çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Pazar günü çalışmaya zorlandım.I was forced to work on Sunday.
Tüm sıkı çalışman için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for all your hard work.
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Eğer Fransızca çalışacaksam bir yerli Fransızca konuşucusuyla çalışmayı tercih ederim.If I were to study French, I'd prefer to study with a native French speaker.
Kütüphanede çalışmayı denemek isteyebilirsin.You might want to try studying in the library.
Arkadaşlar ders çalışmak için kütüphaneye geri geliyorlar.Friends come back to the library to study.
Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.Trying to teach a fool is like providing medical treatment for a dead man.
10:00'a kadar çalışmayı planlıyor musun?Do you plan to work until 10:00?
Saat ona kadar çalışmayı planlıyor musun?Do you plan to work until 10:00?
10:00'a kadar çalışmaya devam edecek misin?Are you going to continue working until 10:00?
Saat 10:00'a kadar çalışmaya devam etmeyi planlıyor musun?Do you plan to continue working until 10:00?
Tanınmış şair çalışma odasında intihar girişiminde bulundu.The well-known poet attempted to commit suicide in his study.
Tom bir yerli Japonca konuşuru ile Japonca çalışmak istedi.Tom wanted to study Japanese with a native Japanese speaker.
Tom Pazartesi öğleden sonraları genellikle çalışmak zorunda değildir.Tom usually doesn't have to work on Monday afternoons.
Tom planör uçuşu çalışmaya başladı.Tom took up hang gliding.
Tom pazar günü asla çalışmazTom never works on Sunday.
Tom bu dersi geçmeyi umuyorsa daha çok çalışması gerekli.Tom needs to study more if he hopes to pass this class.
Tom çalışmak için çok yorgun.Tom is too tired to study.
Tom dışarıda çalışmaya alışıktır.Tom is accustomed to working outside.
Tom henüz sınav için çalışmaya başlamadı bile.Tom hasn't even started studying for the exam yet.
Tom çok çalışmak ve sınıfındaki diğer öğrencilere yetişmek zorunda.Tom has to study hard and catch up with the other students in his class.
Tom pazar hariç her gün çalışmaya gider.Tom goes to work every day but Sunday.
Tom makinenin niçin çalışmadığını anladı.Tom figured out why the machine wasn't working.
Tom yarın çalışmak istemiyor.Tom doesn't want to work tomorrow.
Tom'un çalışmasına gerek yok. O zengindir.Tom doesn't need to work. He's rich.
Tom burada çalışmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like working here.
Tom bugün çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work today.
Tom o kadar çok çalışmak zorunda değildir.Tom doesn't have to work so hard.
Tom pazartesi günleri çalışmak zorunda değildir.Tom doesn't have to work on Mondays.
Tom, pazartesileri çalışmak zorunda değil.Tom doesn't have to work on Mondays.
Tom Fransızca çalışmak zorunda değil. Zaten onu oldukça iyi konuşabiliyor.Tom doesn't have to study French. He can already speak it quite well.
Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like working this morning.
Tom modaya ayak uydurmaya bile çalışmaz.Tom doesn't even try to keep up with fashion.
Tom geçen Pazartesi çalışmadı.Tom didn't work last Monday.
Tom bugün çalışmak için bir kravat takmadı.Tom didn't wear a tie to work today.
Tom geçen hafta sonu hiç çalışmadı.Tom didn't study at all last weekend.
Tom otuzuna kadar Fransızca çalışmaya başlamadı.Tom didn't start to study French until he was thirty.
Tom arabasının niçin çalışmadığını bilmiyordu.Tom didn't know why his car wouldn't start.
Tom iyi hissediyordu, ama her halükarda çalışmaya gitti.Tom didn't feel well, but he went to work anyway.
Tom çalıştı fakat çok çalışmadı.Tom did study, but he didn't study very much.
Tom daha çok çalışmaya karar verdi.Tom decided to study harder.
Tom günde üç saat Fransızca çalışmaya karar verdi.Tom decided that he was going to study French for three hours a day.
Tom çalışmak zorunda olduğu için konsere gidemedi.Tom couldn't go to the concert because he had to work.
Tom hâlâ ortaokulda iken karate çalışmaya başladı.Tom began to study karate when he was still in junior high school.
Tom ve karısı kıt kanaat geçinmek için her ikisi çalışmak zorunda.Tom and his wife both have to work to make ends meet.
Tom, Cumalar hariç, çalışmak için her zaman kravat takar.Tom always wears a tie to work, except on Fridays.
Tom'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.The workers at Tom's company are demanding shorter working hours.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Tom'un pazar günü hiç çalışıp çalışmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever works on Sunday.
Tom'un Rusça öğrenmeye çalışmakla ilgilendiğinden bile şüpheliyim.I doubt that Tom is even interested in trying to learn Russian.
Tom'un şu an çalışmak istediğini düşünmüyorum.I don't think Tom is in the mood to work right now.
Tom çalışmak için genellikle bir kravat takar mı?Does Tom usually wear a tie to work?
Tom Mary'yi daha çok çalışması için teşvik etti.Tom urged Mary to study harder.
Tom Mary'ye o kadar çok çalışmamasını söyledi.Tom told Mary not to study so hard.
Tom Mary'nin çalışmasından memnun olmaktan uzaktır.Tom is far from satisfied with Mary's work.
Tom Mary ile çalışmaya alışkındı.Tom got used to working with Mary.
Tom, Mary ile çalışmaktan usandı ve istifa etti.Tom got tired of working with Mary and quit.
Tom Mary için çalışmaktan hoşlandı.Tom enjoyed working for Mary.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için bile çalışmaz.Tom doesn't even try to help Mary.