çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary ile çalışmak istemiyordu.Tom didn't want to work with Mary.
Tom Mary'nin sıkı çalışmasını takdir etti.Tom appreciated Mary's hard work.
Tom Mary'yi onun asistanı olarak çalışması için atadı.Tom appointed Mary to act as his assistant.
Tom ve Mary daha iyi çalışma koşulları talep etti.Tom and Mary demanded better working conditions.
Tom Mary'ye çalışmasında yardım etmeyi kabul etti.Tom agreed to help Mary with her work.
Tom asgari ücret için çalışmaktadır.Tom's been working for minimum wage.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Tom Mary için çalışmayı gerçekten sevdiğini anladı.Tom found that he actually liked working for Mary.
Tom gece vardiyasında çalışmayı sevmiyor.Tom doesn't like working the graveyard shift.
Tom, mezarlıklık vardiyasında çalışmayı sevmiyor.Tom doesn't like working the graveyard shift.
Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun?If you really need a job, why don't you consider working for Tom?
Geç saatlere kadar çalışmaya alıştık.We got used to late-hour work.
O çok kibar, onunla çalışmayı sevmemin nedeni bu.He's very nice, which is why I like working with him.
İnsanlar çalışmak için yaşama yerine yaşamak için çalışıyorlar.People work to live, instead of living to work.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Çalışma odasısının mobilyasını vergiden düşebildi.He could deduct the furnishing of his work room from his taxes.
Onun çalışma odasının mobilyası vergiden düşürülebilirdi.The furnishing of his work room was tax deductible.
Çalışma odasının mobilyasını vergiden düşürebildi.He could write off his work room's furnishing from his taxes.
Çalışmak zorunda olan sadece Tom değildir. Ben de çalışmak zorundayım.It's not only Tom that has to study. I have to study, too.
Çalışmak zorunda olan tek kişi Tom değildir. Ben de çalışmak zorundayım.Tom isn't the only one who has to study. I have to study as well.
Sadece Tom çalışmak zorunda değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.Not only Tom has to study, but I have to study, too.
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Erkek çalışmalıdır.The man must work.
Daha sıkı çalışmak zorundasın.You have to study harder.
Onun ilginç bir işi var, orada çok çalışmak zorunda.He has an interesting job, where he has to work a lot.
Çalışma yapmak için çok yorgunum.I'm too tired to do study.
Tom'a daha çok benzemeye çalışmalısın.You should try to be more like Tom.
Tom bu sabahtan beri bu rapor üstünde çalışmaktadır.Tom's been working on this report since this morning.
Tom Mary'den daha çok çalışmasını istedi.Tom wanted Mary to work harder.
Tom Mary'ye daha çok çalışması gerektiğini söyledi.Tom told Mary she should study harder.
Tom Fransızca çalışmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to study French.
Tom'la birlikte çalışması çok kolaydır.Tom is very easy to work with.
Kıt kanaat geçinmek için Tom eskisinden daha çok çalışmak zorunda.Tom has to work harder than he used to to make ends meet.
Tom'un Fransızca çalışma isteği yok.Tom has no desire to study French.
Tom üniversiteden mezun olduğundan beri bir çevirmen olarak çalışmaktadır.Tom has been working as a translator ever since he graduated from college.
10:00 sonra Tom hemen hemen hiç çalışmaz.Tom hardly ever studies after 10:00 p.m.
Tom Fransızca çalışmak istemiyor fakat çalışmak zorunda.Tom doesn't want to study French, but he has to.
Tom boş bir mide ile çalışmayı sevmez.Tom doesn't like working on an empty stomach.
Tom ağırlık çalışması yapar.Tom does weight training.
Tom Mary kadar çok çalışmadı.Tom didn't work as hard as Mary did.
Tom Mary'nin çalışmasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to work.
Tom gerçekten Fransızca çalışmayı sevmiyordu.Tom didn't really enjoy studying French.
Tom'un çalışmak için fazla zamanı yoktu.Tom didn't have much time for studying.
Tom'un canı hiç çalışmak istemiyordu.Tom didn't feel like studying at all.
Tom anlamaya bile çalışmadı.Tom didn't even try to understand.
Tom kesinlikle bir saat için 300 dolardan daha aşağısına çalışmaz.Tom definitely won't work for less than $300 an hour.
Tom okulu bırakmaya ve tamgün çalışmaya karar verdi.Tom decided to drop out of school and work full-time.
Tom eski halat köprüyü geçmeye çalışmanın mantıklı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be sensible to try to cross the old rope bridge.
Tom Fransızca çalışmanın yararlı olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be beneficial to study French.
Tom yamaç paraşütü yapmaya çalışmanın eğlenceli olacağına karar verdi.Tom decided that it would be fun to try paragliding.
Tom üç yıl daha Fransızca çalışmaya devam etti.Tom continued to study French for another three years.
Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.Tom considered working for our company, but decided not to.
Tom ve Mary birlikte çalışmak zorundalar.Tom and Mary have to work together.
Tom Mary ile çalışmaya başladığından beri üç yıl oldu.It's been three years since Tom started working for Mary.
Ben her gün sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard each day.
Monica çok çalışmadı.Monica didn't study a lot.
Monica çok ders çalışmaz.Monica doesn't study a lot.
Tom cuma günü geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates to work late on Friday.
Kız kardeşinin çalıştığı gibi çalışmalısın.You should study like your sister does.
Çalışmayı kes!Stop studying!