çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çalışmaktan yoruldum, öğle yemeği yemek istiyorum.I'm tired of work. I want to have lunch.
Emily büyük bir şirkette çalışmak istiyor.Emily wants to work in a major company.
Çalışma grubundaki iyi takım ruhu olumlu olarak değerlendirilir.The good team spirit in the work group is valued positively.
Gençken daha çok çalışmalıydım.I should've studied more when I was young.
Bilgisayarım artık çalışmayacak.My computer won't start up anymore.
Benim bilgisayarım artık çalışmaz.My computer doesn't boot up anymore.
Paris'e sanat çalışmaya gitti.She went to Paris to study arts.
Sonsuza dek yaşamaya çalışma. Başaramayacaksın.Do not try to live for ever. You will not succeed.
Çalışmaya sabah saat sekizde başlıyorum.I start work at eight in the morning.
Yardım etmeye çalışmamız gerekmiyor mu?Shouldn't we try to help?
Tom'a bugün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacağını söyle.Tell Tom he's going to have to work late today.
Tom tam olarak 9'dan 5'e kadar çalışmaz.Tom is not exactly the 9-to-5 type.
Hastanede çalışmak isterim.I'd like to work at a hospital.
Bu tür çalışma bir erkeğin karakterini güçlendirir.Such work tempers a man's character.
Fransızca çalışmak çok eğlenceli.Studying French is a lot of fun.
Gelecek hafta kaç saat çalışmayı planlıyorsun?How many hours do you plan to work next week?
Birlikte çalışmamız gerek.We need to work together.
Tatoeba'yı daha iyi bir internet sitesi yapmak için birlikte çalışmalıyız.We need to work together in order to make Tatoeba a better website.
Dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için birlikte çalışmamız gerek.We need to work together in order to make the world a better place.
Ben insanlarla çalışmayı çok tercih ederim.I much prefer to work with people.
Çalışmaya yedide başlar.She starts working at seven.
Pazar günleri hiç kimse çalışmaz.No one works on Sundays.
Çok sayıda üniversite mezununun bile asgari ücretle çalışmak zorunda olduklarını duydum.I heard that even a lot of college graduates have to work for minimum wage.
Tom Avustralya büyük elçiliği için çalışmaktadır.Tom works for the Australian embassy.
Nisan ayında çalışmaya başladık.In the April we began the work.
Her zaman elinden geleni yapmaya çalışmalısın.You should always try to do your best.
Tom yıllardır Mary'nin şoförü olarak çalışmaktadır.Tom has been working as Mary's chauffeur for years.
Tom'un bugünlerde yaptığı bütün şey çalışmak.All Tom does nowadays is study.
Hem Tom hem de Mary Fransızca çalışmaktadır.Both Tom and Mary study French.
Fransızca çalışmaya ilk başladığında kaç yaşındaydın?How old were you when you first started studying French?
Gelecek sefer biraz daha çok çalışmalıyım.I have to try a little harder next time.
Gitar çalışması yaparak çok zaman harcarım.I spend a lot of time practicing the guitar.
Pazar günü çalışmak zorunda olmayacağımı umuyordum.I was hoping I wouldn't have to work on Sunday.
Bizim için çalışmayı sevdiğine sevindim.I'm glad you enjoy working for us.
Çalışmama ihtiyacın varsa pazar günü çalışmaya hazırım.I'm willing to work on Sunday if you need me to.
Daha önce hiç bu kadar çok çalışmadım.I've never worked this hard before.
Tom'la çalışmak gerçek bir zevkti.It was a real pleasure to work with Tom.
Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Belki bir seferde bir şey yapmaya çalışmalısın.Perhaps you should try doing one thing at a time.
Tom'u daha çok çalışması için zorladık.We urged Tom to study harder.
Gerçekten daha çok çalışmalısın.You really ought to study harder.
Gerçekten daha çok çalışman gerekiyor.You really ought to study harder.
Tom her zaman Fransızca çalışmak istedi.Tom always wanted to study French.
Tom bana Fransızca çalışmayı sevip sevmediğimi sordu.Tom asked me if I liked studying French.
Tom başarısını çok çalışmaya bağladı.Tom attributed his success to hard work.
Tom üç yıl önce bizim şirket için çalışmaya başladı.Tom began to work for our company three years ago.
Tom kısa bir aradan sonra çalışmaya devam etti.Tom continued working after a short break.
Tom geçen yaz hiç çalışmadı.Tom didn't study at all last summer.
Tom pazartesi gecesi çalışmadı.Tom didn't work on Monday night.
Tom Fransızca çalışmaya başladı.Tom has begun studying French.
Tom daha çok çalışmamız için bizi teşvik ettiTom inspired us to work harder.
Tom pazar günü çalışmaya istekli.Tom is willing to work on Sunday.
Tom beni kandırmaya çalışmaması gerektiğini bilir.Tom knows better than to try to trick me.
Tom asla Fransızca çalışmak istemedi.Tom never wanted to study French.
Tom muhtemelen gelecek hafta sonu çalışmalı.Tom probably needs to work next weekend.
Tom kapının mandalını açmaya çalışmak için açıklıktan çite ulaştı.Tom reached through the gap in the fence to try to unlatch the gate.
Tom arabayı yeniden çalıştırmaya çalıştı ama o çalışmadı.Tom tried to restart the car, but it wouldn't start.
Tom masa lambasını açtı ve çalışmaya başladı.Tom turned on the desk lamp and started working.
Arabam soğuktan çalışmadı.My car didn't start because of the cold.
Sonsuza kadar bir fast food yerinde çalışmak istemiyorum.I don't want to work at a fast-food place forever.