çadır ile cümle
çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ardından bu gruptan 50 kişi parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu.Над 5000 полицаи поддържат реда през този ден в столицата.
Karavan ve çadırlarla kamp imkanı vardır.Има удобни места за лагеруване с палатка.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odisej je ubio zarobljenika i skrio zlato u Palamedov šator.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Dok se Kate nalazi u šatoru, Hurley otkriva Jacku da ju je vidio ranije s pištoljem.
Kıç çadırı özel kumaştan el işlemeli olurdu.Kotač se mogao skinuti samo u radionici.
Evsiz kalan veya hasarlı evlerine girmekten korkanlar için çadırlar kuruldu.Najviše straha izazivali su arditi (smjeli) ili udarni jurišni odredi.
70000 çadırlık kuvveti vardı.Pokretna snaga imala 870 konjskih snaga.
Günümüzde deri yerine naylon çadırlar da kullanılmaktadır.Danas se sve više zamjenjuju CNC tokarilicama.
Yine onun kaydına göre, bu tarihlerde Kastamonu bölgesinde 100 bin çadır halkı yığılmıştır.Kod nas je dosad zabilježena na stotinjak lokaliteta u Jadranu.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Preto sa rozhodne bývať v stane a nájsť si prácu.
Çadır ve karavanla konaklama imkânı mevcuttur.Je tu možnosť stanovania aj s karavanom.
Bu asiller, babası çadırında uyurken İoannis'in ajanları tarafından öldürülmesine izin vermişlerdir.Tetanus sta povzročila pri zajcih, tako da sta jim v ishiadični živec vbrizgala gnoj bolnika s tetanusom.
26 Şubat'ta kurtarma ekibi terk edilmiş ve parçalanarak kullanılamaz hale gelmiş çadırı buldu.26. oktobra je del linije razpadel dokler niso prišle rezerve, ki so zapolnile vrzel.
Ayrıca cadı çadırlarında 1 tane cadı bulunur.Prvič je aretirana ena od Čarovnic.
Ayrıca vezirlerin çadırı da boz renklidir.Kolumbiečių kartelis irgi pavojinga gauja.
Dale Horvarth adlı yaşlı bir adamın önderliği altında toplanmış bir gruptur ve çadır kampında yaşamaktadırlar.Į jų name nuomojamą kambarį atsikrauto pagyvenęs vyras, vardu Tedas Brotigenas.
Hayvan satış yerlerinde Horasan Iğırbığır çadırlarını görmek mümkündür.Kaimo vietovėse parduotuvėse galima pamatyti žmones medžiotojų apranga su pūkais.
Gökyüzü Yaşam Ağacının ayakta tuttuğu büyük bir çadır olarak düşünülür.Taevast peeti suureks telgiks, mida hoiab üleval elupuu.
Günümüzde deri yerine naylon çadırlar da kullanılmaktadır.Tänapäeval kasutatakse soole asemel nailonit.
Büyük ve görkemli çadır.Suur ja pikasabaline tihane.
Mormont ise onu çadırın içine götürür.Pesa teeb ta maha tihnikusse.
Erecto: Asa ile zahmetsizce ve hızlıca çadır kurmak için kullanılır.Inge Arro: Üllatas, kui sihikindlalt ja kontsentreeritult töötatakse.
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."여기서 300야드 떨어진 곳에 캐러반이 있는데 거기 옆에 텐트가 하나 있지" "가서 함께 밤을 지냅시다, 텐트에서 말이오"
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Conosco una tenda vicino ad un caravan, a 300 metri esatti da qui. Andiamoci. Facciamo l'amore.
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada".Ismerek egy sátrat egy karaván mellett, pont 300 méterre innen Menjünk oda és szeretkezzünk. A sátorban
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Jag känner till ett tält brevid en husvagn, exakt 300 yard härifrån. Låt oss gå dit och älska. I tältet."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Je connais une tente, à coté d'une caravane, à 300 yards d'ici. Allons-y, faisons l'amour. Dans la tente."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Jeg ved, hvor der står et telt ved en campingvogn, 300 meter herfra. Lad os tage derhen og elske, i teltet."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"." Saya tahu tenda dekat kereta, tepat 300 yard dari sini mari kita kesana dan bercumbu di tenda itu
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Sei duma tenda ao lado duma caravana, mesmo a 300 metros daqui. "Vamos até lá e fazemos amor, na tenda."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Vem za šotor poleg prikolice, točno 275 metrov od tukaj. Pojdiva tja in se ljubiva. V šotoru."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Viem o stane vedľa karavanu, presne 300 metrov odtiaľto. Poďme sa tam milovať. V stane."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Vím o stanu vedle karavanu, přesně 300 yardů odsud. Pojďme tam a pomilujme se. Ve stanu."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."Υπάρχει μια σκηνή δίπλα σε ένα τροχόσπιτο, σε 300 γιάρδες από εδώ. Πάμε εκεί να κάνουμε έρωτα. Στην σκηνή."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada".-Знам една палатка до каравана, точно на 300 ярда оттук. Да отидем там и да се любим. В палатката.
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada"."אני מכירה אוהל ליד הקראוון, בדיוק 300 יארד מכאן בוא נלך לשם ונעשה אהבה. בתוך האוהל."
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada".أعرف خيمة بجوار المخيم، تبعد 300 ياردة من هنا لنذهب هناك ونمارس الحب..
"100 metre ilerde karavan yanında bir çadır var, gidip sevişelim orada".そこに行って、いいことしましょう。テントの中で。」 フォードは服を脱いで、片足を、次にもう一方の足を開きました。
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.A dovedie Hospodinovi svoju obeť za vinu ku dveriam stánu shromaždenia, barana obeti za vinu.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.De betrokken man zal een ram als zijn schuldoffer voor de HERE brengen bij de ingang van de tabernakel.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.El să aducă Domnului pentru vina lui, la uşa cortului întîlnirii, un berbece ca jertfă pentru vină.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Er soll aber für seine Schuld dem HERRN vor die Tür der Hütte des Stifts einen Widder zum Schuldopfer bringen;
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Ja mies tuokoon hyvityksenään Herralle vikauhri-oinaan ilmestysmajan ovelle.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.그 남자는 그 속건 제물 곧 속건제 수양을 회막 문 여호와께로 끌어 올 것이요
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Laki-laki itu harus membawa seekor domba jantan ke depan pintu Kemah-Ku untuk kurban ganti rugi
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.L'uomo condurrà al Signore, all'ingresso della tenda del convegno, in sacrificio di riparazione, un ariete
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Men han skal føre sitt skyldoffer frem for Herren, til inngangen til sammenkomstens telt, en skyldoffer-vær.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Och han skall föra fram sitt skuldoffer inför HERREN, till uppenbarelsetältets ingång, en skuldoffersvädur.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Og han skal bringe sit Skyldoffer for HERREN til Åbenbaringsteltets Indgang, en Skyldoffervæder,
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.On pak přivede obět za vinu svou Hospodinu ke dveřím stánku úmluvy, skopce za vinu.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.On pa naj prinese daritev za krivdo GOSPODU k vratom shodnega šatora, ovna v daritev za krivdo.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Także kto by pojął żonę brata swego, sprośność jest; sromotę brata swego odkrył, bez dzieci będą.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.пусть приведет он Господу ко входу скинии собрания жертву повинности, овна в жертву повинности своей;
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.והביא את אשמו ליהוה אל פתח אהל מועד איל אשם׃
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.ويأتي الى الرب بذبيحة لاثمه الى باب خيمة الاجتماع كبشا ذبيحة اثم.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.那 人 要 把 贖 愆 祭 、 就 是 一 隻 公 綿 羊 、 牽 到 會 幕 門 口 、 耶 和 華 面 前
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.那人 要 把 贖愆祭 、 就是 一 隻 公 綿羊 、 牽到 會幕 門口 、 耶和華 面前
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Apoi a aşezat altarul de aur în cortul întîlnirii în faţa perdelei dinlăuntru;
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.A postavil zlatý oltár v stáne shromaždenia pred oponou.
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Az arany oltárt pedig helyhezteté a gyülekezet sátorába a függöny elébe.