çalışan ile cümle

çalışan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kütüphane çalışanları ve yönetimiyle, iki temel pozisyon üzerinde karara vardık.With the library staff and the library board, we settled on two core positions.
Çünkü İslam felsefesi üzerine çalışanBecause many scholars who study the history of Islamic thought --
Sadece hayatta kalmaya calisan, bu yolda yuruyen bir baba ve ogul.And just a father and son trying to survive, walking along the road.
Endüstri çalışanları olarak sizler bunu anlıyorsunuz ama hükümetler anlamıyor.You understand that in industry; governments don't.
Bu sendikalarda olmayıp da çalışan insanlar da vardır tabi ki de.You also have people working outside of labor unions.
Yerli halkla beraber çalışan... Onları hasta olmamaları için evlerinden dışarı çıkaran...Working with residents, getting them out of their homes, so they don't get ill.
Için çarparak kapı ve kavgalar, sokakta çalışan rakamlar tam rakam saklanma yerleri.You must figure the street full of running figures, of doors slamming and fights for hiding-places.
"Bu bana düzenli rahatsız yapar, o çıplak düşünce ile ilgili çalışan adam ülke!"It makes me regular uncomfortable, the bare thought of that chap running about the country!
Burada çalışanlar müşterileri tarafından sık sık cinsel istismara maruz kalıyolar.The workers here often endure tragic sexual abuse at the hands of their customers.
SK:Evet.Bunun üzerinde çalışan harika bir takımımız var.SK: Oh yeah. No, we have an awesome team working on it.
Gittikçe daha iyi çalışan bir sistem yaratmalısınız.You've got to create a system that will work better and better.
Sağ altta güneşle çalışan hiçbir şey yapmayan oyuncağı.Lower right is a solar do-nothing toy.
Sağlık sigortası olmadan çalışan ailelerin sayısı da yüzde dört arttı.The percentage of working families without health care up by four percent.
Ayrıca, bununla ilişkili başka programlarda çalışan arkadaşlarımız da var.And then we have others working in these other related programs.
Olimpiyatların sıkı çalışan mutantlar için bir vitrin olmasını ister misiniz?Do you want the Olympics to be a showcase for really hardworking mutants?
Çok eğleniyoruz ve çalışanlar bundan zevk alıyorlar.We have a lot of fun and I think the people who work for it enjoy it.
CA:Ve ne kadar çalışan?CA: And how many employees?
Bu çalışan bir prototip.It's a working prototype.
Misafirlere giriş izni yoktu, bu yüzden annem bir hastane çalışanına rüşvet vermişti.There were no visitors allowed, so my mother bribed a hospital worker.
Bu gördükleriniz bu proje için çalışan zeki araştırmacılar, mühendisler ve tasarımcılar.So these are the brilliant scientists, engineers, designers that worked on this project.
Bu Moskova'da çalışan bir websitesi, bu adamlar enfekte olmuş bilgisayarları satın alıyorlar.This is a website operating in Moscow where these guys are buying infected computers.
Sorun şu ki, haberlerin hazırlandığı odalarda da yeterli sayıda kadın çalışan yok.The problem is, of course, there aren't enough women in newsrooms.
Doğru, o sadece çalışan bir aktör.Right, he's just a working actor.
Ve belediye çalışanları ile birlikte harika uygulamalar yaratıyorlar.And there they make great apps, they work with city staffers.
Geçtiğimiz yıl Boston'da Amerika için Programla girişimi kapsamında çalışan bir takımımız vardı.We had a team of fellows in Boston last year through the Code for America program.
Oyuncak ayı teröristi şimdi benim terbiyeli çalışanlarımla dinleniyor.A teddy bear terrorist chilling with my well-mannered crew.
Çünkü geçmeye çalışan ben olduğumda aynı şeyi yapmalarını isterdim.'Cause if it was me, I hope they'd do the same.
Politikacılar bizim için çalışanlardır ve--Politicians are employees of ours and--
"Balina Avı" için tam da bunu yapmaya çalışan bir web arayüzü geliştirdim.I built a web interface for viewing "The Whale Hunt" that attempts to do just this.
Yardım çalışanlarına hayat kurtarmaları için gerekli erişimi sağlamalı.It must give aid workers the access they need to save lives.
Ve bazıları dünyanın dört bir yanında ki İnternet hizmet sağlayıcılarında orta-düzey çalışanlar.And some of them are mid-level employees at Internet service providers around the world.
Hepimiz -hatta pazarlama alanında çalışanlar bile- değeri iki türlü düşünürüz.We tend to, all of us -- even those of us who work in marketing -- to think of value in two ways.
Harvard'daki her çalışan şimdi otomatik olarak bir yaşam fonuna kaydoluyor.Every single Harvard employee is now automatically enrolled in a lifecycle fund.
Benim ilk yaptığım şey çalışanlara şunu sormakAnd the first thing I do is I ask the employees,
Eğer çalışanlarınız onları birbirinden ayıramıyorsa tüketicileriniz de zaten ayıramaz."And if your employees can't tell them apart, neither can your consumers."
Tüm istediği onu aşağı çalışan yapmak yardımcı olmak için eski bir köpek. "All he wants is an old dog to help him to do the running down."
İşte bunlar da TPB için çalışan insanlardan bazıları.Here are some of the people working on it.
Pirate Bay soruşturması adına çalışan bir polis memuru-A police officer that worked with the Pirate Bay investigation-
-telif hakları sorunları için çalışan kurumlara üyeymiş.-is a member of organizations that are working with copyright issues.
26 yaşımdayken, bu şirketleşmiş dünyada, şirketlerin daha karlı olmalarına çalışan biriydim.I was 26 years in the corporate world, trying to make organizations profitable.
Adobe Illustratorımsı bir şeyin çalışan bir versiyonunu kurmuştum.I built a working version of an Adobe illustrator-ish thing.
Ve bir tür çalışan bilgisayar.And it's a sort of a working computer.
Araba yapan, aynı bu şekilde çalışan kadınlar ve erkekler tarafından yapıldılar.And it's done by men and women working just like this, making cars.
Gerçi şu gerçeği fazlasıyla kabullendik ki biz, BMW çatısı altında çalışan hanımlarız.We've pretty much accepted the fact, though, that we are the women in the organization at BMW --
Apple bilgisayarları ev aletleriyle birleştirmeye çalışan bir politika izliyordu.Apple aimed to merge the computer with the household appliance
Çalışanlarını iyi eğit!Educate your staff properly!
Üniversiteye geri dönersek, bizim güneş enerjisiyle çalışan bir saat tasarlama hızlı projemiz vardı.Back in university, we had a quick project to design some solar-powered clocks.
31 adet çalışan bulundu.It's found 31 workers.
Ama, kurum çalışanları ve ambulanstakiler ve hatta yargıç aynı şeyi söylemiş:But the welfare workers and the ambulance people and the judge all said the same thing:
Üç bin çalışanın hiç birini çıkarmadı; hepsine maaşlarını vermeye devam etti.3,000 employees. He kept every one of them on the payroll.
Çalışanları, çabasından ilham alıyorlar.His employees are inspired by the effort.
"Karanlık odada çalışan kızı bir adam seviyor.""A guy sure loves the girl who works in the darkroom."
Bu yaklaşımı gerçekleştirmek için çalışan pek çok firma var.And many, many different companies are working on leveraging these approaches.
1930'da her emekli insan için 41 çalışan düşüyordu.In 1930, there were 41 workers per retiree.
2010'da Amerika'da her emekli insan için 2 çalışan.In 2010, two workers per retiree in the U.S.
Eskiden eğer zenginseniz, kelimenin tam anlamı ile sizin için çalışan insanlarınız var demekti.In the old days, if you were rich, you literally had people working for you.
14. Lui için çalışan pek çok kişi vardı.Louis XlV had a lot of people working for him.
Diğer hayvanlar için çalışan hayvanlar da var.Now, you do get other animals working for each other too.
Kim tarafından mı? bir "uç seviyede alım gücü" projesi üstünde çalışanAnd by whom?
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.At least an Indian trying to get one of these American books in Park Slope, forget it.

İlgili Sayfalar