çalışan ile cümle
çalışan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Onun bir bankada çalışan bir amcası var.He's got an uncle who works in a bank.
Ben sadece düz eski bir ofis çalışanıyım.I'm just a plain old office worker.
Ben sadece düz bir ofis çalışanıyım.I'm just a plain office worker.
Ben sadece sıradan bir ofis çalışanıyım.I'm just a regular office worker.
Fırında çalışan kız sevimlidir.The girl who works at the bakery is cute.
Ben sadece İngilizceyi, onu ana dili olarak konuşanlardan korumaya çalışan bir göçmenim.I'm only an immigrant trying to protect the English language from its native speakers.
Birçok şirket çalışanlarının internet etkinliğini izlemektedir.Many companies monitor their employees' internet activity.
Sağlık çalışanları ihtiyacı olan insanlara yardım eder.Health workers aid people in need.
Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.The number of employees doubled in ten years.
Genç çalışandan istifa etmesi istendi.The young worker was asked to resign.
İşinde, 30 çalışanı denetler.In her job, she supervises 30 employees.
Çalışanlar yöneticinin önerisini oyladılar.The employees voted on the manager's proposal.
Çalışanların mükemmel performans için nasıl tanınabileceğini söyleyebilir misiniz?Can you say how employees may be recognized for excellent performance?
Fırında çalışan kız şirin.The girl who works at the bakery is pretty.
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.Working men drank hard apple cider.
Avrupalılar kendileri için çalışan Hintlilere sık sık ödeme yaptı.The Europeans often paid Indians to work for them.
Küçük haydut, market çalışanını dövdü.The small thug beat up the convenience store employee.
Başladığımızda, sadece altı çalışanımız vardı.When we started out, we only had six employees.
Ben güneş enerjisi ile çalışan bir araba istiyorum.I want a car that runs on solar power.
Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to treat his employees properly.
Mary John'la çalışan otobüs sürücüsüne bitişik mi yaşıyor?Does Mary live next door to the bus driver that worked with John?
Tom serbest çalışan bir bilgisayar programcısı.Tom is a freelance computer programmer.
Tom'un üç yüzden daha fazla çalışanı var.Tom has more than three hundred employees.
Tom şu anda onun için çalışan on kişiye sahip.Tom currently has ten people working for him.
Erkeklerle eşit olmaya çalışan kadınlar hırstan yoksundur.Women who seek to be equal with men lack ambition.
Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.
İşverenler çalışanlarının yüzde 110 vermesini bekliyor.Employers expect their employees to give 110 percent.
Ev almaya çalışan bir sürü insan var.There are many people trying to buy houses.
Tüm çalışanlar erişim kodunu ezberlemek zorundaydı.All employees had to memorize the access code.
Tüm ofis çalışanlarının neredeyse üçte biri gözlük takar.Almost one-third of all office workers wear glasses.
O, ışınlanma üzerinde çalışan bir fizikçi.He's a physicist working on teleportation.
Toplantı salonu şirketin tüm çalışanlarını alması gerekir.The meeting room must be able to receive all the workers of the company.
Bu, bir çalışanı şimdiye kadar ilk kez kovuşum.This is the first time I've ever fired a worker.
Bu şirket, çalışanlarını gizlice dinliyor.This company has been spying on its employees.
O çalışanlarının ofiste yemek yemelerine izin veriyor.He authorizes his workers to eat at the office.
Müslüman çalışanlara Ramazan ayında erken çıkış izni veriyorlar.They authorize Muslim workers to leave early in Ramadan.
Çalışanların Olimpiyatları izlemesi yasaktır.Employees are prohibited from watching the Olympics.
O, onun için çalışan geniş bir kadroya sahiptir.He has a large staff working for him.
Onun için çalışan büyük bir ekibi var.She has a large staff working for her.
O bu şirketin düzenli bir çalışanı değil.She's not a regular employee of this company.
O bu şirketin tam zamanlı çalışanı değil.She's not a full-time employee of this company.
Tom o fabrikada çalışan birkaç adamı tanıyor.Tom knows a few guys who work at that factory.
O fırında çalışan kız sevimli.The girl who works at that bakery is cute.
Sana sizin için çalışan insanların bazıları hakkında bazı sorular sormak istiyorum.I'd like to ask you some questions about some of the people you have working for you.
New York Times için çalışan bir arkadaşım var.I've got a friend who works for the New York Times.
Onlar yarı zamanlı çalışanlar.They're part-time employees.
Bu projede çalışan herkes milyoner oldu.Everyone who worked on that project became a millionaire.
Birçok çalışan anneler ev ve iş hayatlarını dengelemek için mücadele ediyor.Many working mothers struggle to balance their home and work lives.
Bir uşak özel bir evde bir hizmetçi olarak çalışan adamdır.A manservant is a man who works as a servant in a private house.
O yalınayak çalışan bir avukat.He's an advocate of barefoot running.
Onlar birlikte çalışan mı?Are they collaborators?
Babası bir banka çalışanı.His father is a bank employee.
Lauri çok sıkı çalışan bir öğrencidir.Laurie is a very hardworking student.
Ekmek fırınında çalışan kız sevimlidir.The girl that works at the bakery is cute.
Burada çalışan insanların çoğu, ücretsiz gönüllülerdir.Most of the people working here are unpaid volunteers.
Bizim otuz tane çalışanımız var.We have thirty employees.
Tom çalışanlarına nasıl doğru davranacağını bilmiyordu.Tom didn't know how to treat his employees right.
Yeni çalışan kendini dondurucuda kilitledi.The new employee locked herself in the freezer.
Çalışanlar kaba ve yararsızdır.The employees are rude and unhelpful.
Marketin çalışanı hırsız kovaladı ve bıçaklanarak öldürüldü.The convenience store employee chased the thief and was stabbed to death.