çalışkan ile cümle
çalışkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Akönpokön - Sınıfın en çalışkan öğrencisi.Akane Soir – a legígéretesebb diák a végzősök közül.
Tahsil hayâtı sırasında çalışkanlığı, gayreti ve doğruluğuyla dikkatleri üzerine topladı.Siellä hän oppi vakavan kunnioituksen työtä, järjestystä ja täsmällisyyttä kohtaan.
Öğrenmeye açık ve çalışkan.Είναι διάφανο και δύσκολο να το δει κανείς.
Bu mektuplara göre Marcus zeki, ciddi fikirli ve çalışkan bir genç portresi çizer.Μέσα από αυτά τα γράμματα φάνηκε ότι ο Μάρκος Αυρήλιος ήταν έξυπνος, σοβαρός και εργατικός νέος.
Zekâsı ve çalışkanlığı sayesinde hocası Şevki Efendi’nin dikkatini çekti.Με την ομορφιά και την εξυπνάδα της καταφέρε να προσελκύσει την προσοχή και έγινε Χασεκί του Ηγεμόνα Μουσταφά.
Diğer âlimlerle tartışmaktan büyük haz duyan Mercator dindardı ve ölümüne kadar çalışkandı.Merwin, ο οποίος θαύμασε τη δουλειά τους και παρέμεινε δια βίου φίλος.
Çalışkan,üniversiteli,17 yaşında.Σπούδασε δάσκαλος σε ηλικία 17 ετών.
O şu anda bu alanda en çalışkan kadın.Dette er i dag områdets største erhverv.
Bilinmeli ki Karahallı insanı çalışkan ve kıvrak zekalıdır.Han mener at at mennesket er socialt lydhør eller svartilbøjelig.
Ünlü Afşar kilimleri, bu çalışkan kadınların el emeğidir.Tradisjonelt er slike håndverkstjenester lavlønnet kvinnearbeid.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Hvis vi enda var arbeidsfolk!
Çalışkanlığına rağmen bazen sağlığı kötüleşiyordu.Etter en tid gikk det verre med hans helse.
İmparator Taizong, çalışkan ve gayretli bir imparator olarak hatırlanır.Kaisar Taizong diingat sebagai kaisar yang cerdas dan pekerja keras.
Miri - Sınıfın en çalışkan kız öğrencisi.Astri, cewek yang paling ditaksir cowok waktu SMU.
Üstün çalışkanlığı ile ilim sahibi oldu.Ajaran dan peran ayahnya memang mempersiapkannya atas takdirnya yang besar.
Pliny arkadaşını, "kendisini yazmaya adamış sessiz ve çalışkan" birisi olarak tasvir eder.Plinius menggambarkannya sebagai "pendiam dan tekun belajar, seorang yang berdedikasi menulis."
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastasius đã chứng tỏ mình là một nhà cải cách nhiệt huyết và có tài lãnh đạo.
Konukseverdirler ve çalışkandırlar.Các nhân viên hướng dẫn khách tận tình và chuyên nghiệp.
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.Trong sự nghiệp bóng đá, anh chơi ở vị trí tiền vệ cánh và nổi tiếng với tốc độ và kỹ thuật của mình.
Hayriye Pelin Çalışkanoğlu ...Lý trưởng Trò Chơi Sinh Tử...
Jimmy gelmeden önce sınıfın en çalışkanıydı.マリーが来るまではクラスで一番だった。
Çok çalışkandır.とても働き者。
Nurettin Çalışkan, (2002) ODTÜ Tarihçe.るり - 『るり式』(2002年)収録。
Konukseverdirler ve çalışkandırlar.ホスト、経営者。
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.労働者階級の出身だった。
"Hattat Etem Çalışkan ile sohbet".』と語尾をつけてしゃべる。
İnsanları son derece çalışkan ve saygındırlar.私は彼らに大きな敬意と誇りを持っている。
Tutumu ve çalışkanlığıyla Hollanda'da iyi bir izlenim bıraktı.オランダで活躍していた時期、その強さと美貌で絶大なる人気を誇った。
(1. tekil şahıs eki) Bu çorak araziyi yeşertenler çalışkan köylülerdi.(※1)実際に今村久仁人の汗が付けられた。
Tom çalışkan bir aile adamı.トムは真面目な家族持ちだ。
İşkoliklik ile çalışkanlık aynı şey değildir.造事营生,业亦不异。
Çalışkanlığına rağmen bazen sağlığı kötüleşiyordu.在他的创作旺盛时期,他的健康恶化。
Doğal, iyi niyetli, karizmatik ve çalışkan bir adam olan Galip, hep hayırlı bir evlat olmuştur.与一个如此有才华、有趣又善良的人一起,这是一个愉快的工作。
Elvis çalışkandı, kendini adadı, ve Tanrı da onu sevdi.從此他成瘸子,眾神也嘲笑他,赫拉也不喜歡他。
Hayriye Pelin Çalışkanoğlu ...아들 역 더 플레이 ...
Abigail Adams, Sally'den ayrıca "çalışkan ve düzenli biri" olarak bahsetmiştir.바비 앤 메이슨은 그녀를 “깔끔하고 침착한 미스 아메리카”라고 말하기도 했다.
Pınar Çalışkan".OGN이 걸어갈 길”.
Öğretmenleri ondan çokça bahsetmişler ve kendisini çok çalışkan ve düzenli bir öğrenci olarak görüyorlardı.מיד המשיכו לשאול אותו וראו כי הינו תלמיד חכם עצום.
O şu anda bu alanda en çalışkan kadın.כרגע אני האדם הכי מאושר בעולם.
Pınar Çalışkan".כעשן תכלה."
Bu görevindeki çalışkanlığı ve başarısı nedeniyle, önce memurluk sonra hulefalık derecesine yükseltildi.אבל גאוותם וחמדתם גברה בלבם, לאחר שסיימו את המלאכה.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.מוריאמה נודע כאדם רגוע ובעל יכולות ניהול משא ומתן, וידע להגיע לפשרות.
22 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "Çalışkan istifa etti".На 23 април 1999 г. е освободен „поради преминаване на друга работа“.
O şu anda bu alanda en çalışkan kadın.U tom trenutku je bila najmoćnija žena na svijetu.
Babası çalışkan ve orta halli bir çiftçiydi.Otac mu je bio poluslobodni seljak.
İdealist, çalışkan bir AP'li.Stjepana Radića bb, Ljubuški.
Son derece zeki ve çalışkan olan Light başarılı fakat hayatından sıkılmış 17 yaşında bir lise öğrencisi.Light je inteligentný, populárny, ale znudený 17-ročný študent.
İşkoliklik ile çalışkanlık aynı şey değildir.Súcno a bytie nie je to isté.
Ceylan Çalışkan hakkında ayrıntılı bilgiInformácie o Auparku Žilina
Halkı çalışkan, iyi niyetli, misafirperver, dürüst ve saygılıdır.Ľudia sú sympatickí, dobrí, pohostinní a otvorení.
Ayrıca köy çalışkan bir köy olarak bilinir, karşı köylerin bütün inşaatlarını mahalledeki ustalar yapmıştır.Projekt poznačila aj korupcia úradníkov a snaha budovať strategické dediny za každú cenu.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastazij se je izkazal kot učinkovit reformator in sposoben državni uradnik.
Çalışkanlığının nedeni de aslında hastalığından gelmektedir.Predvsem je potrebno ugotoviti, da je delovno mesto res pravi povzročitelj poklicne bolezni.
Biz sınıfın çalışkanlarındandık.Starša sta pripadala delavskemu razredu.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Skandan je bil priden in zelo delaven mladenič.
Bu mektuplara göre Marcus zeki, ciddi fikirli ve çalışkan bir genç portresi çizer.Šiuose laiškuose Markas atrodo esąs protingas, rimtas ir sunkiai dirbantis jaunuolis.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastazijus atsiskleidė kaip energingas reformatorius ir geras administratorius.
Akönpokön - Sınıfın en çalışkan öğrencisi.H- pati sunkiausia spiningavimo klasė.
Mary güzel, yetenekli ve çalışkandı.Visi ūkininkai gyveno gerai, buvo sumanūs, darbštūs.
O çok çalışkan.Jis labai darbštus.