çadır ile cümle
çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Göçün sonunda toprağa "keçe çadırları" kurulurdu.Apparterrebbero a questo periodo le tombe a forno di "Scalaricotta".
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Takashi durante la sua vita è sempre stato un ragazzo tranquillo.
Bu çadırlara "yurt" denilirdi.Questi lotti erano stati denominati “cantieri”.
2004 yılında Çadır, bir depo yangınında tamamen yandı.Nel 2004 l'edificio venne pesantemente danneggiato a causa di un incendio.
Olanaklıysa bagaj bölümü olan çadırlar tercih edilmelidir.Alcuni modelli invece hanno il bagagliaio posizionato nella parte anteriore della carrozzeria.
Çadırı buraya kurmak kimin fikriydi?Чья была идея поставить здесь палатку?
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Джизельда гуляет вдали от лагеря своего отца.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Дейенерис берёт его в свой шатёр и посылает за Мирри Маз Дуур (Мия Сотериу), чтобы помочь ему.
Yakup ise sürekli çadırda oturuyordu.Чан заскучал и все время сидел на заводе.
Lady Talisa ise Robb'un çadırına girer ve ona bir hikâye anlatır.Затем леди Талиса входит в шатёр Робба, где он делится с ней своими проблемами.
Öngörülemeyen hava koşulları için tünel çadırlar daha konforlu ve güvenli olacaktır.Рокский тоннель станет комфортнее и безопаснее.
Bu çadırlar, çeşitli özellikteki kumaşlardan yapılmıştır.Украшения выполнены из различных раковин.
Büyük ve görkemli çadır.Большое и Кукуево городище.
Çadır ipi gerdimek için kullanılır.Предназначен для утолщения верёвки.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Устанавливается на станок и обслуживается расчётом из трёх человек.
Hakanın çadırın kapısı doğuya bakar.Усыпальница императрицы обращена на восток.
Serbest kaldıktan sonra artık kendi evi de yıkıldığı için bir çadırda yaşamaya başladı.بعد إطلاق سراحها، إضطرت إلى العيش في خيمة، نظرا لأنها كانت ضحية لإخراء الأرض نفسها.
"Alkaevli" kelimesi ak çadırlı anlamında kullanılmıştır.يُلاحظ أن حرف الجر "عل" استُخدم هنا بمعنى "مِن".
Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.توفير الأثاث والمعدات الأساسية.
Ancak Mecdud, 11 Ağustos 1041'de Lahor'daki çadırında ölü bulundu.إلا أن مجدود وجد ميتا في خيمته التى في لاهور في 10 أغسطس 1041.
Gezici olduklarından genellikle genişçe bir çadırda gösterilerini sergilerler.غالباً ما تقام عروض السيرك في خيمة كبيرة.
Büyük ve görkemli çadır.مبنى جميل المنظر وضخم .
O sırada Rick, çadıra girer ve Lori'nin aldığı hapların kutusunu görür ve Lori'yi aramaya koyulur.Ao mesmo tempo, Rick entra na barraca e encontra as pílulas, em seguida, vai ao encontro de Lori.
Viserys onu dinlemez ve ejderha yumurtalarını Daenerys'in çadırından çalmaya kalkar.Viserys não a terá, e esgueira-se até a tenda dela para roubar seus ovos de dragão.
Bob Ford ise 8 Haziran 1892’de Creede Colorado’daki çadır meyhanede öldürüldü.Robert Ford foi assassinado por um pistoleiro em Creede, Colorado, em 8 de junho de 1892.
Çadır ipi gerdimek için kullanılır.Um arco é usado para fazer a corda soar.
Oktoberfest'te olduğu gibi bira çadırları bu fuarda da kurulmaktadır.Festivais da cerveja vão disputar o público nos mesmos dias.
Bu çadırlar, çeşitli özellikteki kumaşlardan yapılmıştır.Sua armadura era feita de uma cota de malha especial.
Ayrıca çadır turizmi de gelişmektedir.A área do entretenimento também evoluiu.
Bu tip çadırlar, plastik türevli çadırlardır.São tubarões de grande porte com focinho pontiagudo.
Serbest kaldıktan sonra artık kendi evi de yıkıldığı için bir çadırda yaşamaya başladı.Após a sua libertação, ela teve que viver em uma tenda,já que ela foi vítima de despejo da terra a si mesma.
Ayrıca vezirlerin çadırı da boz renklidir.Igualmente as representações de caprídeos parecem selvagens.
1175 yılında Eskişehir ovasında toplanan 100.000 çadır Türkmen'in bir kısmı bu bölgeye gelmiştir.Um total de 191,7 milhões de eleitores indianos participaram desta etapa do pleito.
Kral Guy ve Raynald Selahaddin'in çadırına getirildiler.Koning Guy en Reinoud werden afgevoerd naar de hoofdtent van Saladin.
Haçlı askerler çadıra gelerek Pagano'nun çadırlı ordugahta göründüğünü ona bildirler.Soldaten komen zijn tent binnen en vertellen dat Pagano in het kamp gezien is.
Bunun için çoğu kez çift katlı çadırlar kullanılır.Hierbij wordt veelal een dubbele draad doorslaggaren gebruikt.
Bu adam, bu ovada çadır kurup yaşarmış.Hij woonde op dat moment in Schiedam.
Hükümdarın kaldığı çadıra otağ denirdi.Op de voorzijde werd de regerende tsaar afgebeeld.
Gün Han altın bir otağ (çadır) kurdurur.Daaronder wordt een gouden palm gedragen.
Tuvalet, Cecchi ailesinin çadırından birkaç adım uzaktaydı.Germanicus was langs vaderszijde een telg uit het Claudische huis.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Bij de derde toep ben je dan verplicht mee te gaan.
Şekli bir çadırı andırmaktadır.De kerk heeft de vorm van een tent.
Gün Han altın bir otağ (çadır) kurdurur.Sławomir Skręta) Szare dni (muz. i sł.
Birkaç ok da çadıra saplandı.Razem wyjechali pod namiot.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.Przed 1952 ponad 200 tys. imigrantów mieszkało w namiotach w obozach uchodźców.
70000 çadırlık kuvveti vardı.70 000 karabinów Hakim.
Tahtta oturan, çadırını onların üzerine gerecek.Liście siedzące, obejmujące łodygę uszkowatą nasadą.
(Karen'le daha önce hastane çadırında da tanışmışlardır).Odwiedziła też Carlosa w szpitalu.
Çadırın özel bir iç bölümü vardır.Stugan har en ovanlig rumsindelning.
Oktoberfest'te olduğu gibi bira çadırları bu fuarda da kurulmaktadır.I öltälten på Oktoberfest serveras dock öl i Maßkrug av glas.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Вона починає сама красти в магазині, а також намагається знайти там роботу для Тіффані.
Diğer adı ise Çadır dağıdır.Інша назва — місячний камінь.
Çadırdan Saraya Saraydan Sürgüne Osmanlı.З палацу виходить Електра.
Burada otelde değil çadırlarda ve karavanlarda kalınalabilir.Ночувати туристи можуть не тільки в готелях, але і в хостелах, кемпінгах, а також у будинках місцевих жителів.
2004 yılında Çadır, bir depo yangınında tamamen yandı.2004 року селище майже повністю згоріло в результаті великої пожежі.
Burada otelde değil çadırlarda ve karavanlarda kalınalabilir.K dispozici je nejen v cukrárnách, ale i ve vybraných hotelích a restauracích regionu Engadin.
Taziye çadırı kurulur.Ty po snesení zahrabe.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.Până în 1952, peste 200.000 de imigranți trăiau în corturi sau cabane prefeabricate construite de guvern.
Bütün arazi Sohma mülküdür ve Tohru kira ücreti karşılığı arazilerinde çadır kurmasına izin vermelerini ister.Întreaga zonă era proprietatea familiei Sohma, iar Tohru le cere permisiunea de a locui în continuare în cort.
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.Când aceștia descoperă că Tohru locuia într-un cort, sunt surprinși de aceasta.