çadır ile cümle

çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her bir çentürya da 8er adamdan oluşan 10 "çadır grubu"na ayrılmıştı.Au tras și soldații și au căzut “vreo opt din mulți”, din rândul românilor.
Ortalama 5 gün süren çadır kamplarında izciler 5 gün boyunca doğayla baş başa etkinliklerini yaparlar.În sălbăticie, șobolanii de apă trăiesc în medie doar aproximativ cinci luni.
Daha sonra Timur Sivrihisar'a geldi ve çadırlar kuruldu.Ulterior, naosul a fost extins spre vest, unde s-a construit pronaosul.
Bir böceğe dönüşüp gizlice çadıra sızmıştır.Se întind într-o tavă și se uscă la cuptor.
Jack ve Juliet bir yandan Juliet'in çadırını yaparken bir yandan konuşmaktadırlar.Jack és Juliet beszélgetnek a parton, miközben építgetik Juliet sátrát.
Büyük ve görkemli çadır.Nagy és zsiros legelő.
Şekillerine göre çadırlar üç şekilde gruplanır.Grafikái három dimenzióba emelik a síkidomokat.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Kun Kate on teltassa, Hurley paljastaa Jackille, että oli nähnyt aiemmin Katen hallussa aseen.
Çünkü yurt aynı zamanda çadır demektir.Rakennus toimii samalla myös majakkana.
Çadırın özel bir iç bölümü vardır.Nahkiaisen majakasta on erillinen artikkeli.
Birkaç ok da çadıra saplandı."Jopa kansitaide osui nappiin.
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Η Γκιζέλντα έχει περιπλανηθεί μακριά από το στρατόπεδο του πατέρα της.
Çadırlarda kapı "güneşin doğduğu yöne saygı" nedeniyle doğuya açılırdı.Έχτισαν τα σπίτια τους στραμμένα προς την ανατολή για να βλέπουν τον ήλιο που ανατέλλει =(Λυκόφως,Λυκαυγή).
Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.Οι ατμομηχανές και τα βασικά μηχανήματα μπορούσαν να διασωθούν.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlade teltet og de hører et pistolskud.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Da hun er i teltet fortæller Hurley Jack at Kate har en pistol.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys tager Drogo i hendes telt og sender bud efter Mirri Maz Duur (Mia Soteriou) for at hjælpe ham.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 boede over 200.000 i lejre bestående af telte og forhåndsproducerede hytter byggede af regeringen.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer går ud af teltet og siger, at han gjorde hvad der måtte gøres.
Kalmak için otele giriş yapabilir, çadır ya da eskimo evi kiralayabilirsiniz.For at få adgang til hotellet skal man enten have lejet et værelse eller have en middagsaftale.
Oktoberfest'te olduğu gibi bira çadırları bu fuarda da kurulmaktadır.Som så mange andre klostre på den tid, bryggede det her også øl.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlate teltet, og hører pistolen bli avfyrt.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 bodde over 200 000 i leire med telt og forhåndsproduserte hytter bygget av regjeringen.
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.Han fikk ansvaret for å vokte Alexios telt ved Pentegostis tidlig i 1094.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odyssevs drepte deretter fangen og skjulte gullet i Palamedes' telt.
Evsizler geçici olarak Golden Gate Parkı'na, sahile ve birçok yere geçici çadırlar kurmuşlardır.Flyktninger satte opp midlertidige teltleirer i Golden Gate Park, Presidio, strender og andre steder.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Jakob ble en rolig mann som holdt seg ved teltene.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer kommer ut fra teltet, og sier han gjorde det som måtte gjøres.
Kamp etkinliklerinde, doğal olarak çadırlar hızlıca sökülüp paketlenirler.Med Bråtveit som trener rykket Vidar klart opp.
Fatih!in çadırı oraya kurulur.Di Ranu Kumbolo dapat didirikan tenda.
Evsizler geçici olarak Golden Gate Parkı'na, sahile ve birçok yere geçici çadırlar kurmuşlardır.Pengungsi menetap sementara di desa tenda di Golden Gate Park, Presidio, pantai, dan tempat lain.
J, Şilo rahipliğiyle bağdaştırılan Buluşma Çadırından veya Nehuştan'dan hiç bahsetmemektedir.J tidak pernah menyebut-nyebut Kemah Pertemuan atau Nehustan yang terkait dengan imamat Silo.
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.Ketika keluarga Sohma mengetahui Tohru sebenarnya tinggal di tenda, mereka terkejut.
Gün Han altın bir otağ (çadır) kurdurur.Pada waktu itu Huánghé (Sungai Kuning) meluap.
Bunlar üç çadır halkıdır.Đô thị này gồm 3 thị ttrấn.
Yaklaşık 1000 işçi flamaları, çadırları ve kamyonlarca çöpü gece boyunca topladı.Hàng nghìn người đổ ra đường phố và đốt cháy các ô tô và cửa hàng trong suốt đêm muộn.
Hakanın çadırın kapısı doğuya bakar.鮫が橋門の東にある。
Çadıra iki muhafız girdikten sonra bunu Brienne yaptı sanırlar ve saldırırlar.二人の護衛がテントに入り、ブライエニーが殺したと思い込んで攻撃する。
Lady Talisa ise Robb'un çadırına girer ve ona bir hikâye anlatır.レディ・タリサがロブのテントに入って来て、ロブは自分の抱える問題を彼女に打ち明ける。
Arslan bin Kâdir Han’ın İslama dâvetini kabul eden on bin çadır halkı Müslüman oldu.輝澄は家康の外孫ということもあって鳥取藩内の鹿野において堪忍料1万石を与えられた。
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.当支店では3台が運行されている。
10,000 kişi bugün Oklahoma City'nin şehir merkezi olan bölgede bir gün içinde kurulan çadır-kente yerleşti.有大概一万人在一天之内在当今的俄克拉何马城闹市创造了一个帐篷城市。
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.知道柚子要搬去和遊矢一起住時感到震驚。
Çünkü yurt aynı zamanda çadır demektir.象来街同时也是一个地名。
Onların şovu devam ederken, gerçek kıyamet de çadır dışında olmaktadır.當爾之時,惟覆亡是懼,豈暇謀及國家。
Bu göçebelikten dolayı, programı büyük bir çadırda sunuyorlar.在周游世界的壮游之中,节目会在巨大的帐篷里进行拍摄。
Bob Ford ise 8 Haziran 1892’de Creede Colorado’daki çadır meyhanede öldürüldü.鲍比·福特于1892年6月8日在科罗拉多州可锐德的泰德酒店被人枪杀射穿喉咙。
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.1094년 초, 그는 펜테고스티스(Pentegostis)에 있는 알렉시우스의 야영지를 지키고 있었다.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.셋 다 모두 구직할 때 기업을 참고하는데 사용한다.
Fatih!in çadırı oraya kurulur.Hello!의 테마에서는 가창에도 참가.
Bugün için üçgen çadırlar çift katlı malzemeden üretilmektedirler.현재 애니메이션은 다양한 소스들을 바탕으로 창작되고 있다.
İzciler için çadır, kamp yeri kurulabilecek alanlar hazırlanmıştır.상비군에 해당되며, 현역에 대비되는 군인으로는 예비역이 있다.
Büyük ve görkemli çadır.הבניין גדול ומפואר.
Han Şatır (Han Çadırı), Kazakistan'ın başkenti Astana'da yer alan bir alışveriş ve eğlence merkezidir.חאן שאטיר (בקזחית: Хан Шатыр) הוא מרכז קניות ובילויים ענק הנמצא במרכז העיר אסטנה בירת קזחסטן.
(Karen'le daha önce hastane çadırında da tanışmışlardır).(אליס הייתה מטופלת בבית החולים).
Kabîleler sefere, kendi çadırları, hayvanları ve kadınları ile bir ordu gibi giderdi.בעבר גודלו בעלי חיים כגון סוסים ופילים למטרות צבאיות.
Ayrıca cadı çadırlarında 1 tane cadı bulunur.היא גילמה אחת משלוש המכשפות בארץ עוץ.
Evsizler geçici olarak Golden Gate Parkı'na, sahile ve birçok yere geçici çadırlar kurmuşlardır.פליטים מהעיר התיישבו בהתיישבויות אוהלים זמניות בפארק שער הזהב, בפרסידיו, בחופים ובמקומות נוספים.
Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı.Жените и децата се крият в пещерите, докато битките приключат.
Kısa bir süre sonra evsiz kalan 200 aile için çadırlar kuruldu.Малко по-късно се заселват още 200 семейства.

İlgili Sayfalar