım.I should not have studied yesterday.
Bilgisayarım çöktü ve o şimdi çalışmayacak.My computer crashed and now it won't start up.
Bilgisayarım çöktü ve şimdi çalışmayacak.My computer crashed and now it won't boot up.
Ruh gitti ama onun çalışması kalır.The soul is gone, but his work remains.
O çok çalışmaktan hoşlanır.She likes working hard.
Çalışmak için Tom'un evine gidiyorum.I'm going to Tom's house to study.
Gelecekte daha iyisini yapmaya çalışmalıyım.I must try to do better in future.
Bazı insanlar çalışmadan zengin olabileceklerine inanır.Some people believe they can become rich without having to work.

İlgili Sayfalar