çalışkan ile cümle

çalışkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanları çalışkandır.Gente che lavora.
Freddie sınıftaki en çalışkan erkektir.James cerca di essere il migliore della classe.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.L' età adolescenziale per lui non fu tanto facile.
Çalışkanlık olmadan başarılı olması mümkün değildir.Невозможно преуспеть без прилежания.
Bir hayli çalışkan olan Harold Lloyd, 1915 - 1919 yılları arasında Roach'un en başarılı aktörü olacaktı.Трудолюбивый Ллойд стал самым успешным из комедийных актеров Роуча между 1915 и 1919.
Çok çalışkandır.Очень трудолюбива.
Pınar Çalışkan".Порох тлеет!»
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Они принадлежали к рабочему классу.
London çalışkan değildir fakat acayip bir beyni vardır.Лондос был невысокого роста, но крепкого телосложения.
Daha o zamandan çalışkandı.Долгое время он работал.
"Hattat Etem Çalışkan ile sohbet".«Беседа жаворонка с зябликом».
Zeki, hızlı ve çalışkandır.Быстрый, работящий.
Çalışkan,üniversiteli,17 yaşında.Ему 17 лет, он учится в старшей школе.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.С раннего детства был трудолюбив.
İnsanları son derece çalışkan ve saygındırlar.Каждый человек ценен и заслуживает уважения.
İşkoliklik ile çalışkanlık aynı şey değildir.Любовь и владение не одно и то же.
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.لعب في مركز الجناح الأيمن، وامتاز بالسرعة والمهارة بالتهديف.
Akönpokön - Sınıfın en çalışkan öğrencisi.Pioneers - أول مجموعة طلابية بالجامعة.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.كانوا من العاملين هناك.
Çok çalışkandır.Ele trabalha duro.
Manila polis teşkilatından arkadaşları onun çalışkan ve nazik biri olduğunu söylediler.Os parentes de Nichols disseram que ele era um homem de família amoroso.
Benson'a genelde herkes güvenir çünkü çok sorumluluk sahibi ve çalışkandır.Ele geralmente pensa em Betty apenas como amigo e confidente.
Kadınları çok çalışkandır.Eles são pessoas muito dedicadas.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Representava a classe dos políticos.
Kısa sürede mücadeleci futbolu ve çalışkanlığı ile takımın gözdesi oldu.Era a chance que teriam jogando o futebol com classe e dedicação.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastiasius ontpopte zich als een energieke hervormer en kundig bestuurder.
O şu anda bu alanda en çalışkan kadın.Het is momenteel het grootste bedrijf op dit gebied.
Pınar Çalışkan".Laat de zon rijzen!".
Ayrıca tutumlu ve çalışkan birisi olarak gösterilmiştir.Anderen beschouwen hem als een toegewijde, hardwerkende man.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Waren dat de voorvechters van de werkende klasse?
Halkı çalışkan ve kanaatkârdır.Ludność pracowita i porządna”.
Daha o zamandan çalışkandı.Od tamtej pory pracował.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Pochodził z klasy pracującej.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.W dzieciństwie niczego mu nie brakowało.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastazjusz okazał się energicznym reformatorem i kompetentnym administratorem.
Adams, çok çalışkan olmamakla ünlüydü.Addison uważa, że nie jest to najlepszy moment.
Mavi, çalışkan, sorumlu bir kedidir.Niebieska i szczupła kocica.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Josh to bardzo impulsywny i inteligentny nastolatek.
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.W okresie swej gry piłkarskiej wykazywał się bramkostrzelnością, przebojowością, siłą i szybkością.
Tom çalışkandı.Tom był bardzo pracowity.
Nurettin Çalışkan, (2002) ODTÜ Tarihçe.En stridsstudie (2002) Förlorare.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Familjen hörde till arbetarklassen.
Kuvvetli yapısı ve çalışkan olması nedeniyle ırkçı davranışlara direnerek okulunu başarıyla bitirdi.Genom energiskt arbete och pengainsamling lyckades han återupprätta skolans status.
Daha o zamandan çalışkandı.Відтоді діяла підпільно.
Nurettin Çalışkan, (2002) ODTÜ Tarihçe.У новому одязі) (2002) Ca pe vremuri (укр.
Çok çalışkandır Annesi başka birisine kaçmıştır.Їхня мати втекла невідомо куди з іншим чоловіком.
Mary çalışkan bir kızdır.Мері — трудяща дівчина.
Sınıf öğretmeni çok çalışkan ve onu sürekli deli etseler de çocukları seven birisidir.Jejich učitelka je pracovitá a miluje děti, ačkoliv ji obvykle dohánějí k šílenství.
İnsanları çalışkandır.Lidé, kteří pracují.
O şu anda bu alanda en çalışkan kadın.Je zatím jedinou ženou, která se vypracovala do takové vysoké politiky.
Elvis çalışkandı, kendini adadı, ve Tanrı da onu sevdi.Eliáš udělat co mu bylo řečeno a chlapec ožil.
Öğretmenleri ondan çokça bahsetmişler ve kendisini çok çalışkan ve düzenli bir öğrenci olarak görüyorlardı.Mnoho učitelů na něj vzpomínalo jako na problémového žáka.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.V dětství nebyl příliš aktivním křesťanem.
Çok çalışkandır.Foarte muncitor.
Cleo: Cleo, kurallara dikkat eden, çalışkan ve zevkli bir kız çocuğudur.Buena Girl) - o fetiță deșteaptă ce joacă tot timpul după reguli.
O hem çekici hem de çalışkandır.El este și atrăgător și muncitor.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.Cu toate că este muncitor, el a rămas sărac.
İdealist, çalışkan bir AP'li.Különleges megjelenésű, jó felépítésű eb.
Daha o zamandan çalışkandı.Addig is hasonlót használt.
Çalışkan ve merhametlidir.Édes természetű és megbocsátó.

İlgili Sayfalar