çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Babam piyano çalışmam için teşvik etti.My father encouraged me to study the piano.
Babam çalışmama yardımcı oldu.My father helped me study.
Babam bir garajı bir çalışma odasına dönüştürdü.My father converted a garage into a study.
Babam bir enerji şirketi için çalışmaktadır.My father works for a power company.
Babam her yıl çalışmak için Detroit'e gitti.Father went to Detroit to work every year.
Gelirine göre yaşamaya çalışmalısın.You should try to live within your income.
Dil bilgisi açısından doğru olan cümle üretmek için çalışman gerekir.You should try to produce grammatical sentences.
Beni çalışmaktan alıkoyma.Don't distract me from studying.
Çalışmazsan, sınavda başarısız olursun.If you don't study, you will fail the exam.
Eğer çalışmayacaksan okula gitmenin bir faydası yok.It is no use going to school if you are not going to study.
Çalışmak için Amerika'ya gidip gitmemenin benim için iyi olduğu yakında belirlenecek.It remains to be seen whether or not going to America to study is good for me.
Ders çalışma.Don't study.
Canım çalışmak istemiyor.I don't feel like studying.
Çalışmalarımda bir mola sırasında televizyon izledim.I watched television during a break in my studies.
Çalışma size iyi gelecek.Study will do you good.
Verimli bir şekilde çalışman gerekir.You should study in an efficient manner.
Benim çalışmalar tamam olacak.My studies are going okay.
Okul çalışması zor mu?Is the school work hard?
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
Lütfen çalışmanıza devam ediniz.Please go on with your study.
Annem yarı zamanlı çalışmama itiraz etti.My mother objected to my working part time.
Anneleri çalışmak için dışarı çıkan bir sürü çocuk var.There are many children whose mothers go out to work.
Okuldan sonra çalışmayla çok meşgulüm.I am very busy practicing after school.
Fırtınadan dolayı yolda çalışma askıya alındı.Work on the road was suspended because of the storm.
Fırtınadan dolayı yol çalışmasına ara verildi.Work on the road was suspended because of the storm.
Her gün üç saat İngilizce çalışmayı kural haline getiriyorum.I make it a rule to study English for 3 hours every day.
Uykulu olduğunuzda çalışmanın faydası yok.It is no use studying when you are sleepy.
Çok fazla çalışma!Don't work too hard!
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study ten hours tomorrow.
Çok çalışmak zorunda olmaman iyi.It is good that you do not have to study so hard.
Çalar saatim çalışmadı. Geç kalmamın nedeni budur.My alarm clock didn't work. That's why I was late.
Ben gece çalışmayı çok tercih ederim.I much prefer working at night.
Beyzbol hakkında en harika şey ekip çalışmasıdır.The most wonderful thing about baseball is teamwork.
Daha çok oyun çalışmak için daha az zaman anlamına gelir.More play will mean less time to study.
Yoko teyze çalışmak için çok zayıf.Aunt Yoko is too weak to work.
Gelecek hafta her gün fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to work overtime every day next week.
Gelecek yıl daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder next year.
Başarısız olmayasın diye çok çalışmalısın.You must study hard lest you fail.
Açıkçası, onunla çalışmak istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to work with him.
İyi bir üniversiteye girmen için tüm yapman gereken çok çalışmak.All you have to do is study hard to get into a good college.
Çalışma ABD'de hayatın çok önemli bir parçasıdır.Work is a very important part of life in the United States.
İşçiler çalışma şartlarına karşı söyleniyorlar.The laborers are murmuring against their working conditions.
Çalışma şartlarını iyileştirmek istiyorlar.They want to better their working conditions.
Senin kollarını sıva ve çalışmaya başla.Roll up your sleeves and get to work.
Ben müdavim olmak istiyorsam, geriye kalanın iki katı kadar çok çalışmak zorundayım.If I'm to become a regular, I have to work twice as hard as the rest.
Bir şirkete girer girmez istesen de istemesen de şirket için çalışmak zorundasın.Once you enter a company, you have to work for the company, whether you want to or not.
Araba çalışmazdı.The car wouldn't start.
Çalışmak istemiyorum.I don't want to work.
Diyetinizde bir anda dramatik değişiklikler yapmaya çalışmayın.Don't try to make dramatic changes to your diet all at once.
O, yeterince çalışmadığı için sınavlarda başarısız oldu.He failed his exams through not studying enough.
O, yorgun olmasına rağmen çalışmaya devam etti.She kept working even though she was tired.
O yorgundu fakat çalışmaya devam etti.She was tired, but she kept working.
O, bütün gün çalışmaya devam etti.He continued working all day.
Öğretmenin söylediği Mary'yi daha çok çalışmaya teşvik etti.What the teacher said encouraged Mary to study harder.
Bugün kütüphanede çalışmam gerekiyordu ama yaklaşık 12.00'de uyandım.Today, I was supposed to study at the library but I woke up around 12 o'clock.
Çalışmam gerekiyor.I need to study.
Onun gerçek sebebi bulmaya çalışmasının hiçbir faydası yok.It's no use for him to try to find out the real reason.
Genç insanların İngilizce çalışması önemli.It's important for young people to study English.
Sanırım onu ikna etmeye çalışmanın bir faydası yok.I think there is no point in trying to persuade him.
Çalışmalarımı bitirdikten sonra, ben bir öğretmen oldum.After having finished my studies, I became a teacher.

İlgili Sayfalar