çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben çalışmaya devam ettim.I continued working.
Ben test için çalışmalıyım.I have to study for the test.
Çalışmaya ihtiyacı yok.She doesn't need to work.
O çalışma masası Meg için çok küçük.That desk is too small for Meg.
Kendi kendine çalışma ile, vergi muhasebecisi sınavını geçmek mümkün mü?Is it possible to pass the tax accountant exam by self study?
Bir temmuzda çalışmaya başlayacağım.I will start working on July the first.
Fransa'ya gitmeden önce Fransızca çalışmaya karar verdik.Before going to France we decided to study French.
Senin şirketinle çalışmak istiyorum.I want to work with your company.
METRO'da mı çalışmak istiyorsun?!You want to work at METRO?!
Geçen yıl bu şirket için çalışmaya başladım.I started working for this company last year.
Çok çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to work a lot.
Çok ders çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to study a lot.
Ben senin şirketinle çalışmak isterim.I would like to work with your company.
Öğrencilerin daha fazla çalışması gerekiyor.The students ought to study more.
Sınavdan kaldı çünkü yeterince çalışmamıştı.He failed the exam because he had not studied enough.
Pazar günü çalışmaya ihtiyacın var mı?Do you need to work on Sunday?
O, çalışmak zorunda değildir.He doesn't need to work.
Ağabeyim, bir ilaç fabrikasında çalışmayı planlıyor.My older brother is planning to work at a drug factory.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim.Before going to work in Paris, I must brush up on my French.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.Before going to work in Paris, I have to brush up on my French.
Bay Sato hafta sonlarında okçuluk çalışması yapar.Mr. Sato practices archery on weekends.
Benim canım çalışmak istemiyor. Onun yerine bir sinemaya gitmeye ne dersin?I don't feel like working. How about going to a movie instead?
Çalışmaktan nefret ediyorum.I hate studying.
Daha çok çalışmalıydın.You should have studied harder.
Bir genelevde çalışmayı planlıyorum.I plan to work in a brothel.
O bir çevirmen olarak çalışmaktadır.He works as a translator.
O çok çalışmasa bile, onun puanları her zaman benimkinden daha iyidir.His scores are always better than mine, even though he doesn't study very much.
Ebeveynler çocuklarını dürüstlük ve sıkı çalışmanın önemi üzerine etkilemeye çalışıyorlar.Parents try to impress upon their children the importance of honesty and hard work.
O kuşların nasıl uçtuğu üzerine çalışma yaptı.He studied how birds flew.
Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.As long as we live, we have to work.
Gerçek erkekler aerobik yapmak için değil, ağırlık çalışmak için spor salonuna giderler.Real men go to the gym to pump iron, not to do aerobics.
Onun çalışma odası parka bakıyor.His study faces the park.
Onun çalışmaları bilimsel araştırmayı geliştirmeye çok katkıda bulundu.Her studies contributed greatly to developing scientific research.
O hiç çalışma yapmadı.He didn't do any work.
Senin yeterince ders çalışmadığını düşünüyorum.I think that you're not studying enough.
Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin.If anyone is not willing to work, then he is not to eat, either.
Yorgundum ama çalışmaya devam ettim.I was tired, but continued working.
Bilgisayarını doğru kullanmazsan, iyi çalışmaz.If you abuse your computer, it won't work well.
Projede birlikte çalışmayı kabul ettiler.They agreed to work together on the project.
Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.Ecology is the study of living things all around us.
Tom'un çalışma alanı hukuktur.Tom's field of study is law.
Bir ambalaj şirketi için çalışmaktadırlar.They work for a packaging company.
Sizinle çalışmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to work with you.
Proje, üç farklı sınıftan öğrencinin ortak çalışmasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Bilgisayar yoluyla evden çalışmak tuhaf olabilir.Working from home via computer can be lonely.
Tom müzik çalışmayı sever.Tom loves studying music.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğum için randevumu erteledim.I postponed my date because I had to work late.
Patronum çok çalışmam için beni methetti.My boss praised me for my hard work.
Tom'un çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi bekleniyor.Tom is required to wear a suit and tie to work.
Mary çalışmalarında başarılı oldu.Mary succeeded in her studies.
Sıkı çalışmayla, planlarınız başarılı olacaktır.With hard work, your plans will succeed.
Su polosu takımı sabah 5:30'da çalışma yapar.The water polo team practices at 5:30 a.m.
Bir kömür madeninde yıllarca çalışmaktan hastanın akciğer dokusu hasar gördü.The patient's lung tissue was damaged from years of working in a coal mine.
Çalışmak için genellikle ne giyersiniz?What do you usually wear to work?
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
On yıldır kendini biyoloji çalışmalarına adadı.He dedicated himself to biology studies for almost ten years.
Sıkı çalışman için teşekkürler.Thanks for your hard work.
Hiçbir bilgisayar yanmış bir kartla çalışmaya devam edemez.None of the computers can continue to run with a burnt card.
Bilgisayarların hiçbiri yanmış bir kartla çalışmaya devam edemez.None of the computers can continue to run with a burnt card.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.