çadır ile cümle

çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun yerine otel odaları aramak veya kamping tesislerinde çadır kurmak zorunda kaldılar.Instead, they had to search for hotel rooms or pitch a tent at a campsite.
Yunan Sivil Savunma Dairesi, Lefkada'ya yaklaşık 180 çadır gönderildiğini bildirdi.The Greek Civil Protection Service said around 180 tents had been sent to Lefkada.
Grevcilerin çadırları gün boyu gazeteciler ve onlarca ziyaretçi tarafından ziyaret ediliyor.During the day, their tents are visited by journalists and handfuls of supporters.
Sadece derme çatma bir cami ve gönüllü doktorların kullandığı bir çadıra dokunulmadı.Only a makeshift mosque and a tent used by volunteer doctors were left intact.
"Yatak ve çadırlar dağıtılmaya başlandı.""Beds and tents have started to be distributed."
Ben inşaat için gereken parayı borç olarak aldım; artık daha fazla çadırda yaşayamazdım.I personally borrowed the money needed for the reconstruction; I could not live anymore in a tent.
Yine de pek çok kişi, tepenin yakınlarında çadır kurarak bölgeden ayrılmayı reddediyor.Still, many residents have set up tents near the hill, and refuse relocation.
Çadır cibinlik.Tent made of mosquito netting.
Tebük Seferi'nde peygamberin yanına geldim. Kendisi deriden bir çadır içindeydi. Bana: "Ey Avf!I went to the Prophet during the Expedition to Tabouk while he was sitting in a leather tent.
D.A. Stolypin'e göre, aynı çadırı paylaşarak birlikte yaşamışlardır.[1]According to D.A. Stolypin, they lived together in the same tent.[1]
Çadır sahra hastanelerinde görev yaptılar.They served in tented field hospitals.
Jiisakiiwin aynı zamanda Sarsan Çadır veya Juggler Çadırı olarak da bilinir.The Jiisakiiwin are also known as the Shaking Tent or the Juggler's Tent.
Sözde başkent, yalnızca yerleşim haftasında inşa edilen çadırlı Maglelille kasabasıdır.The purported capital is the tented town of Maglelille, erected only during the week of habitation.
Tüm İranlı komutanlar Karaçakay Han'ın çadırında toplandılar ve ayrıca Giorgi'yi de çağırdılar.All Persian commanders gathered in Qarachaqay Khan's tent and also summoned Giorgi.
Ancak asilzadeler "hediyeleri" almak için çadırlara girdikten sonra katledildiler.However, upon entering the tents to get the "gifts" they were slaughtered.
Halı, kilim, çadır ve diğer çeşitli zemin kaplamaları karkhanas Farrash khana adlandırıldı.The karkhanas of carpet, rugs, tents, and various other floor coverings was called Farrash khana.
Ajouer (Moritanya) kumullarındaki çadırın altında yapılan deve kuskusuCamel couscous, made under the tent in the dunes of Ajouer (Mauritania)
Dördüncüsü, orduyu eğitmek ve yiyecekten baruta ve çadırlara kadar erzak sağlamaktan sorumluydu.Fourth he took charge of training the army and providing supplies, from food to gunpowder to tents.
1100 hasta barakalarda ve çadırlarda barındırılıyor ya da kilisede bakım veriliyordu.[1]1100 invalids were accommodated in sheds and tents, or laid out in rows in the church.[2]
Moğol hükümdarı Gazanın, bir çadırın içinde Kuran'ı incelediğini tasvir ediyor.The Mongol ruler, Ghazan, depicted studying the Quran inside a tent.
FC Saxan Gagauz Yeri, Çadır Lunga, Gagavuzya Moldova merkezli bir Moldova futbol kulübüdür.FC Saxan Gagauz Yeri is a Moldovan football club based in Ceadîr-Lunga, Gagauzia, Moldova.
Epipaleolitik dönem geçici çadırlarının yeniden inşası.Reconstruction of Epipalaeolithic temporary tents.
Çadırda anne, genç kızı ve üç küçük çocuğu vardı.In the tent was the mother, her teenage daughter, and three young children.
Anne, derme çatma çadırdan evinde yorgun ve bitkin görünüyor.The mother looks tired and worn in her makeshift tent home.
Roberta Bondar Parkı ve Çadır Köşkü, Bondar'ın memleketinde (Sault Ste.The Roberta Bondar Park and Tent Pavilion is located in Bondar's home town (Sault Ste.
I. Süleyman 1566'da Zigetvar Kuşatması sırasında çadırında eceliyle öldü.Suleiman I died of natural causes in his tent during the Siege of Szigetvár in 1566.
Louis adındaki mahkûm ona tecavüz etmeye çalıştığında Shirley bir çadırdadır.Shirley is in a tent when the convict named Louis tries to rape her.
Habib, Bizans komutanının çadırına vardığında çoktan oradaydı. [3] [2]When Habib reached the Byzantine commander's tent, she was already there.[3][2]
10. yüzyıla kadar hala, en azından yaz aylarında tahta evleri terk edip çadırlarda oturmuş oldukları bilinir.Zumindest im 10. Jahrhundert verließ man im Sommer noch die Holzhäuser und wohnte im Zelt.
Bob Ford ise 8 Haziran 1892’de Creede Colorado’daki çadır meyhanede öldürüldü.Bob Ford wurde am 8. Juni 1892 in seinem Saloonzelt in Creede, Colorado, erschossen.
Raporunda, tilkilerin yiyecek aramak için çadırlara geldiklerini ve elden yiyecek yediklerini belirtir.Er berichtete, dass die Füchse an die Zelte kamen, um Nahrung zu suchen und aus der Hand zu fressen.
Akça Otağ: Kağan (Hakan) Çadırıdır.Die Tannenberg ist eine gebrochene Schrift (gebrochene Grotesk).
Korsabad kral listesinde ilk on yedi kral için Çadırda yaşayanlar olarak adlandırılır.Die Königsliste nennt ihn noch im ersten Abschnitt, als einen der 17 Könige, die in Zelten lebten.
Taziye çadırı kurulur.Darüber wird das Zelt errichtet.
Bunlar üç çadır halkıdır.Zu dieser gehörten drei Türme.
Çadırın özel bir iç bölümü vardır.Der Ortsteil verfügt über einen Sonderlandeplatz.
Fatih!in çadırı oraya kurulur.Außerdem ist die Firma Schiebel hier beheimatet.
Çadırı nereye kurmalıyız?Où devrions-nous planter la tente ?
Çadırımızı kurduk ve kamp ateşi yaktık.Nous avons installé notre tente et avons construit un feu de camp.
Taziye çadırı kurulur.Elle remplace la tente.
Birkaç çadır da şimdiki mahallenin bulunduğu Alanya sahillerine yerleşmişlerdir.Seules quelques maisons bâties sur la côte étaient présentes.
Derilerinden ayrıca çadır (tupiq), eşya ve saklama kapları da yapılır.En groupe, ils se construisent des digues et des abris avec des branches et de la terre battue.
Dere kıyısında çadır kurmak için uygun düze bir çimlik alan da vadır.Elle comporte aussi une lame pointue pour pénétrer l'herbe.
Çünkü yurt aynı zamanda çadır demektir.Le monastère est en même temps une forteresse.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys lleva a Drogo a su tienda y pide que traigan a Mirri Maz Duur (Mia Soteriou) urgentemente.
Bir çadır dikerler ve düğün yaparlar.Un árbol de Noel y una boda.
Yine onun kaydına göre, bu tarihlerde Kastamonu bölgesinde 100 bin çadır halkı yığılmıştır.La cuestión sigue siendo, dónde están los 100.000 marcos que se dejaron en ella.
Ayrıca vezirlerin çadırı da boz renklidir.Igualmente las representaciones de cápridos parecen salvajes.
2004 yılında Çadır, bir depo yangınında tamamen yandı.En febrero de 2011 su casa quedó totalmente destruida por un incendio.
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Entre ellos se encuentra Giselda, que ha escapado de la tienda de campaña de su padre.
Onun belirlediği bir yerde bir çadır kurulur.Fue colocada una placa en el lugar que marca el sitio donde se encontraba.
Lady Talisa ise Robb'un çadırına girer ve ona bir hikâye anlatır.Talisa entonces entra en la tienda de Robb donde este le confía sus problemas.
Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.Provisiones y necesidades básicas cubiertas.
Jack ve Juliet bir yandan Juliet'in çadırını yaparken bir yandan konuşmaktadırlar.Jack y Juliet hablan de nuevo en la playa, a medida que continúan construyendo su tienda.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Se brinda servicio a 3 ciudades dentro del país a cargo de 3 aerolíneas.
Çadırın özel bir iç bölümü vardır.La ópera tiene una sección especial.
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.Nei primi mesi del 1094 divenne una delle guardie fidate della tenda di Alessio a Pentegostis.
Oymak başının, aşiret başkanının çadırı en çok direği bulunan çadırdır.Notevole è il retablo che adorna la Cappella Maggiore.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Per allevarla, devono trovare un posto dove vivere e si mettono a cercare anche un lavoro.
En öne çıkanları Renaud ve Kral Guy idi, her ikisinin Selahaddin'in çadırına getirilmesi emredildi.I più importanti fra questi erano Rinaldo ed il re Guido, che Saladino ordinò di condurre alla sua tenda.

İlgili Sayfalar