çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi çalışmalıyım ama Tatoeba'da kalmayı tercih ediyorum.I should study now, but I prefer staying on Tatoeba.
Geceleyin çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all workers refused to work during the night.
İngilizce çalışmak zorundaydım.I had to study English.
Yorulsan da çalışmaya devam etmelisin.There is no rest for the weary.
O, o laboratuvarda çalışmaktadır.He works in that lab.
Onun ilk çalışması insanlar arasında büyük popülerlik kazandı.His first work gained great popularity among people.
Birçok şirket 8 saatlik bir çalışma gününü uyguladı.Lots of companies have implemented an eight-hour working day.
Yeni yıl için umudum daha çok çalışmak.My hope for the new year is to study harder.
Evde çalışmanın birçok yararından biri esnekliktir.Flexibility is one of the many advantages of working from home.
Kim gençken çalışmaya başlarsa, yaşlandıklarında cömertçe yaşarlar.Whoever starts working in their youth, gets to live lavishly when they're older.
Onlar çalışma arkadaşlarımdır.They are both colleagues of mine.
Arapça çalışmak istiyorum.I would like to study Arabic.
Belki Almanca çalışmalıyım.Maybe I should study German.
O, 200 saat ücretsiz çalışma cezasına çarptırıldı.He was sentenced to 200 hours of unpaid work.
Nasıl çalışmadan borçlarımı ödeyebilirim ki!How can I pay my bills without work!
Onun en son müzik parçaları sadece onun daha önceki çalışmasının varyasyonlarıdır.His latest musical pieces are just variants of his earlier work.
Çalışmak özgür kılar.Work makes free.
Bazı adli araştırmacılar karkasların böcek kolonizasyon oranını çalışmaktadırlar.Some forensics researchers study the rate of insect colonization of carcasses.
Onlar da çalışmadılar.They did not work, either.
Onlar ülkeyi değiştirmeye çalışmadılar.They did not try to change the land.
Sosyal reformlar için çalışmakla meşgullerdi.They were busy working for social reforms.
Kendileri için çalışmak üzere serbest bırakıldılar.They were freed to work for themselves.
Onlar daha iyi çalışma koşulları talep etmedi.They did not demand better working conditions.
Çok çalışmadan çok iyi yaşadılar.They lived very well without working very hard.
Onlar daha fazla ödeme ve daha güvenli çalışma koşulları talep ettiler.They demanded more pay and safer working conditions.
Ortak çıkarları için birlikte çalışmaktaydılar.They had been working together for common interests.
Fakir Japon göçmenler düşük ücretle çalışmaya istekliydiler.Poor Japanese immigrants were willing to work for low pay.
Hiç kimse böylesine büyük bir şehri asla havadan ikmal etmeye çalışmamıştı.No one had ever tried to supply such a large city by air.
Onu geri getirmeye çalışmak aptalca olur.To try to bring it back would be foolish.
Haftada kaç kez ders çalışmak istiyorsun?How many times a week do you want to study?
Bazı insanların çalışmamı değerlendireceğini biliyorum.I know that some people value my work.
Windows'un Çalışma Grubu 3.11 için tek eksik özelliği Türkçe klavye düzenidir.The only missing feature of Windows for Workgroups 3.11 is Turkish keyboard layout.
Eğer daha çok çalışmazsan kesinlikle başarısız olursun.If you don't study harder, you'll definitely fail.
Sınavda başarısız olarak hakettiğin cezayı gördün,sınava hiç çalışmadın.It serves you right that you failed your exam. You didn't study for it at all.
Ben o kadar çalışmam.I don't work that much!
Birkaç aydır İtalyanca çalışmaktayım.I have studied Italian for a few months.
Neden bir çalışma grubu oluşturmuyoruz?Why don't we form a study group?
Babam istediğimiz her şeyi bize vermek istediği için çok çalışmaktadır.My father works hard because he wants to give us everything we need.
O, ona çok fazla çalışmayı durdurmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
Çok fazla çalışmayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
O, ona daha çok çalışmasını tavsiye etti.She advised him to study harder.
O, gerçekten kaçmaya çalışmadı.She didn't try to evade the truth.
O, mektubu çevirmeye çalışmadı.She didn't try to translate the letter.
O, daha çok çalışması için onu özendirdi.She prodded him to work harder.
O, ona çalışmasını söyledi.She told him to study.
O, ona daha çok çalışmasını söyledi.She told him to try harder.
O, onu daha çok çalışması için teşvik etti.She urged him to study harder.
Ona onun tarafından daha çok çalışması tavsiye edildi.She was advised by him to work harder.
Çince çalışmak için bütün yazılım çeşitlerini kullanıyorum.I use all kinds of software to study Chinese.
Sanırım benim için çalışma zamanıdır.I think it's time for me to study.
Elektrikle çalışmayan en sevdiğin alet hangisi?What's your favorite non-electrical gadget?
Değiştiremediğin şeyler hakkında şikâyet ederek çok fazla zaman harcamaya çalışma.Try not to spend so much time complaining about things you can't change.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Neden onu etkilemek için çalışmalılar?Why should they try to influence him?
Ben gerçekten zengin olsam böyle bir yerde asla çalışmam.If I were really rich, I would never work in a place like this.
Bizim için çalışmaya karar verirsen sana iki mislini öderiz.If you decide to work for us, we will pay you twice as much.
Metindeki bütün cümleleri hatırlamaya çalışma, bu neredeyse imkansız.Don't try to remember every sentence of the text, it's almost impossible.
O gerçekten şirin ve bu yüzden onunla çalışmayı seviyorumHe's really cute, and so I like working with him.
Kremlin'de çalışmak benim ömür boyu süren düşüm olmuştur.Working in the Kremlin has been my lifelong dream.
Ben Pazar çalışmak zorundaydım.I had to work on Sunday.