çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Biz bir şey yemeden saatlerce çalışmaya devam ettik.We kept on working for hours without eating anything.
Onun başarısını sıkı çalışmaya bağladık.We ascribe his success to hard work.
Onun çalışmaktan nefret ettiğini söylüyorlar.They say that he hates to study.
Aşırı çalışma ve yetersiz yemeklerden dolayı, o hastalandı.What with overwork and poor meals, she fell ill.
Yorgunluk fazla çalışmanın doğal sonucudur.Fatigue is the natural result of overwork.
Onun sağlığı fazla çalışmadan dolayı bozuldu.His health has broken down because of overwork.
O, ailesini desteklemek için çok çalışmak zorunda.He has to work hard so as to support his family.
Bir sürü kadın hem evde çalışırlar hem de dışarı çalışmaya giderler.Lots of women both run a home and go out to work.
Bay Kato çalışmak için artık çok yaşlıydı.Mr Kato was too old to work any longer.
Saatler süren çalışmadan sonra yoruldu.He was worn out after hours of work.
Saatlerce çalışmaktan yoruldum.I felt tired from having worked for hours.
Çalışma avareliğe tercih edilir.Work is preferable to idleness.
Ben onu sıkı çalışma programıma katacağım.I'll work that into my tight schedule.
Başarılı olmak istiyorsa, daha fazla çalışması gerekir.If he wants to succeed at all, he must work harder.
İngilizce çalışmaya başladın mı?Have you begun studying English?
Her gün İngilizce çalışmalısın.You must study English every day.
Yağışlı hava onun bahçede çalışmasını önledi.The rainy weather prevented her from working in the garden.
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Bir tam günlük çalışmadan sonra bir bardak bira gibi bir şey yoktur.There is nothing like a glass of beer after a whole day's work.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
Eğer çok çalışmazsan kötü puanlar almaya devam edeceksin.If you don't study hard, you'll continue to get poor scores.
Çok çalışmazsan, başarılı olmazsın.You won't succeed unless you work hard.
Çok çalışmazsan, başarılı olamazsın.You can't get ahead if you don't work hard.
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Sizin şirkette çalışmak için sabırsızlanıyoruz.I'm looking forward to serving your company.
Doktor ona çok fazla çalışmayı bırakmasını önerdi.The doctor advised him to stop working too much.
Yaşadığımız kadar çalışmalıyız.We must work as long as we live.
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Radyo çalışmaz.The radio will not work.
İyi notlar alma, çok çalışmayı gerektirir.Making good grades requires studying hard.
Bay Young oğlunun daha çok çalışmasını diliyor.Mr. Young wishes his son would study harder.
Daha çok çalışmazsan, kesinlikle başarısız olursun.You are bound to fail unless you study harder.
Daha sıkı çalışmadığıma pişman oldum.I regret that I did not work harder.
Daha çok çalışmazsan, başarısız olursun.You will fail unless you work harder.
Daha iyi davranmaya çalışmalısın.You should try to behave better.
Lütfen ona daha çok çalışmasını tavsiye eder misiniz?Will you please advise him to work harder?
Ona daha sıkı çalışmasını öğütler misiniz lütfen?Will you please advise him to work harder?
Daha fazla çalışmazsan hiçbir şeyi başaramayacaksın.You'll never achieve anything if you don't study harder.
Başarılı olmak için çok çalışmalısın.If you are to succeed, you must work hard.
Ailem olmasa, çok fazla çalışmam.But for my family, I would not work so hard.
Sağlıklı olsaydım, çalışmalarıma devam edebilirdim.If I were in good health, I could pursue my studies.
Başarılı olacaksanız sıkı çalışmalısınız.You must work hard if you are to succeed.
Hayalini gerçekleştireceksen, daha fazla çalışmak zorundasın.If you are to realize your dream, you must work harder.
Sınavında başarılı olacaksan, sıkı çalışmalısın.If you are to succeed in the exam, you must study hard.
Eğer başarılı olacaksan daha çok çalışmalısın.If you are to succeed, you must work harder.
İşi hazirandan önce bitirmek istiyorsan çok daha iyi çalışmak zorunda kalacaksın.If you are to finish the work before June, you will have to work much better.
Bir üniversite öğrencisi olduğundan, daha fazla çalışmalısın.Now that you're a college student, you should study harder.
Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.It's time to work now. Let's get down to business.
Mary hastalığına rağmen çalışmaya devam etti.Mary kept on working in spite of her illness.
Meyer ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma olağandışıydı.The study by Meyer and his colleagues was unusual.
Mike Pazartesi basketbol çalışmaz.Mike doesn't practice basketball on Monday.
Övgü öğrencileri çok çalışmaya teşvik eder.Praise stimulates students to work hard.
Bob, çok çalışmaya alışkın.Bob is accustomed to hard work.
Gece çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all the workers objected to working at night.
Patronun çalışmanız hakkında iyi bir fikri var.The boss has a good opinion of your work.
Diğer öğrencilere yetişmem için çok çalışmam gerekiyordu.I had to work hard to keep up with the other students.
Hawking çalışmalarına geri döndü.Hawking went back to his studies.
Beth çok sıkı çalışmak zorunda kaldı, ve şimdi o aç ve bitkin.Beth had to work very hard, and now she is hungry and exhausted.
Fren çalışmayı durdurdu.The brake stopped working.