çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, çalışmaya zorlandı.He was forced to work.
Tom'a ne zaman Fransızca çalışmaya başladığını sordum.I asked Tom when he had started studying French.
Çalışmak çürümekten daha iyidir.Better to run than to rot.
Birlikte çalışmayı öğrenmeliyiz.We must learn to work together.
Çalışmak hayatı tatlı yapar.Work makes life sweet.
Tom bizim için çalışmayı kabul etti.Tom has agreed to work for us.
Tom dün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late yesterday.
Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to work late.
Tom geç vakitlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late.
Tom'dan kaçınmaya çalışmama rağmen, kütüphanenin önünde ona rastladım.Even though I'd been trying to avoid Tom, I ran into him in front of the library.
Çıkmak için kendi yaşına daha yakın birini bulmaya çalışmalısın.You should try to find somebody closer to your own age to date.
Tom bizim için çalışmakla ilgilenmediğini bize bildirdi.Tom let us know that he wasn't interested in working for us.
Tom artık profesyonel bir müzisyen olarak çalışmakla ilgilenmediğini söylüyor.Tom says he's no longer interested in working as a professional musician.
O, okula gitti ama çok çalışmadı.He went to school, but didn't study much.
Ne yazık ki sınava çalışmak için zamanım yoktu, bu yüzden başarısız oldum.Unfortunately, I didn't have time to study for the exam, so I failed it.
Neden hep Wall Street'te çalışmak istersin?Why would you ever want to work on Wall Street?
Komşularınla iyi geçinmeye çalışmalısın.You should try to get along with your neighbors.
Tom gelecek hafta sonu çalışmak zorunda olduğundan bahsetti.Tom mentioned he had to work next weekend.
Mary Park Caddesindeki bir restoranda bir garson olarak çalışmaktadır.Mary works as a waitress at a restaurant on Park Street.
O bir fabrikada çalışmak istiyor.He wants to work in a factory.
O bir fabrikada çalışmak istemiyor.He doesn't want to work in a factory.
Bu sefer çalışmalı.This time it has to work.
Bütün gün boyunca çalışmamalısın. Dışarı çıkıp biraz eğlenmelisin.You shouldn't study all day long. You should go out and have some fun.
Tom test için hiç çalışmadığını söylüyor.Tom says that he didn't study at all for the test.
"Hey, ne yapabildiğime bak" " Çalışmaya uğraşıyorum, Tom.""Hey, look what I can do!" "I'm trying to work, Tom."
Tom çalışma arkadaşlarıyla iyi geçinmez.Tom doesn't get along with his coworkers.
Bu makine çalışmayacak.This machine won't work.
Japonca derslerini daha sıkı çalışmak zorundasın.You have to work harder on your Japanese studies.
Artık senin için çalışmayacağım.I'm not going to work for you anymore.
Artık senin için çalışmak istemiyorum.I don't want to work for you anymore.
Tom asla senin için çalışmak istediğini söylemedi.Tom never said he wanted to work for you.
Burada çalışmayı bırakmaya karar verdim.I've decided to quit working here.
Muhtemelen biraz uyumaya çalışmamız gerek.We probably should try to get some sleep.
Seni şaşırtmaya çalışmaktan vazgeçtim.I've given up on trying to surprise you.
O gerçekten bir çevirmen olarak çalışmak istiyor.He really wants to work as a translator.
Evliliğini kurtarmak için çalışmalısın.You need to work on saving your marriage.
Evliliğini kurtarmak için çalışmak zorundasın.You need to work on saving your marriage.
Evliliğini kurtarmak için çalışman gerekiyor.You need to work on saving your marriage.
Tom soruyu cevaplamaya çalışmadı.Tom made no attempt to answer the question.
Tom'u sevmek zorunda değilsin. Sadece onunla çalışman gerekiyor.You don't have to like Tom. You just have work with him.
Uyumlu çalışma son derece değerlidir.Coordination is extremely valuable.
Daha iyi bir dünya inşa etmek için birlikte çalışmalıyız.We must work together to build a better world.
Fransızca çalışmanı öneriyorum.I suggest you study French.
Tek önerdiğim şey, Tom'a elimizden geldiğince yardım etmeye çalışmak.All I'm suggesting is that we try to help Tom as much as we can.
Sen burada çalışmaya başlamadan önce böyle bir şey olmadı.Nothing like this ever happened before you started working here.
Sizinle çalışmak bir zevkti.It's been a pleasure working with you.
Bu çalışmalı.This should work.
Neden çalışmadığını bilmiyorum.I don't know why it's not working.
Bu çalışma kesinlikle hafta sonuna kadar devam edecek.This work will certainly continue until the end of the week.
Daha sıkı çalışmanı kuvvetle öneririm.I strongly suggest that you study harder.
Tom tam zamanlı çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Tom tam gün çalışmak için okulu bıraktı.Tom dropped out of school to work full-time.
Yani onu yapmak için çalışmalıyım, değil mi?So, I should try to do that, right?
Sanırım en iyisi bunu yapmaya çalışmamdır.I guess it's best I try to do this.
Oradaki ofisimizde çalışmak için seni Boston'a göndereceğiz.We're going to send you to Boston to work in our office there.
Boston'da çalışmayı seviyorum.I love working in Boston.
Boston'da bir iş bulmaya çalışmayı düşündün mü?Have you considered trying to find a job in Boston?
Sıkı çalışma yoluyla sosyal durumunuzu değiştirebilirsiniz.You can change your social condition through hard work.
Çalışmazsan sınavı geçemezsin.If you don't study, you won't pass the exam.
O, çalışmaya devam etti.He went on working.